CHP'de 'post-modern' kırılma

CHP'de 'post-modern' kırılma
CHP'de 'post-modern' kırılma
CHP'li Birgül Ayman Güler'in TBMM'de 'anadilde savunma' düzenlemesi görüşülürken sarf ettiği sözler partide çalkantıya yol açtı. Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığında, bu 'kırılma'lar sık yaşanıyor.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Askerle ilişkiler, Kürt sorunu, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele, başörtüsü gibi konularda ‘yeni’ ve ‘daha özgürlükçü’ bir zemine konumlanmaya çalışan CHP yönetimi, ulusalcı kanadın ‘postmodern’ çıkışları nedeniyle ana ekseninde toparlanmakta zorlanıyor. Birgül Ayman Güler’in Kürtlerle Türklerin eşit olamayacağına ilişkin sözleri, ‘yeni Anayasa’da vatandaşlık tanımı’ nedeniyle ortaya çıkması beklenen parti içi kırılmayı öne çekti. Kürt ve Alevi taban Güler’in sözlerine büyük tepki gösterirken, bazı yöneticiler Kılıçdaroğlu’na, Güler’den ve birlikte hareket ettiği isimlerden kurtulma çağrısı yaptı.
CHP’deki ulusalcı kanat ve seçmen tabanı, göründüğü kadar güçlü değil, ama güçlü isimlerden oluştuğu için kendinden söz ettirmeyi başarıyor. Partide yapılan değerlendirmeye göre söz konusu grubun bu kadar popüler olmasının iki nedeni var:
Kılıçdaroğlu’nun, partiden ulusalcı bir kopuş yaşanmaması için bu kanadın temsilcilerini yöneticilik, sözcülük gibi görevlere getirmesi. Bu görevlere gelen isimlerin (Haluk Koç, Birgül Ayman Güler, Süheyl Batum) yaptığı açıklamaların, kendi görüşleri mi partinin görüşleri mi olduğu pek anlaşılamıyor.
Basının önemli bir bölümü, CHP içindeki her gelişmede (Aygün krizi gibi), sadece ulusalcı muhalefete mikrofon tutup, bunu ‘CHP’de kriz’ gibi ifadelerle büyüterek kullanıyor. 

Görüş ayrılıkları çok fazla 

Ulusalcı kanat ile ‘yeni CHP’ temsilcileri arasındaki görüş ayrılıkları hayli fazla. Ulusalcı kanadın sol kanattan gelen çıkışlara ve Kürt sorunuyla ilgili yeni CHP söylemlerine tepkileri zaman zaman MHP ’nin tepkilerinden daha ağır oluyor. Görüş ayrılıkları şu başlıklar altında toplanabilir:
KÜRT SORUNU: Hüseyin Aygün’ün Dersim olayları ve PKK tarafından kaçırılması sonrasındaki açıklamaları, PKK’lı Sakine Cansız’ın ailesine taziye ziyareti gibi gelişmelere gösterilen tepkiler, Kılıçdaroğlu’nun çok zor zamanlar geçirmesine neden oldu. Partinin Kürt raporu, seçim öncesinde Kılıçdaroğlu’nun miting konuşmaları, Sezgin Tanrıkulu ve Gürsel Tekin’in parti içinde güçlü konumda bulunması, bazı Güneydoğu milletvekillerinin parti yönetimine yönelik eleştirileri de hep bu kanadın hedef tahtasındaydı. Tanrıkulu ve Gülseren Onanç’ın Kürt sorunu ile ilgili İstanbul’da yaptığı bir toplantı parti yönetiminde çok sert sözlerle eleştirilmişti. Son olarak CHP’nin ‘anadilde savunma’ konusunda AK Parti’nin TBMM gündemine getirdiği tasarıdan daha ileri bir teklif vermesi görüş ayrılığını belirginleştirdi. TBMM’deki konuşmasıyla CHP Genel Merkezi’nin bile telefonlarının kilitlenmesine neden olan Birgül Ayman Güler’in de içinde bulunduğu grup, Kılıçdaroğlu’nun açıkça destek verdiği anadilde savunma hakkının Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürdü ve adeta MHP gibi muhalefet yaptı.
YENİ ANAYASA: Anayasa uzlaşma komisyonundaki CHP’lilerden Süheyl Batum’un, diğer üyeler Atilla Kart ve Rıza Türmen ile sıkça görüş ayrılığı yaşadığı basına yansıdı. CHP, bu süreçte ‘Türklük tanımı’ konusunda kendi içinde bile anlaşamadı. Yeni CHP ‘Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlığı’ üzerinde görüş birliğine varırken, ulusalcı kanat ‘Türk Milleti’ yaklaşımından ödün verilmemesini istiyor.
DARBE İLE MÜCADELE VE ÜNLÜ DAVALAR: Ergenekon, Balyoz, Oda TV davaları konusundaki görüş ayrılığı ön planda. Süheyl Batum’un TSK’yı ‘kağıttan kaplan’ olarak göstermesi CHP içinden de büyük tepki görmüştü. İstanbul İl Başkanı’nın 29 Ekim günü askerlere ‘sizin koruyamadığınız cumhuriyeti biz koruyoruz’ demesi de ‘yeni CHP’yi sarsmıştı. Kılıçdaroğlu’nun Mehmet Haberal’ı milletvekili yapması, tek tek hukuk ihlallerinin üstüne gitmek yerine söz konusu davaları topyekûn reddetmesi, ulusalcı kanadın zaferi olarak görülüyor ve sol kanatta büyük rahatsızlık yaratıyor.
PARTİ İÇİ DİSİPLİN: Hüseyin Aygün’ün tepki çeken açıklamaları örneğinde olduğu gibi, Kemal Kılıçdaroğlu konuşmadan, parti yönetiminde konu değerlendirilmeden, ulusalcı kanat temsilcileri tepkilerini açıklıyor ve bu tepkiler, her seferinde Kılıçdaroğlu’nu zor durumda bırakıyor. Haluk Koç ve Akif Hamzaçebi’nin Dersim konusundaki sözleri, Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu’nun Hüseyin Aygün ile ilgili açıklamaları ve son olarak Birgül Ayman Güler’in sözleri CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu bir hayli öfkelendirmiş görünüyor.

Kim kazanır?
Anayasa metni ile yaşanması beklenen kırılma, Kürt sorunu ile başladı. “Bu ayrılıkta kim gider” sorusunun CHP koridorlarında bir yanıtı var: “Ulusalcılar”. Peki ulusalcılar giderse kıyı oyları ve Orta Anadolu oyları kaybedilmez mi? CHP yönetiminin seçim sonuçları üzerinden yaptığı analiz bu soruya ‘hayır’ yanıtı veriyor. Çünkü sözü edilen seçmenlerin zaten CHP’yi tercih etmediğini gösteriyor. Kayseri, Kırşehir, Konya gibi illerde CHP’ye oy veren ilçeler Alevi ya da Kürt kökenli seçmenlerin yoğunlukta olduğu yerler. Kılıçdaroğlu’nun da dün Kayseri’ye gitmeden Güler’in tartışmalı açıklamasını yorumlarken ‘Fazla oldular’ dediği parti koridorlarında konuşuluyor. 

İŞTE GÜLER’İN TEPKİ ÇEKEN SÖZLERİ
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, önceki gece TBMM’de ‘anadilde savunma’yı da düzenleyen tasarı görüşülürken BDP’li Hasip Kaplan’a cevaben yaptığı konuşmada şöyle demişti: “Kürt milliyetçiliğini bana ilericilik ve bağımsızlıkçılık diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz. AKP ve BDP işbirliğinin yaptığı şey, tektir. Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, Türkiye’de siz sorunu Türk sorunu yaptınız. Bundan sonra biz savunmadayız, bundan sonra meşru müdafaa hakkı için saldırıdayız’’ demişti. Parti içinde de büyük tepkiye yol açan bu sözleri dün akşam saatlerinde değerlendiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da “Etnik kimlik üzerinden siyaset yapılmasına karşıyız’’ dedi.