Cezaevi mektubuna kaynağından tekzip

Cezaevi mektubuna kaynağından tekzip
Cezaevi mektubuna kaynağından tekzip
Cezaevinden gönderilen mektupları tek tek okuyup sakıncalı ifade arayan cezaevi yönetimi, bu kez mektubu okumakla yetinmedi, metne ok çekip tutuklunun görüşünü düzeltti: Yalan yanlış beyan!

 

ERTUĞRUL MAVİOĞLU

 

İSTANBUL - Tutukluların gönderdikleri mektuplarda beğenmediği cümlelere rastlayınca türlü yasaklar koyan Bolu F tipi Cezaevi ‘Mektup Okuma Komisyonu’, bu kez tarz değişikliği yaptı. Komisyondaki memurlar, Nuri Özen adlı tutuklunun mektubunu okumakla yetinmedi, beğenmediği cümlenin altını kurşun kalemle çizerek, “yalan yanlış beyan” notu düştü.
Bolu F tipi Cezaevi’nde yatan Nuri Özen adlı hükümlü, bir yanda ‘Kürtçe açılım’ büyük iddialarla yürütülürken, diğer yanda bu açılımdan mahkumların bir türlü nasibini alamadığını anlatan bir mektup yazdı. Mektubuna cezaevi idaresinin bu doğrultuda aldığı bazı yasaklama kararlarını da ekleyen Özen, mektubunun sonunda, “Mektubumda hiç bir karalama yoktur” dedi. Özen mektubunun cezaevi idaresince sakıncalı bulunabilecek satırlarının karalanma ihtimaline karşı önlem almaya çalışırken, ‘Cezaevi Mektup Okuma Komisyonu’ Özen’in mektubuna müdahaleyi beklemediği bir yerden yaptı. Komisyon, Özen’in “Oysa 2006 öncesi (Kürtçe) yazıyorduk, hiç bir problem çıkmıyordu. Çözüm bu mu oluyor?” cümlesinin altını çizerek bir ok işaretiyle “yalan yanlış beyan” notunu ekledi.

 


‘Yasak kalkmadı’

 

 

Özen’in mektubuna göre, Kürt açılımı tartışmaları tüm hızıyla sürerken, Kürtçenin kullanımı konusunda cezaevlerinde nicedir devam eden yasaklar giderek daha da olumsuz bir noktaya sürükleniyordu. Özen bu yasakları “Problem yaratılıyor, yasak getiriliyor ve kimse bir şey söylemiyor. Bir süre geçtikten sonra yasak kalkınca ‘büyük açılım, çözüm’ olarak empoze ediliyor. Örneğin 1990’lardan beri cezaevlerinde Kürtçe fiilen kullanılıyordu. Mektup, telefon, dergi, kitap, gazete buna dahildi. 15 yıldır cezaevi yatan biri olarak bunu bildiğim için söylüyorum. Ancak her nedense bu yasak AKP hükümetince 20.03.2006 tarih ve 2006/10218 sayılı Bakanlar kurulu kararıyla yasaklandı. Bu yasak konulunca kimse eleştirmedi, gündeme getirmedi. Ta ki, çözüme dair tartışmalar başlayınca 24.06.20098 tarihli kararla yasak yumuşatılınca ‘adım’ olarak lanse ediliyor. Oysa ki, yasak kalkmamış, kelime oyunuyla yumuşatılmış demek daha doğrudur” diye anlatıyor.

 


Yalan beyan mı?

 

 

Kamuoyunda cezaevlerinde Kürtçe haberleşmenin özgür olduğu yönünde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, bu doğrultuda çıkan Bakanlar Kurulu kararınının hiç bir şekilde açılım sağlamadığını savunan Nuri Özen, halen devam eden Kürtçe yasağını, mektubuna eklediği Bolu F tipi Cezaevi’nin Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından alınan 28.07.2009 tarihli “Sakıncalı Mektup Değerlendirme Kararı”yla gösteriyor. Mehmet Nuri Özen’in Zeki Bayhan adlı mahkuma göndermek istediği mektupla ilgili ‘alıkoyma’ kararında şöyle deniliyor: “Mektubun Türkçe olmayan bir dille yazılması ve resmi yazışma kuralları geriği Türkçe olması gereken mektubun, Türkçe yazılmadığından ve kurumumuzda tercüme edecek personel bulunmadığı gibi ayriyeten de yabancı dille yazılan yazışmaları tercüme edecek personel görevlendirilmediğinden, Türkçe dışı dil ile yazılan kelimelerin içeriği anlaşılamamış olup, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 122/1 maddesine göre incelenemediğinden, mektubun sakıncalı olup olmadığı anlaşılamamıştır. Bu nedenlerden dolayı, mektubun Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 68/3 maddesine göre alıkonulmasına karar verilmiştir.”

 


68/3 ne diyor?

 

 

Cezaevi Disiplin Kurulu, Kürtçe mektupla ilgili Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 68/3 maddesine dayanarak alıkoyma kararı vermesine karşın, söz konusu kanun maddesi idareye böyle bir hak tanımıyor. Başka bir ifadeyle, hükümlünün mektup, faks ve telgraflarını alma ve gönderme hakkını düzenleyen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 68/3 maddesi “Türkçe dışındaki mektuplara alıkonulur” şeklinde bir hüküm içermiyor. 68/3 maddesi aynen şöyle:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerin mensuplarının haberleşmelerine neden olan kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.”