Cezaevinde yaşam zorlaşıyor

Adalet Komisyonu'ndaki 'infaz tasarısı' yasalaşırsa, tek tip elbise devri geri gelecek, cezaevleri iş atölyelerine dönüşecek.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Cezaevlerinde marş söylemek, slogan atmak, açlık grevi yapmak, iş atölyelerinde çalışmayı reddetmek veya özenli çalışmamak, tek tip elbiseyi reddetmek, susmak bile suç sayılacak. Adalet Komisyonu'nun incelemesindeki 'Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısı' yasalaştığında bu ve buna benzer pek çok davranış cezalandırılacak.
Temel felsefesi hükümlünün 'iyileştirilmesi' olan tasarı, cezaevlerini askeri niteliğe büründüreceği gerekçesiyle hukukçuların eleştirisine neden oldu. Tasarıya göre cezaevlerindeki düzenin işleyişine aykırı hareket, disiplin suçu sayılacak ve hükümlü cezaya çarptırılacak.
Hak bir ödül mü?
Çağdaş Hukukçular Derneği avukatlarının hazırladığı ve tasarının hukuksal eleştirisini yapan çalışmaya göre tasarı, 'hak, her an geri alınabilir ödül olarak ele alınmış, tanınmış gibi görünen kısmi haklar boyun eğdirme ve sindirme politikasının aracı olarak' düzenlenmiş. 36. maddesinde disiplin cezalarının anlatıldığı tasarıda kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, iş karşılığı verilen ücretten kesme veya işten tamamen yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçilerden yoksun bırakma, koşullu salıvermenin geri bırakılması, bir kurumdan diğer kuruma nakletme veya nakletmeme gibi cezalar söz konusu. Derneğin tasarıya yönelik eleştirileri şöyle:
Çalışmak zorunlu: Tasarıda, 'Hükümlü, ceza infaz kurumunda, işyurtları veya atölyelerde çalışmakla yükümlü' denilmekte. Hükümlülerin yetenek ve beceri kazanacağı varsayılmakta. Özgür irade ve istek olmadan bir insana tek taraflı dayatılan çalışma koşullarından, yetenek ve beceri kazanacağını ileri sürmek, bilimselliği olmayan soyut varsayımdır.
Susma suçu: 'Bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu sessiz direnişte bulunma', 'gereksiz marş söylemek veya slogan atmak' gibi suç türleri karşısında söylenecek söz yok. Susmak olarak yaratılan bu disiplin suçu türü, insanlık dışılığı bir tarafa, hukuk tarihine geçmeye aday. 'Gereksiz marş söylemek, slogan atmak' düzenlemesinin hukuki anlam kazanabilmesi için herhalde 'Gerekli marşlar ve sloganlar'ın açıkça belirlenmesi gerekecek.
Yayınlardan yoksun bırakma: Tasarıdaki 'Gereksinmeden çok yayın bulundurulamaz' hükmü bir mizah öyküsünün konusu olabilecek, kitaptan ve aydınlanmadan ürken ilkel bir anlayışın ürünü. Halen F tipi cezaevlerinde süren uygulama da yasal hale gelecek. Gereksinmeyi kim, nasıl tayin edecek? Kitap ve yayınları sınırlamaya kalkışan anlayış çağdışı.
Kıyafet: Yazlık ve kışlık olan, 'sağlığa ve çalışmaya uygun' olarak nitelendirilen giysinin giyilmesi zorunlu. Cezaevlerinin askeri kışlaya çevrilerek yönetilmesi cezaevlerinde düzeni sağlamayacağı gibi bu uygulama yalnızca yeni acılar yaşanmasının önünü açacak.



Tutuklu yakınları: 2 bin kişi direnir
Tasarıya karşı çıkan ve hükümlülerin tüm haklarının yasal düzenlemeyle yok
edileceğini savunan tutuklu yakınları 'sokağa çıkacaklarını' söyledi. F tipi cezaevlerinde su ve elektriğin paralı olmasının, cezaevlerinin iş atölyelerine dönüştürülmesinin altyapısına yönelik olduğunu öne süren tutuklu yakınları, hükümlülerin ucuz işgücü olarak kullanılmak istendiğini ifade etti. Zorla çalıştırılmanın rehabilitasyon olmadığını savunan tutuklu yakınları, "Eylülde tasarı yasalaşacak. Ancak cezaevlerinde buna direnecek 2 bin kişi var. İnsanların tekrar ölmesi söz konusu" dedi.