@idrisemen

Çıkış noktamız Gezi Parkı oldu

Çıkış noktamız Gezi Parkı oldu
Çıkış noktamız Gezi Parkı oldu
'Başörtüsüz' kadınlar, hazırladıkları, 'Haksızlığa Son Verin: Erteleme Değil, Çözüm İstiyoruz!' başlıklı 'başörtüsüne özgürlük' metninin çıkış noktasının Gezi Parkı eylemleri olduğunu dile getirdiler.
Haber: İDRİS EMEN - idris.emen@radikal.com.tr / Arşivi

Gazeteci, yazar, sanatçı, akademisyen ve siyasetçi 57 kadın başörtüsüne ayrımsız özgürlük verilmesi için çağrı yaptı. ‘Başörtüsüne özgürlük’ metnine imza atan kadınlar çıkış noktalarının Gezi Parkı protestoları olduğunu dile getiriyor. ‘Haksızlığa Son Verin: Erteleme Değil, Çözüm İstiyoruz!’ başlıklı çağrı metnine imza atan ve “Hizmet alan–hizmet veren ayrımı yapmıyoruz” diyen ‘başörtüsüz’ kadınlar, Gezi Parkı eylemleri sırasında Kabataş’ta başörtülü bir kadına yapılan çirkin saldırıyı kınadıklarını ve kadına yönelik her türlü ayrımcılığa karşı olduklarını söylediler.

‘Gezi Parkı’nda hep beraber mücadele ettik’

Başörtüsü meselesi üzerinden çok fazla simgeleşen bir ayrım olduğunu ve Gezi Parkı olayları sonrasında başörtüsünün daha fazla siyasete alet edildiğini söyleyen kadınlar, başörtüsü yasağına karşı yayımladıkları bildiriyi neden imzaladıklarını şu sözlerle açıkladılar:


Bircan Yorulmaz:Biz bu metne imza atan kadınlar zaten normal şartlarda başörtülü kadınlara yönelik uygulanan ayrımcılığın farkındayız. Ancak Gezi Parkı olayları sırasında özellikle Başbakan’ın konuşmaları kadınlar arasında bir ayrıştırmaya sebep oldu. Biz başörtüsüz kadınlar olarak Gezi Parkı’nda mücadele ederken başörtülü kadınlar da bizimle beraber mücadele ediyordu. Onlar da Gezi Parkı’na yapılması düşünülen kışla ve AVM’ye karşıydılar. Dolayısıyla bu metnin çıkış noktası Gezi Parkı direnişidir diyebiliriz. Biz de başörtülü kadınların siyasete daha fazla alet olmaması için böyle bir bildiriye imza attık.


Cansu Çamlıbel:
Gezi protestoları sırasında Kabataş’ta yaşanan meseleye hepimiz çok üzüldük ve tabii faillerin bulunması için çağrı yaptık. Fakat sonradan, sanki Gezi’dekilerin hepsi bu eylemi tasvip edermiş gibi sunulmaya başlandı. Başörtüsü siyasette her sıkışıldığında kullanılıyor. Şimdi de toplumdaki bölünme, başörtüsü üzerinden yapılmaya başlandı. Daha önce Köşk’e çıkacak siyasetçinin eşi üzerinden tartışma olmuştu. Esas işbaşında olan adamların kafasının içindekiler yerine konuyla ilgisi olmayan kadınlar gündeme getiriliyor. Politikaları üreten adamların doğruları ve yanlışları ile ilgili tartışma geride kalıyor. Ben bu tartışma son bulsun istiyorum.


Çiğdem Mater:
28 Şubat sürecinde üniversitedeydim. Dolayısıyla başörtülü kadınların okulsuzlaştırılmaları karşısında öğrenci halimizle elimizden gelen eylemliliği yapmamıza rağmen gücümüz elbette ki yetmedi. Dolayısıyla o dönemin başörtülü kadınları okulsuz kaldı. 28 Şubat’tan itibaren kadın odaklı süren bu büyük hak ihlali yaklaşık 10 yıllık AKP iktidarında da tam olarak çözülemedi.
Ben şahsen nerede ve ne şekilde olursa olsun, kadınların haklarına yapılan her türlü müdahaleye karşıyım.
Bu bildiriye de hizmet alan ve hizmet veren ayrımı yapmaksızın başörtülü kadınların toplumun her alanında olmak istedikleri gibi olmaları için imza attım. Gezi direnişinde başörtülü, başörtüsüz, inançlı, inançsız bütün kadınlar bir aradaydı. Kabataş’ta bir başörtülü kadına yapılan o çok çirkin saldırıya Gezi Parkı’nda direnen bütün kadınlar birlikte tepki verip, mücadeleyi birlikte yürüttüler.
Dolayısıyla “Aramızda başörtülüler de vardı” diye bir dil oluşturmayı, bunu dile getirmeyi zulüm sayarım. Başbakan salı günkü grup toplantısında Kabataş’ta yaşanan saldırıya değinip sorumluların bulunacağını söyledi.
Bu konuda kendisiyle aynı fikirdeyim. Tıpkı Gezi direnişinde yaralanan ve hayatını kaybedenlerin sorumlularının bulunup en ağır şekilde cezalandırılmasını istediğim gibi Kabataş’taki ağır tacizin sorumlularının da cezalandırılmasını istiyorum.’’

Hizmet alan hizmet veren ayrımı yapmıyoruz

‘Haksızlığa Son Verin: Erteleme Değil, Çözüm İstiyoruz!’ başlıklı ‘başörtüsüne özgürlük’ bildirisinde şunlar dile getirildi: “Türkiye’nin son 20 yılına damgasını vuran Müslüman-laik çatışması eksenine oturtulmuş siyasetin en büyük mağdurları hep kadınlar oldu. Ülkemizin en önemli meselelerinden birisi kadınların konumunun güçlendirilmesi ve toplumsal hayatın her alanına katılması iken başı örtülü ve başı açık kadınlar arasında ayrım yaratmaya yönelik söylem ve uygulamalar, en büyük zararı yine bu hattın her iki tarafındaki kadınlara verdi. Bizler, başı örtülü kadınlara yönelik eşitsizlik yaratan her türlü uygulamaya karşı çıkıyoruz. Başörtülü kadınların kamu hizmetlerinde görev alma, başta milletvekilliği olmak üzere merkezi ve yerel yönetimlere seçilme haklarının önündeki her türlü yasal ve yasal olmayan engelin ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. Hizmet alan–hizmet veren ayrımı yapmıyoruz. Emek piyasasında başörtülü kadınlara yönelik örtük ayrımcılığa son verilmesini istiyoruz. Başta iktidar partisi olmak üzere, TBMM içindeki ve dışındaki tüm siyasi partileri başörtülü kadınların haklarından yararlanmalarını engelleyen yasal mevzuatın değiştirilmesi için önkoşulsuz harekete geçmeye çağırıyoruz.”

Amberin Zaman, Ayça Damgacı, Ayça İnce, Ayşe Çavdar, Ayşegül Okan, Ayşegül Sönmez, Balçiçek İlter, Bediz Yılmaz, Beral Madra, Bircan Yorulmaz, Burçak Madran, Cansu Çamlıbel, Çiğdem Mater, Demet Şahende Dinler, Didem Danış, Didem Gençtürk, Doğa Kılcıoğlu, Duygu Akın, Ebru Çapa, Ekim Tan, Elif Bereketli, Elif Cemal, Evren Balta, Fatma Türe, Figen Yüksekdağ, Hale Akay, Hale Gönültaş, İnci Furni, Işın Eliçin, İştar Gözaydın, Jaklin Çelik, Mebuse Tekay, Necmiye Alpay, Neval Güven Türkeli, Nil Mutluer, Nilüfer Göle, Nurcan Akad, Oya Baydar, Perihan Özcan, Perrin Öğün, Pınar Öğünç, Rana Şenol, Raziye Kubat, Sebahat Tuncel, Sevda Alankuş, Sevgi Ortaç, Sevil Turan, Sevilay Demirci, Sibel Yardımcı, Şirin Payzın, Verda Özer, Yasemin İnceoğlu, Yeşim Burul, Zehra Gülbahar, Zehra Kafkaslı, Zeynep Gürcanlı, Zozan Özgökçe.

 

Başörtüsüne özgürlük metnine kimler imza attı?