Çitsiz kanalın suçlusu anneymiş

Çitsiz kanalın suçlusu anneymiş
Çitsiz kanalın suçlusu anneymiş

10 yaşındaki Berat, geçen ağustos ayında kuzenleriyle gezerken, etrafında çit olmayan kanalın duvarından kayarak suya düştü ve yaşamını yitirdi.

Küçük Berat'ın DSİ'nin yaptırdığı, etrafında çit olmayan kanala düşüp ölümüyle ilgili bilirkişi raporuna göre, suçlu çocuğun annesi!
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

Batman’da, 10 yaşındaki Berat Sayar’ın şapkasını ıslatmak için uzandığı su kanalına düşüp boğularak ölmesi üzerine ailesi, Devlet Su İşleri’nden (DSİ) şikayetçi oldu. Savcılık, aralarında bir emekli DSİ çalışanının da olduğu üç bilirkişiden rapor istedi. Bilirkişiler, kanalın etrafını çitle çevrilmeyen DSİ’yi suçsuz bulup “uyarı levhası olduğu halde suya giren” Berat’ın “okuma yazma bildiğini” vurguladı, “çocuğunu korumayan anne ve babayı” da kusurlu buldu. Bu rapor üzerine savcılık, daha önce ‘mağdur ve şikayetçi’ diye dinlenen anneyi ‘şüpheli’ sıfatıyla sorguladı.

Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı Yeniçağlar köyünde yaşamakta olan üç küçük kuzen; 13 yaşındaki Ahmet Astan, 12 yaşındaki Berken Sayar ve 10 yaşındaki Berat Sayar 3 Ağustos 2012’de bisikletlerine binip evden çıktı. Akşam 17.00 sularıydı. Köy girişinde, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından inşa edilip Batman Sol Sahil Sulama Birliği’ne devredilen sulama kanalının yanına geldiler. Ahmet ve Berken, 2 metre 30 santimetre yüksekliğindeki kanalın yanına gidip şapkalarını ıslattı. Onlar dönerken Berat kanala yanaştı. Şapkasını çıkarıp ıslattığı anda ayağı yosunlar nedeniyle kaydı ve kendini suyun içinde buldu. Ahmet, Berat’ı kurtarmak için köprünün beton kısmındaki demirden tutarak, kuzeninin tişörtünü kavradı. Ancak akıntı yüzünden o da suya düştü. Ahmet kanalın üzerindeki köprünün altından geçip yüzeye çıkarken, Berat suya gömüldü. Kuzenleri koşup o sırada köye gelen Şirin Astan’ı durdurdu. Astan, kanala yaklaştığında Berat’ın suda yüz üstü yattığını gördü. Çocuğu çıkarıp suni teneffüs yaptıysa da artık çok geçti. Ölümün ardından anne ve babası şikayetçi oldu. Anne Amine Sayar, kanalda daha önce de ölüm yaşandığını ifade ederek, “Bugüne kadar hiçbir önlem alınmadı. Gerekli önlemleri almadığından DSİ yetkililerinden şikayetçi ve davacıyım” dedi.



MAĞDURDU ŞÜPHELİ OLDU
Kozluk Savcılığı, biri DSİ’den emekli, üç inşaat mühendisinden bilirkişi raporu hazırlamasını istedi. Üç bilirkişi raporda, DSİ tarafından sadece kanaldaki regülatörün çevresine çil çekildiğini, kanal kenarlarında suya girmenin tehlikeli ve yasak olduğuna dair levhalar bulunduğunu vurguladı. Suda boğularak ölen Berat’ın, “Okuma yazma bilen okul çocuğu olup ailesi yanında ikamet ettiği” ifade edildi. Raporda ayrıca, Medeni Kanun’a göre “Aile büyüklerinin ailenin reşit olmayan çocukları üzerinde bakım, gözetim asli görevlerini layiki ile yerine getirmeleri, ihmalkar davranmamaları, hayatın olağan akışı içinde karşılaşabilecek tehlikeler hakkında bilgilendirmeleri” gerektiği savunuldu ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne atıfta bulunuldu. Ardından, “Oyun çocuğu olan Berat Sayar’ın bakım ve gözetimlerinde asli görevlerini ihmal eden öncelikle baba ve anne kusurludurlar. Bu konuda dava açılması hususu başsavcılığın takdirindedir” denildi. DSİ ve Sulama Birliği yönetiminin bir kusur ve sorumluluğunun olmadığı vurgulanan raporda, “Ölüm olayından sorumlu başta bu çocuğun ailesi olan baba ve annedir. Çünkü çocuğun her türlü sorumluluğu evvela kendi aile efradına aittir. Bu nedenlerden dolayı sorumlu ve kusurlu mağdurun ailesidir” ifadesi kullanıldı.

Kozluk Savcısı Tuğba Sav Şengül, bu rapor üzerine, daha önce ‘şikayetçi ve mağdur’ sıfatıyla dinlenen 38 yaşındaki anne Amine Sayar’ı ‘şüpheli’ yaptı. Anne Sayar, 24 Aralık 2012’de alınan ifadesinde, “Çocuğum evimize çok da uzak olmayan sulama kanalı yakınına gitmişti ancak ben ev işiyle uğraştığım ve diğer üç çocuğumla ilgilendiğim için haberim olmamıştır. Evimizin etrafında oynadığını düşünmekteydim. Kanalın üzeri açıktır. Çocukların ve hayvanların düşmesini engeleyecek tedbir alınmamıştır. Bu sebeple benim ya da ailemin kusuru bulunmamaktadır” dedi.
Sayar Ailesi’nin avukatı Erkan Şenses, rapora itiraz ederek, ikinci bir rapor aldırılmasını istedi. Bilirkişilerden birinin DSİ’den emekli olduğunu kaydeden Şenseş, “Medeni hukukun idarenin kusuruyla ne ilgisi var? Bilirkişinin görüşü kabul edilirse her türlü çocuk ölümünden ebeveyn sorumlu tutulur. Trafik kazasından tutun da bir damdan tuğlanın kopup çocuğa gelmesi halinde bile, bu rapora göre, ebeveyn sorumlu. İdarenin kusursuzluğu sonucunu çıkararak, hatalı bir yoruma yöneliyor. Kanalın etrafı çitle çevrili olsaydı bu ölüm gerçekleşmezdi” diye konuştu.