Cinayetler süreci etkilememeli

Cinayetler süreci etkilememeli
Cinayetler süreci etkilememeli

Kemal Kılıçdaroğlu uçakta yol boyunca kendisine sunulan raporları okudu.

Paris'teki cinayetin müzakereyi etkilememesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Sorunu herhalde çözeceğiz, Çözümün yakın olduğunu sanmıyorum" dedi.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Paris’te PKK’nın kurucularından Sakine Cansız ile iki kadının öldürülmesi olayının İmralı ile başlatılan süreci aksatmaması gerektiğini söyledi. Başbakan’ı ‘toplumsal ve siyasal uzlaşma aramamakla’ suçlayan Kılıçdaroğlu, sorun çözülecekse CHP’nin ‘niye sorunu çözüyorsun’ demeyeceğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, cumartesi gecesi partililerin, işadamlarının ve gazetecilerin bulunduğu kalabalık bir heyetle Çin’in başkenti Pekin’e geçti. Pazar günü Pekin’de dinlenip bugün başlayacak görüşmelere hazırlanan Kılıçdaroğlu, Pekin yolunda gazetecilerin güncel sorularını yanıtladı.
Paris’teki cinayetleri yakından takip ettiğini ve olayın aydınlığa kavuşturulmasını beklediğini vurgulayan CHP lideri, olayın olduğu yerin, Fransız istihbaratının ve polisinin sürekli gözetim altında tuttuğu bir yer olduğuna dikkat çekerken, “Asıl sorumluluk Fransız hükümetinde” yorumunu yaptı. Kılıçdaroğlu, olayın Türkiye’deki sürece nasıl etki edeceği sorulunca da şu yanıtı verdi: “Önce olayın gerekçelerini bilmek gerek. Türkiye’deki süreç kendi içinde yürümeli, ilerlemeli... Bir yerde bir cinayet, infaz oldu diye süreç aksadı diye bakmak doğru değil. Eğer hükümetin bu yönde bir kararlılığı varsa süreç yürümeli.” 

Hepimizin sorumluluğu var 

Kılıçdaroğlu, sorunun çözümü konusunda hükümete kredi açtıklarına dair sözlerine Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği tepkiye şaşırmış. “Türkiye’nin en temel sorununu çözme konusunda anamuhalefet partisinin olaya olumlu yaklaşımına olumsuz tepki vermesini, aslında sorunu çözmemek gibi bir yaklaşımı dolaylı ortaya koymak olarak görüyorum” diyen Kılıçdaroğlu, sırf bu yüzden süreci daha bir dikkatle takip edeceğinin altını çizdi.
Her toplumun yaşadığı sorunlardan kurtulması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, kronikleşen sorunların ülke sınırlarını aşabildiğine dikkat çekerek şu yorumu yaptı: “30 yılda bir sorun çözülemiyorsa, bu sorunun çözümü konusunda herkesin sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. CHP olarak biz bu sorumluluğun bilincinde hareket ediyoruz ve sorunun çözümüne katkı vermek istiyoruz. Eğer çözülecekse, ‘niye sorunu çözüyorsunuz’ diye tepki göstermenin hiçbir anlamı yok. Kendi insanınızı ve insanınızı seviyorsanız, bu ülkede herkesin barış içinde, huzur içinde yaşamasını istersiniz. Bizim beklentimiz ve talebimiz bu. ‘Biz bu ülkeye barışı getireceğiz. Bu ülkede barış içinde herkesin yaşayabileceği bir ortamı yaratacağız’ derlerse biz bundan mutluluk duyarız.” 

Sorunu herhalde çözeceğiz 

BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın “Süreç CHP’ye de açık olmalı, CHP de katılmalı” sözlerini değerlendiren Kılıçdaroğlu, hükümetin yürüttüğü İmralı sürecinin CHP’nin dışında bir süreç olduğuna işaret ederek, “Biz o sürecin içinde olmak istemeyiz” dedi.
Hükümetin katkı bekliyorsa süreçle ilgili kendilerine ya da TBMM’ye bilgi vermesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, hükümetin toplumsal uzlaşı aramadığından yakındı.
Sorunun çözümü konusunda umutlu olup olmadığı sorulan Kılıçdaroğlu’nun yanıtı netti: “Bu sorunu herhalde çözeceğiz.” Buna karşın umutsuz olduğunu ima eden Kılıçdaroğlu, gerekçesini de şöyle anlattı: “Çözümün yakın olduğuna ihtimal vermiyorum. Çünkü hükümetin elinde bu konuda bir net bir strateji olmadığına inanıyorum.”
CHP’nin hükümetin “bu sorunu çözeceğim” vaadi için kredi açtığını tekrarlayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Eğer sorunu çözeceksen biz bundan memnunuz dedik ve 4 koşul sürdük. Millete hesabını veremeyeceğin angajmana girmeyeceksin. Samimi olacaksın. Kişisel beklentiler olmayacak. Parlamentoya bilgi vereceksin. Bunları yaptığı takdirde elbetteki o görüşmelerde bizim anlayışımıza uygun bir çözüm yakalanmışsa destek vereceğiz.” Başbakan Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın “Ölenlerden biriyle görüşüyorduk” sözlerine tepkisi sorulunca da Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Valla Aziz Nesin olsaydı herhalde ona çok güzel bir yanıt verirdi. Ne söyleyeyim ben. Kalkıyorsunuz ‘niye onunla konuştun’ diyorsunuz. Sormaz mı ‘sen kiminle konuşuyorsun’ diye.. Sen niye görüşüyorsun diye sorarsa ne yanıt verecek Sayın Recep Tayyip Erdoğan ? Komedi yani...” CHP’de Kürt sorunu konusunda farklı ses olmadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, TBMM’de yapılması gereken reformlara verdikleri desteği de ‘anadilde savunma’ örneği ile anlattı.
İki parti çözebilseydi...
Ahmet Türk’ün Öcalan’la görüşme sonrasında açıkladığı bazı adımlar ile CHP’nin bazı önerilerinin örtüştüğü anımsatılınca Kılıçdaroğlu, “Sayın Türk’ün neleri görüştüğünü bilmiyoruz tabii. Bizim görüşümüz, zeminin parlamento olduğudur. Parlamentonun irade sergilemesi gerektiğini ısrarla ifade ediyoruz. Dolayısıyla bu görüşü kim paylaşırsa, AKP , MHP , BDP, sivil toplum kuruluşları fark etmez, seviniriz” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki 4 siyasal partinin bir araya gelmesiyle siyasal uzlaşma, TBMM’nin dışındaysa âkil adamlar aracılığıyla toplumsal uzlaşma sağlanması olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu: “Toplumsal uzlaşma oyçokluğu ile bir sorunun çözülmesi değildir. Yani AKP ile CHP’nin oyu yüzde 75, biz istediğimizi yaparız.. Hayır. Demokrasi de bu değil zaten. İki parti çözebilseydi çoktan çözülmüştü bu sorun. Çözülemeyecekse halka umut verip kandırmamak lazım.”

 

Kozlu ölümlerinden siyasi otorite sorumlu 

Zonguldak’taki maden ocaklarında yaşanan ölümlü kazaları da değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Sağlıklı çalışan bir demokraside Sosyal Güvenlik Bakanı ile Enerji Bakanı’nın koltuklarında oturmuyor olması gerekirdi. Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, beş değil tam altı kez, o patlamanın olduğu maden ocağında burada uygun çalışma koşulları yoktur diye tutanak tutulmuş. Her seferinde bakanın önüne konuldu o tutanaklar, siz çalışmanıza devam edin dediler. Ve o işçiler hayatlarını kaybettiler. Hesabını kim verecek? Veren yok” dedi. TTK Başkanı’nın ‘işçinin aylığında icra varsa bu kendisini çalışmaktan alıkoyuyor. Ya icrayı kaldıracaksın ya işine son vereceğiz’ tarzı bir açıklama yapmasını da eleştiren CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, şu tespiti yaptı: “Siz doğru dürüst para verdiniz de o icrayı mı kaldırmadı. Akılla mantıkla bağdaşmıyor. Denetim yapılıyor, tutanaklar tutuluyor, ‘kaza olmaması tesadüf’ deniliyor. Ancak siyasi otorite denetimin gereğini yapmıyor. Dolayısıyla siyasi otoritenin sorumluluğu var.” 

Kardeşimi rahat bırakın 

Kılıçdaroğlu, İzmir’de bir inşaatta bekçi olarak çalışan kardeşi Celal Kılıçdaroğlu ile ilgili sorular üzerine de “Adam emekli, çalışıyor. Bırakın rahat rahat çalışsın lütfen....” yanıtını vermekle yetindi.