Çete, turizmi seviyor

Hep aynı hedef: Aileler
Turizm cenneti olan Muğla'nın ilçeleri çetelerin de gözdesi. Marmaris'te 'Baranlar' adlı çete Milas'ta korku salan 'Akrep çetesi' gibi işe tefecilik yaparak başladı. Çete, esnafı, ailelerini tehdit ederek korkutuyordu.
Kadın ticareti de var
Fethiye'deki 'Hurdacılar' çetesi ise tefeciliğin yanı sıra 'kadın ticareti'de yapıyordu. Şimdi çökertilen her iki çetenin yüzünden birçok aile ya dağıldı ya da evini terk etti.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi
TİMUR SOYKAN / Arşivi

MUĞLA - Jandarmaya yapılan bir ihbarla ortaya çıkan Milas'ın yanı sıra Türkiye'nin turizm gözdesi Muğla'nın diğer ilçelerinde de lokal çeteler türemiş. Yöntem ve kuruluşları benzer. Çete üyeleri bu ilçelere dışarıdan gelerek yerleşip akrabalık-hemşerilik ilişkileriyle büyümüş ve birer suç örgütüne dönüşmüş. Fethiye'de 'Niğdeli Hurdacılar', Marmaris'te ise
'Baranlar' olarak adlandırılan gruplar, ilçe sakinlerinde huzur bırakmamış. Bu çeteler, Muğla Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Sube Müdürlüğü'nce çökertildi.
Marmaris'te kayıtlara 'Baranlar' olarak geçen çetenin çalışma yöntemi Milas'takiyle benzerlik gösteriyordu. Ekonomik kriz bu çetenin de faaliyet alanını genişletmesine ve yeni kurbanlar bulmasına yardımcı olmuştu. Ayda birkaç kat artan faiz oranları, zorla imzalatılan senetler, zorla tapusu alınan gayrimenkuller ve silahlı tehditlerin yanı sıra onlar da insanların en zayıf noktasını hedef almıştı: Aileleri...
Garsonluktan çeteciliğe
Baran ailesi 1990'larda Bitlis'ten göç ederek Marmaris'e geldi. Garsonluk yapıyorlardı. İlçedeki rantı keşfetmeleri uzun sürmedi. Önce bir kafe açtılar. Bu arada 'tefecilik' yapmaya başladılar. Kafede kumar oynatılıyor ve insanlar borç batağına sürükleniyordu. Çetenin lideri Medeni Baran, kendisine bir büro açtı. Büronun kapısında her gün bir borçlu beliriyor, parayı ödemek için süre istediğinde tehdit ediliyordu.
Marmarisli K.B. de mağdurlardan biriydi. Fehmi ve Medeni Baran'ı garsonluk yaptıkları yıllardan beri tanıyordu. Baran Kafe'de 2001 yılı içinde kumarda kaybettiği miktar 20 milyarı bulmuştu. Borç karşılığında senet yapıldı. "Karın var, çocuğun var, ona göre hesabını yap" diye tehdit ediliyordu. Eline para geçtikçe borcunu ödemeye çalıştı.
İki yılda ödediği miktar 50 milyarı geçmişti. Ancak korku hiç bitmedi...
'Kızınla eşini düşün'
Baranlardan borç alan esnaftan biri de M.S.'ydi. 2002'de işleri iyi gitmediği için Medeni Baran'dan 500 milyon lira borç aldı, faiziyle geri ödedi. İkinci kez paraya ihtiyaç duyduğunda Baranların elinden bir daha kurtulamayacaktı. Bu kez 2 milyar lira aldı ve karşılığında senet yapıldı. Ancak günü geldiğinde parayı ödeyemedi. Bir gün Baran iki adamıyla birlikte evlerine geldi.
"Küçük kızınla, eşini düşün" diyerek gitti. Eşi korkuyordu. Kızını alıp gitmek istediğini söyledi. Boşanma kâğıdı eline ulaştığında her şeyini kaybettiğini anladı. O da Marmaris'ten ayrıldı. Bu kez de çete üyelerinin kayınbiraderini dövdüğü haberlerini aldı. Sonunda memleketindeki babasından para isteyip borcunu ödedi. Ancak artık ne kızı ne de eşi yanındaydı.
Marmarisli H.E.'nin çetenin eline düşmesinin nedeni, yaşlı babasının Medeni Baran'a ev satmak istemesiydi. Baran 7 milyar lira kaparo bırakıp, karşılığında senet aldı. Ancak Baran bir süre sonra evi almaktan vazgeçip kaparoyu geri istedi. Yaşlı adam parayı geri veremedi. Tehditler başladı. Sonunda tapuyu vermek zorunda kaldılar.
İşleri kötü giden kafe sahibi M.O. da Baranlardan borç alanlardandı. Esnaf bir arkadaşının tanıştırdığı Medeni Baran'dan 2 milyar lira alıp senet imzaladı. Bir süre sonra faizler katlandı, parayı ödeyemeyince tehditler başladı. İkisi kız, üç çocuğu vardı. Kızları okula gidip, gelirken annesi merakla bekliyordu. Birkaç kez şikâyetçi olmayı düşündü, ama ailesine bir zarar verilebilirdi. Operasyondan sonra rahat nefes alıp polise yaşadıklarını anlattı.
Zula yastık
Çete ilçede korku salarken, Muğla Kaçakçılık ve Organize Daire Başkanlığı da onları çökertecek çalışmalara başlamıştı. Delil toplanıyor, mağdurlar dinleniyordu. Dört aylık çalışmadan sonra zanlıların yaşadığı yerlere aynı anda operasyon düzenlendi. Borçluların senetleri yastıkların içinden çıkıyordu. Aramalarda 1 trilyon liralık 500'e yakın senet ve çok sayıda ruhsatsız silah ve kurusıkı tabanca bulundu. 20 zanlıdan 14'ü İzmir DGM'de 'çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, üyesi olmak, çek-senet almak, tehdit, adam kaldırmak'tan tutuklandı. Operasyondan sonra birçok mağdur polise başvurarak yaşadıklarını anlattı.



İlham mafya dizisi
Ana faaliyetleri fuhuş olan 'Hurdacılar'ın bir üyesi: Televizyonda mafya dizisini izleyince kendimi Fethiye'nin kralı gibi görüyordum

Fethiye'de yaklaşık beş ay öncesine kadar 'Niğdeli Hurdacılar' adıyla nam salmış bir çete faaliyetteydi. Yabancı kadın satıyor, çek senet tahsilatı yapıyor, haraç topluyor ve insanları ölümle tehdit ediyorlardı.
'Hurdacılar' çetesini oluşturanların başında Hakan Biçer vardı. Biçer ailesi 1990'da Niğde'nin Bor ilçesinden göç etmişti. Biçer 24, kardeşi Gökhan 17 yaşındaydı. Fethiye'de de hurdacılık yapmaya devam ettiler. Hakan ve Gökhan'ın suçla tanışması erken oldu. 2002 yılında karıştıkları bir kavganın ardından hapse girdiler. Üç ay cezaevinde yatıp çıktıktan sonra haraç toplama faaliyetlerine de başlamışlardı. Bu sırada ilçede lokanta ve otel sahibi Mehmet Veziroğlu'yla tanıştılar. İfadelere göre Veziroğlu, Fethiye sokaklarında dolaşan 'Hurdacıları', tahsilat işlerinde kullandı. Bazı gençler de onlara özendi. Hakan Biçer, 30 adamının olduğunu söylüyordu.
Otele kapalı kadınlar
'Kadın ticareti'nde üs olarak kendilerine bir oteli seçmişlerdi. Yabancı ülkelerden getirdikleri kadınları, bu otelde topluyorlardı. Kendilerine Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelmiş olan Sevda Akdeniz adlı bir kadın yardım ediyordu. Polis 'Hurdacılar'ın, Türkiye'ye bakıcılık veya farklı işlerde çalışmak için gelen kadınları otel odalarına kapatıp dövdüğünü ve fuhuşa zorladığını tespit etmişti. Açığa alınmış bir polisi de bu kadınlar için sahte vize yapması için görevlendirdiler.
Çek-senet tahsilatları da yapıyorlardı. Fethiyeli bir çiftçinin senedindeki rakamla oynayıp çok daha fazla para tahsil etmeye çalışıyorlardı. Başka bir esnaf da borcunu ödemediği için sürekli çetenin tehditleri altındaydı. Seyyar satıcılar bile hedeflerindeydi.
İstediklerine tezgâh açtırmıyorlardı. Mafya dizilerinden gördükleri her hareketlerine yansıyordu. Hakan Biçer, gazinolarda assoliste aynı şarkıyı altı yedi kez söyletiyor, itiraz eden müşterileri dövüyorlardı. Lokantalarda hesap ödemiyor, para isteyenleri dükkânları dağıtmakla tehdit ediyorlardı. Ama esnaf şikâyetçi olmaktan korkuyordu. Sokaklarda cep telefonundan talimatlar yağdırarak geziyorlardı. Zanlılardan 29 yaşındaki oto tamircisi Levent Pallavuş ifadesinde, çeteye nasıl katıldığını şöyle anlatmıştı:
"İlçede en büyük kabadayıların Hakan ile Gökhan Biçer olduğunu biliyordum. Ben bu sırada yerli mafya dizilerinin etkisinde kaldım. 'Kurtlar Vadisi' hoşuma gidiyordu. Birkaç kadeh içip, bir de diziyi izleyince kendimi Fethiye'nin kralı gibi hissediyordum."
14 üyesi tutuklandı
Bir otomobil ve işyerinin kurşunlanmasının ardından çeteyi takip eden polis, operasyon başlattı. Aynı anda 11 yere baskın yapıldı, 17 kişi gözaltına alındı. 14'ü, 'Çıkar amaçlı organize suç örgütü oluşturmak, çek-senet tahsil etmek, ettirmek, ölümle tehdit, ruhsatsız silah bulundurmak, çalışma hürriyetini tehdit, insan kaçakçılığı ve haraç toplamak'tan İzmir DGM'de tutuklandı.


'Çete mağduru bize başvursun'
Muğla Valisi Hüseyin Aksoy, kentte tespit edilen çetelerin tamamının çökertildiğini belirterek, şunları söyledi:
"Emniyet ve jandarma teşkilatımız organize suç örgütlerine karşı çalışmalarını sürdürüyor. Emniyet'in Marmaris ve Fethiye'de, jandarmanın da Bodrum ve Milas'ta yaptıkları operasyonlar bu çalışmalara örnektir. Şu ana kadar tespit edilen organize suç örgütlerinin tamamını çökerttik. Takip ettiğimiz bazı suç örgütleriyle ilgili çalışmalar ise devam ediyor. Muğla güvenli bir ildir. Herkes huzur içinde gelip tatilini geçirebilir. Eğer sıkıntı hisseden kişi ya da kurum varsa hiç çekinmeden bize tespitlerini aktarsın. Bize ulaşan her bilgi en ince ayrıntısına kadar değerlendiriliyor."
Muğla Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürü Soner Dülger de şöyle dedi:
"Türkiye'deki organize suç örgütlerinin temel kuruluş şekli daha çok 'hemşericilik' ve 'akrabalığa' dayanır. Fethiye ve Marmaris'teki operasyonlar dışında özellikle organize suç örgütlerine yönelik değişik ilçelerde çalışmalarımız, geçmişe yönelik olarak da devam ediyor. Operasyonlardan sonra vatandaş devlet gücünün bunların üzerinde olduğunu görünce, daha cesurca davranıp, bize müracaat etmeye, bilgi vermeye başladı."