Çocuğa ölüm kelepçesi

14 yaşındaki Döndü Erdoğan, elinde bir poşetin içindeki tencereyle Yenibosna'daki Bahadır Sokak'ta yürüyordu
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - 14 yaşındaki Döndü Erdoğan, elinde bir poşetin içindeki tencereyle Yenibosna'daki Bahadır Sokak'ta yürüyordu. Birden arkasından gelen 'Dur' sesiyle irkildi. Neye uğradığını anlamadan kelepçelendi, polis otosuna bindirildi. 11 saat karakolda kimliği üzerinde olmadığı için 'şüpheli bir şahıs' olarak tutuldu. Çığlıklarına, hatta kendisine zarar vermeye çalışmasına aldırılmadı. Serbest bırakıldığında bunalımdaydı. Pencereye çıktı ve kendini boşluğa bıraktı...
Döndü Erdoğan, yedi yıl önce, yedi yaşındayken Kahramanmaraş'tan İstanbul'a doğru yol alan bir otobüsün içindeydi. Yanında beş kız kardeşi, babası ve annesi vardı. Yenibosna'da bir ev kiraladılar. Babası, bir konfeksiyon atölyesi açtı. Elleri kalem tutması gereken Döndü de atölyede çalışmaya başladı, okula yazdırılmadı.
29 Nisan 2001 Pazar günü ablasına gitmek için evden çıktı. Annesi geçen hafta aldığı tencereyi de değiştirmesi için Döndü'ye vermişti. Döndü önce ablası Gülsüm Erdoğan'a uğrayacak, sonra birlikte semt pazarında tencereyi değiştireceklerdi. Saat 14.00 sıralarında, ablasının evine 100 metre kalmıştı ki 'Dur' sesini duydu. Arkasından bağıran polisti. Ancak o korkmuştu, arkasına bakmadan hızlanarak yürüdü. Polisler, Döndü'yü tuttu. Ellerini kelepçeledi. Üzerinde kimlik yoktu. Bu, 14 yaşındaki bir çocuğun 'şüpheli şahıs' olarak karakola götürülmesi için yeterli görüldü.
Kayıp diye karakola gittiler
Abla Gülsüm Erdoğan ise evinde Döndü'yü bekliyordu. Saatler geçti, semt pazarı kapandı. Ancak Döndü yoktu. Eniştesi İrfan Erdoğan ve ablası Gülsüm Erdoğan, kayıp olduğunu bildirmek için Yetmişbeşinci Yıl Karakolu'na gitti. Karakola girdiklerinde saatler 23.00'ü gösteriyordu ve korkunç manzarayla karşılaştılar. Döndü, kelepçelere sürterek bileklerini kesmişti, korku içinde bağırıyor, ağlıyordu. Ablası ve eniştesinin ısrarlarıyla kelepçeleri çıkarıldı. Polis Döndü'yü bir süre daha karakolda tutmakta kararlıydı. Evden kimliğinin getirilmesi istendi. Kimliği geldikten sonra da bırakılmadı. 'Genel Bilgi Tarama' yapılacak, 14 yaşındaki kız çocuğunun sabıkası olup olmadığı araştırılacaktı.
Bu sırada kendini kaybeden Döndü, karakolun camından kendini atmak istedi, parmaklıklar onu engelledi. Ablasından bir bardak su istedi. Bir yudum almadan bardağı kırdı ve cam parçalarıyla bileklerini kesti. Bunun üzerine hastaneye götürüldü, pansuman yapıldıktan sonra saat 01.00 sıralarında serbest bırakıldı. Ancak eve geldiğinde de sürüklendiği bunalımdan çıkamamıştı. Konuşmuyordu. Sadece ablasına saçlarını taramak istediğini söyledi. Ablası başını okşayarak saçlarını taradı. Yatağına yatırdı. Gülsüm Erdoğan kapıyı kapatmadı, kapının önünde oturuyor, intihar etmesinden korktuğu kardeşine bakıyordu. Eşiyle konuşurken gözlerini kısa bir süre ondan ayırdı, tekrar baktığında Döndü penceredeydi. Döndü, üçüncü kattan kendini boşluğa bıraktı.
'Sorumlular cezalandırılsın'
Çapa Tıp Fakültesi'ne kaldırılan Döndü, şimdi yoğun bakım servisinde yaşam savaşı veriyor. Ablası Gülsüm Erdoğan, "El kadar çocuğa kelepçe takılır mı? Karakolda gördüğümüzde çıldırmış gibiydi. Bize neden haber vermediler? O evini söyleyemeyecek durumda olsa dahi muhtara sorarak öğrenmek çok mu zordu?" diye soruyor. Baba Halil Erdoğan ise sorumlu polislerin cezalandırılması için yasal mücadele vereceğini söylüyor.


    ETİKETLER:

    İstanbul