Cezaları kim ödeyecek?

Cezaları kim ödeyecek?
Cezaları kim ödeyecek?
Türkiye, polisin 2006 yılında toplumsal gösterilere müdahalelerdeki orantısız ve uygunsuz eylemleri nedeniyle bir haftada üç kez mahkûm oldu. Sadece 3 davanın faturası 163 bin TL.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) en fazla siyasi mahkûmiyeti Türkiye almasın diye çalışıp paketler üretiyor. TBMM’de kabul edilerek yasalaşan 3. ve 4. yargı paketleri, mevzuat düzenlemesi açısından önemli mesafe kat edilmesini sağlamıştı. Gelin görün ki uygulama, mevzuata yetişemiyor. Sadece son bir haftada polisin toplumsal olaylara müdahalesinde meydana gelen ölüm ve yaralama vakaları ile orantısız güç kullanımı gerekçesiyle Türkiye AİHM’de 3 kez mahkûm oldu ve 3 davanın faturası 65 bin euroyu (163 bin TL) buldu. Önce, mahkûmiyet kararlarının çıktığı davalara bir gözatalım:
Subaşı ve Çoban davası: AİHM, 1 Mayıs 2006 günü İzmir’de yapılan gösteriye katılan Zuhal Subaşı ve Ali Çoban’ın “Polis tarafından tekmelenip darp edildik, biber gazına maruz kaldık ve bu konudaki şikâyetimiz nedeniyle sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadı” iddiasını 9 Temmuz’da karara bağladı. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleyi yasaklayan 3. maddesi doğrultusunda Türkiye’yi kişi başı 15 biner euro tazminata mahkûm etti. Gerekçelerden biri de polisler hakkında etkili soruşturma yapılmamasıydı.
Abik davası: 16 Ağustos 2006’da Adana’daki gösteriye müdahale eden polis, 15 yaşındaki Fevzi Abik’in ölümüne neden oldu. Otopside Abik’in kafasından vurulduğu tespit edildi ama soruşturma sırasında kurşunların polise arkadan ateş eden insanların tabancasından çıktığı ileri sürüldü. Abik’in ailesi konuyu AİHM’ye taşıdı. AİHM 16 Temmuz’da Türkiye’yi ölüm olayını etkili bir şekilde soruşturmayıp ateş eden kişiyi tespit etmediği için mahkûm etti. Karara göre Türkiye 10 bin euro tazminat ödeyecek.
Yaşa davası: AİHM 16 Temmuz günü 24 Mart 2006’da Muş’un Şenyayla kırsalında 14 PKK ’lının öldürülmesinin ardından Diyarbakır’da yapılan protesto gösterilerine yönelik polis müdahalesine dair davayı da sonuçlandırdı. Olaylarda 7’si çocuk 13 kişi öldü. 13 yaşındaki Abdullah Yaşa polisin attığı gaz fişeğinin kafasına gelmesi nedeniyle yaralandı. Halasına giderken çatışmanın ortasında kaldığını iddia eden Yaşa’nın davası İnsan Hakları Derneği tarafından AİHM’ye taşındı. İddiaya göre, Yaşa’nın başına gelen olay nedeniyle savcılığa yaptığı suç duyurusu dikkate alınmadı, aksine kendisi terör örgütü üyeliği ile suçlandı. AİHM, Türkiye’yi 3. maddedeki “işkence ve kötü muamele yasağı”nın ihlal edilmesi nedeniyle 15 bin euro tazminata mahkûm etti. 

Kullanım standart

2006 yılındaki olaylarla ilgili AİHM kararlarının yoğunlaştığı üç ihlal var: ‘Yaşam hakkı ihlali’, ‘İşkence ve kötü muamele’ ve ‘Etkin soruşturma yoksunluğu... AİHM, 9 Temmuz’da sonuçlanan Subaşı&Çoban davası ‘orantısız müdahale’ standardını ortaya koyarken dün sonuçlanan Yaşa davasında da Türkiye’nin Gezi olayları nedeniyle son günlerde çok konuştuğu ‘biber gazı kullanımı’yla ilgili net tavır sergiledi, Bu konuda 2006’da polisin biber gazı kullanımıyla ilgili Türkiye’nin yasal mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle uyumlu olmadığını ve çağdaş demokrasilerde beklenen düzeyde güvence sağlamadığı vurgulayan AİHM, biber gazının doğrudan atılmasının da uygun bir polis eylemi olmadığına işaret etti.
AİHM yargıçlarına göre biber gazı kapsülleri ‘eğik atış’ yöntemi ile atılmalı. AİHM’in Yaşa kararı, bir başka gerçeği ortaya çıkardı. AİHM Türk hükümetinin “ güvenlik güçleri kendilerine taş gibi unsurlarla saldıran ve yasadışı gösteri yapan bir grubu dağıtmak için orantılı bir şekilde kullanmıştır” savunmasını kabul etmedi ve müdahaleyi orantısız buldu. Buna karşın, AİHM yargıçları izledikleri görüntülerden göstericilerin ‘barışçıl’ olmadıklarına işaret ettiler ve buna karşın müdahalenin orantılı olması gerektiğini savundular.

Gezi emsal olur


Gezi olayları sırasında 5 kişi öldü 40’tan fazla insan gaz fişeğiyle yaralandı. AİHM’nin son 3 kararı, bu olayların AİHM’ye taşınması halinde çıkabilecek tazminat hakkında fikir veriyor. Ayrıca Gezi, AİHS’ye uygun biber gazlı müdahale mevzuatının olmadığını da gösterdi.