Cezaevleri doldu

Bu gidişle yaza 100 bin
2000 yılında çıkarılan affın ardından cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 72 binden 49 bine düşmüştü. Ancak hem çıkanlar hızla dönüyor, hem de yenileri geliyor. Adalet Bakanlığı açıklamasına göre halen cezaevlerinde 87 bin 203 kişi bulunuyor.
12 Eylül'de daha azdı
12 Eylül döneminde cezaevlerinde 79 bin kişi vardı. Yetkililer "Bu hızla giderse yaza cezaevlerinde 100 bin kişi olur" diyor. 87 bin 203 kişiden 4 bin 249'u terör, 4 bin 151'i çete suçlamasıyla hapiste. 78 bin 803 kişi adli suçlardan tutuklu veya hükümlü.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı, geçen yedi aylık sürede yaklaşık 10 bin artarak 87 bin 203'e yükseldi. Ve aynı hızla gidilirse 2008 yılı ortalarında cezaevindekilerin sayısı 100 bini geçecek.
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 2000 yılında çıkarılan Rahşan affı yasası sonrasında 72 binden 49 bine kadar düşmüştü. Ancak hemen ertesinde bir kısmı afla çıkanlar olmak üzere cezaevlerine misafir edilenlerin sayısı yeniden ve hızla artmaya başlamıştı. Adalet Bakanlığı, cezaevlerindeki tutuklu-hükümlü sayısını 28 Şubat 2007 tarihi itibarıyla 77 bin 425 olarak açıklamıştı. Bu sayı bile 'cezaevleri tıka basa doldu' değerlendirmelerine neden olmuştu.
12 Eylül dönemini geçti
Ancak, bu sayı geçen yedi aylık sürede arttı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, 15 Ekim tarihi itibarıyla cezaevlerindeki tutuklu-hükümlü sayısını 87 bin 203 olarak açıkladı. Yani şubattan bu yana cezaevi konuklarının sayısında 9 bin 878 kişilik çoğalma oldu. Başka ifadeyle cezaevi nüfusu her ay yaklaşık 1411 kişi arttı. Buna göre, aynı hızla gidilirse, dokuz ay sonra yani Temmuz 2008'de cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin toplam sayısı 100 bini geçecek. 12 Eylül askeri darbesinin hemen sonrası dönemde dahi cezaevlerindeki nüfus 79 bindi.
78 bini adli suçtan
Şahin'in verdiği bilgide, cezaevlerindekilerin suç türlerine göre dağılımı da yer aldı. Buna göre, 15 Ekim itibarıyla cezaevlerindeki 87 bin 203 kişiden 4 bin 249'u 'terör suçları'ndan tutuklu ya da hükümlü. Bu sayı içinde çete-çıkar amaçlı suç örgütü yönetici ve üyeliğinden bulunanların sayısı 4 bin 151. Geri kalan 78 bin 803 kişiyse adli suçlardan hapiste.
Ceza infaz rakamları
Adalet Bakanı Şahin, tutuklu-hükümlü sayısı dışında ceza infaz rejimiyle ilgili de şu bilgileri verdi:
41 yeni cezaevi: Yeni cezaevi yapımında büyük kentlere öncelik verildi, 2007 yılında sekiz ceza infaz kurumunun inşaatı tamamlanarak hizmete açıldı, halen yapımı sürdürülen 26 ceza infaz kurumu ile proje çalışmaları devam eden yedi ceza infaz kurumu var.
Diğer ülkelerle karşılaştırma: Nüfusu itibarıyla Türkiye büyüklüğündeki İngiltere'de 139, Fransa'da 182, Almanya'da 248 ceza infaz kurumuna karşılık Türkiye'de bu sayı 392. Ve İtalya'da 1986'da 700 olan cezaevi sayısı bugün 230'a indirildi.
Küçüklere kapatma: Uluslararası normlara uymayan, fiziki şartları ve kapasiteleri itibarıyla eğitim ve iyileştirmenin kısıtlı ya da hiç yapılamadığı için 2007'de 46 ilçe cezaevi kapatıldı. Bakanlığın hedefi cezaevi sayısının 2013 yılına kadar 250'ye düşürülmesi.
Eğitim şart: 31 binin üzerinde cezaevi personeline psikoloji ve insan hakları konuları başta eğitim verildi.
Askere de eğitim: Askeri Cezaevlerinde görevli üst düzey yönetici ile infaz astsubaylarından oluşan 44 personel de bu merkezlerde eğitim aldı.
Üniversiteyi kazananlar: 2007'de 856 hükümlü ve tutuklu üniversite sınavına katıldı. Bunlardan 564'ü sınavı kazandı ve bunların 488'i bir yüksek-öğretim kurumuna yerleştirildi.
Dünyada durum
Uluslararası Cezaevi Çalışmaları'nın verilerine göre cezaevlerinde en çok insan bulunan ülke ABD. 100 bin kişiye karşı cezaevinde bulunan insan oranında liste birincisi olan Rusya, 2001'de çıkarılan afla 250 bin mahkumu serbest bırakarak bu alandaki birinciliği de ABD'ye bıraktı. Bakan Şahin'in cezaevi sayısını örnek verdiği Britanya'da 80 bin 229, Fransa'da 52 bin, Almanya'da 76 bin 629 ve İtalya'da Vatikan ve San Marino dahil 39 bin 348 kişi hapiste bulunuyor. Bu ülkelerde 100 bin kişiye düşen cezaevindeki insan sayısı ise şöyle: Britanya 142, Fransa 91, Almanya 96, İtalya 98. Türkiye'deyse bu sayı 96.
'Çok büyük sorunlara yol açabilir'
CHP İzmir Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Ahmet Ersin cezaevindeki doluluk oranı yüzünden çok büyük sorun çıkabileceğini söyledi.
Geçen haziran ayında cezaevlerinin kapasitesi ile ilgili bir inceleme yaptığını ve konuyu bir soru önergesi ile gündeme getirdiğini belirten Ersin şöyle konuştu: "O zaman yaptığım incelemede özellikle, büyük kentlerde cezaevlerinin kapasitelerinin çok üstünde dolu olduğunu saptamıştım. Böyle bir cezaevine girdim ve koğuşları gezdim. İnsanlar yer yataklarında yatıyorlar. Kapasitesinin üzerinde doluluk nedeniyle cezaevlerinde çok ciddi sorunların yanı sıra sağlık sorunları da ortaya çıkabilir. Bu incelemeler sırasında yerde yattığını gördüğüm mahkûmun ayağı kırıktı. Ayağının niçin kırıldığını, sordum. Arkadaşlarıyla birlikte yattığı üçlü ranzadan düşmüş ve ayağını kırmıştı. Son yıllarda Türkiye'de suç işleme oranında önceki yıllara göre çok büyük artış var. Ekomonik sorunlar suç oranlarının yükselmesinde önemli rol oynuyor. Ayrıca uyuşturucu kullanımındaki artışın da suç oranının artmasında büyük etkisi var. Bir yanlış uygulama var. İcra takiplerinde, haciz işlemlerinde mal beyanında bulunmayanlar 10 gün hapis yatıyor. Zaten cezaevleri ağızına kadar dolu. Bir de mal beyanında bulunmadığı için insanlar cezaevine konulunca doluluk oranı daha da artıyor. Nedense büyük ekonomik suçlarda ekonomik ceza söz konusu, ama 500 YTL borcu olan bir kişi hakkında icra takibi yapılıyor mal beyanında bulunmadığı için ise insanlar hapse atılıyorlar."
Sorunun yeni ve daha büyük cezaevleri açarak çözülemeyeceğini belirten Ersin, "Öncelikle suç oranını azaltmak için, ekonomik koşulların düzeltilmesi, işsizliğin azaltılması ve çalışan insanların
ise geçim sıkıntısından kurtarılması gerekiyor" dedi.
Ersin cezaevlerindeki doluluğu azaltmak için şu öneride bulundu: "Basit suçlarda ev hapsi, göz hapsi veya sanık durumunda olan vatandaşların suçu kesinleşinceye kadar evinde gözetim altında tutma veya köyünden çıkmamasını sağlama gibi yöntemler üzerinde durulmalı ve buna ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalıdır."