Çizginin özgürlükle imtihanı

Çizginin özgürlükle imtihanı
Çizginin özgürlükle imtihanı
Sunday Times'ta geçen hafta çıkan karikatür, mizahı yine tartışmaya açtı. Türkiye'deki çizerlere 'Özgürlük nerede başlar' diye sorduk.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Sunday Times gazetesinde karikatürist Geral Scarfe, geçen hafta İsrail Başbakanı Netanyahu’yu Filistinlilerin vücutlarının ve uzuvlarının sıkıştığı tuğla bir duvarı kanla örerken çizdi. Karikatür tepki çekti. Bunun üzerine gazetenin sahibi Rupert Murdoch, “Bu kaba ve hakaret içeren karikatür nedeniyle büyük bir özür borçluyuz” açıklaması yaptı. Bu olay ‘karikatür ve ifade özgürlüğü’ tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Mizahla imtihanı pek de başarılı olmayan Türkiye ’de karikatüristlere “Çizerin ifade özgürlüğü nerede başlar, nerede biter” diye sorduk?
Leman Yazıişleri Müdürü Zafer Aknar, “Mizah yapısı itibariyle muhaliftir” derken, Evrensel çizeri Sefer Selvi “Kime göre, neye göre sınırlayacaksın” diye sordu. Zaman ’dan Dağıstan Çetinkaya, çizerin empati kurması gerektiğinin altını çizdi. Taraf’tan Tan Oral “Karikatür büyük sorumluluk getiren küçük bir sanattır” sözünü hatırlattı. Penguen’den Bahadır Baruter ise kendi yaşadığı bir deneyimi anlatarak, “Siz karar verin” dedi. İşte görüşler:

Mizahçılar kralın soytarısı değil


Leman / Zafer Aknar: “Mizah yapısı itibariyle muhaliftir. Mizahçılar, kralın soytarıları değildir. Bunu da krallar dahil herkes bilecek. Dünyanın her yerinde çizerlere saldırılar olmuştur, olacaktır. Çünkü mizah, zeki ve hümanist insanların uğraşıdır. Kimseden bizi anlamalarını beklemiyoruz.

Zaman / Dağıstan Çetinkaya: İnsanların inançlarına, kutsal saydıklarına hakaret etmek ya da saldırmak bırakın mizahçıyı insani değerlere sahip hiçbir bireye yakışmaz. Ortada bir zulüm ya da hak ihlali varsa buna karşı saldırgan bir üslup yerine kıvrak bir mizahi zekâyla eleştiri ortaya koymak mizahçının zaten bir misyonu. Hassas nokta, ifade özgürlüğünüz başkalarının inanç ve ifadelerini aşağılıyor ya da ona hakaret boyutuna ulaşıyorsa, çizer kendisine yapılmasını istemediği şeyi çizgi marifetiyle başkasına yapmayacak otokontrol sistemini oluşturmalıdır.

Evrensel / Sefer Selvi: Başbakan’ın karikatüre açtığı ilk davadan nasibini alan biri olarak düşüncelerin yasaklanmasına karşıyım. Her çelişki bir karikatürdür. Danimarkalı karikatürcülerin karikatürü Müslümanları kızdırırken, Sunday Times’taki karikatür Yahudileri kızdırırken, eminim Müslümanları memnun etmiştir. Kime, neye göre sınırlandıracaksın, yasaklayacaksın?

Taraf / Tan Oral: ”Karikatür büyük sorumluluklar getiren küçük bir sanattır” diyor Ronald Searle. Ve ‘Özgürlük başkalarının özgürlüğünün başladığı yerle sınırlanmıştır” denir ya, bu çok yaygın ve kabul görmüş bir tanımlamadır. Durup dururken, ben istiyorum diye, başkalarını aşağılamayı ve kutsalına saldırmayı ifade özgürlüğü içinde düşünmek pek kolay olmasa gerek. Koestler’in dediği gibi, “İnsan istediğini yapar ama istediğini isteyemez!”

Penguen / Bahadır Baruter: Başımdan geçen bir olayı anlatayım da siz karar verin karikatüristin özgürlüğünün nerede başlayıp bittiğine. Dergimde bir karikatür çizmiştim. Karikatürün geri planındaki cami duvarına ‘Allah yok, din yalan’ yazısı gizlemiştim. Birçok hakaret, darp ve ölüm tehdidi aldık. Üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılandım. Kimseden özür dilemedim. Avukatıma savcının tavrını kınayan ve mahkemede hesap vermeyi reddeden bir pasif savunma talimatı verdim. Yaradılışım gereği kendi adıma pişmanlık ve korkuya kapılmadım. Dergideki arkadaşlarım için endişelendim sadece. Çünkü beni kınadılar ve yanımda durmayı reddettiler. Tavırlarını yadırgasam da boyun eğdim. Basına hiç taraftarı olmadığım bir özür metni verdiklerinde gururum incindi. Sonuçlarına katlandım ama arkadaşlarıma kırılmamayı maalesef beceremedim. O özre rağmen dergimiz kundaklandı. Patronu tarafından dışlanan karikatürist Scarfe’ı anlıyorum. Karikatüristin özgürlüğü, ister patronu olsun, ister çalışma arkadaşı, onunla aynı teknede yol alanların özgürlük ufukları ve duruşlarıyla kısıtlıdır.