Çocuk dediğin derdine de oyunla derman buluyor

Çocuklar kendini sözle değil, davranışla ifade ediyor. O yüzden bilinçaltlarında ne yattığını anlamak kolay değil. İşte bu noktada devreye giren deneyimsel oyun terapisini, yaratıcıları anlattı...



MELTEM ÜRÜT


Çocuklar, kendilerini yetişkinler gibi sözlerle değil, hareket ve davranışlarıyla ifade ediyorlar. Oyunlar onların iç dünyasını ele veriyor. Onlarla ne kadar konuşmaya çabalasak da bilinçaltında nelerin yattığına dair ipucu almak zor. Tam da bu noktada devreye giren ‘Deneyimsel oyun terapisi’ yaşadıkları travmaların çözümünde çocuklara ulaşmamıza aracı oluyor.
Oyun terapistlerinin odalarında bebeklerden askerlere, silahlardan arabalara kadar akla gelebilecek her çeşit oyuncak bulunuyor. Bu oyuncaklar terapiye gelen her çocuk için hayatlarından farklı bir duyguyu temsil ediyor. Çocuklar bu oyuncaklarla terapistin müdahalesi olmadan istediği oyunu kurguluyor. Bu oyunlar aslında yaşadıkları travmalardan izler yansıtıyor.
Zamanla deneyimsel oyun terapisi uzmanının devreye girerek yaptığı küçük yönlendirmelerle, yaşananların çocuk üzerinde nasıl bir duygu yarattığı ortaya çıkıyor. Örneğin çocuk, terapiste oyuncak kelepçe takarsa odaya kapatıldığını, yasaklarla yaşadığını ortaya koyabiliyor. Kelepçe takılan uzman, “Canım acıdı” diyerek acısını dile getirdiğinde, çocuk kendi acısını anlayan biri olduğunu görebiliyor. Terapi sürdükçe çocuk yaşadığı travmanın yarattığı kötü duyguları serbest bırakıyor; okul, aile, arkadaşlarla ilişki gibi hayatın diğer alanlarına yansıtmıyor.
Üç yaştan başlayıp 10-11 yaş çocuklara kadar uygulanabilen bu terapi modelinin kurucu ve uygulayıcıları ABD’li profesörler Byron ve Carol Norton, yöntemi Türkiye’deki uzmanlara anlatmak için Psikoloji İstanbul’da bir atölye çalışmasına katıldı. Biz de bu pek bilinmeyen yöntemi yaratıcılarına sorduk.

Terapist oyun terapisini nasıl uyguluyor?
Oyun çocukların kendini ifade etme aracıdır. Terapist önce çocuğa bir güven ilişkisi oluşturarak özgürce oyun kurabileceği bir atmosfer sağlıyor. Çocuklar ilgilerini çeken oyuncakları seçip onunla bir oyun kuruyor. Terapiyi uygulayan danışman, çocuğun kendini oyunla ifadelerine çeşitli anlamlar veriyor. Örneğin bir arabayı diğer arabalarla çarpıştıran çocuğa terapist, “Araba diğer arabalara kızgın” diyebilir. Çünkü aslında çocuk kızgın. Ama bunu kabul etmek istemeyeceği için arabanın kızgın olduğunu kabul ediyor. Çocuk duyguları terapist tarafından kabul gördüğü ve anlaşıldığı için diğer duygularını ifade etmeyi sürdürüyor.
Neler hissettiğinin anlaşılması çocuğa ne sağlıyor?
Çocuk kendini oyuncaklarla ifade ettikçe yaşadığı duyguları dışa vurmaya başlıyor ve gerginlik vücudunu terk ediyor. Böylece daha rahat iletişim kurabiliyor, ilişkilerinde daha aktif hale gelebiliyorlar. Sinir ve stresin yerini, ilgi ve sosyal gelişimlerine daha uygun hisler alıyor. Terapide öğrendiği davranışları yavaş yavaş günlük hayatına, arkadaşları ve ailesiyle ilişkilerine taşıyor. Çünkü en önemlisi kurduğu oyunu oynarken terapistin yönlendirmesiyle hayatında kendi yaşına uygun bir hâkimiyet kuruyor. Terapist, çocuğa onda bu duyguları yaratan olayların yaşandığı çevresi üzerinde kontrole sahip olduğu hissini fark ettiriyor.
Hangi durumlarda deneyimsel oyun terapisine başvurulmalı?
Terapiye birçok sebepten gelinebiliyor. Örneğin anne-babasının ayrılmasından etkilenen, başka bir yere taşınıp arkadaşlarını kaybeden çocuklar, kardeşi ya da anne-babasının ölümünün yarattığı etkiler nedeniyle geliyorlar. Yakın zamanlarda İstanbul’da yaşanan sel felaketi gibi, doğal afetlerin yarattığı travma sebebiyle gelen çocuklar oluyor. Ayrıca agresif, saldırgan hareketlerinin nedenine çözüm arayan anne-babalar da çocuklarını getirebiliyor. Çocuklar gerçekte sözleriyle değil davranış ve tutumlarıyla konuşur, kendilerini ifade ederler. Yaşadıkları her travmanın yarattığı depresyon ve kaygı, bazı çocukların, okuldaki performansını, arkadaşları ve öğretmeniyle ilişkisini çok fazla etkileyebiliyor. Bunun gibi etkiler görüldüğünde sebebi bilinmese de aileler çocuklarını bizlere yönlendiriyor.

Prematüre doğan çocuk doktor korkusuyla nasıl hesaplaştı?
Terapide hangi oyuncaklar kullanılıyor? Bu oyuncaklar ne anlama geliyor?
Terapide kullanılan oyuncaklar çocukların kendi hayatlarına dair çeşitli anlamlar taşıyor. Bu her şey olabilir; bir bebek, bebek evi, aile figürleri, arabalar, otobüsler, uçaklar, inşaat araçları... Çocuklar ayrıca kendilerini resimle de çok rahat ifade edebiliyor, boya ya da oyun hamuru kullanabiliyorlar. Ancak neyi seçmek istediği tamamen çocuğa bağlı. Bazı çocuklar kendilerine uygulanan şiddete dair korkularını oyuncak silah, bıçak, kılıçlarla oynayarak ifade ediyor. Bu aletler, onların korunma ihtiyacını gösteriyor. Her oyun, çocuğun bakış açısından ve duygusal dünyasından bir hikâyeyi anlatır. Çocuklar bastırılmış duygularını açığa vurdukça terapide devam eden oyunların yerini gelişimine daha uygun oyunlar alır.
Terapi uyguladığınız bir çocuğun yaşadıklarını örnek verirseniz belki uygulama bizim için daha açık bir hal alabilir...
Prematüre doğan Jason, dört yaşına geldiğinde terapi için bize getirilmişti. Çok ciddi boyutlarda doktor ve iğne korkusu vardı. Aynı zamanda çevresiyle de büyük oranda iletişim sorunları çekiyordu. Normalden erken doğduğunda doktorlar beslenmesi için ona belki 40 defadan daha fazla, iğneler batırmışlar. Bebekken bütün bu müdahaleler boyunca hiç ağlamamış. Terapiye başladıktan ancak birkaç ay sonra terapiste duyduğu güven gelişince, onu yaralamak, öldürmek isteyenlere karşı savaştığı bir oyun kurmaya başladı. Terapiye devam ettikçe oyun üzerinde hâkimiyetinin geliştiğini fark etti ve oyun Jason’ın, terapistin vücudundaki yaraları tedavi eden bir doktor olduğu bir kurguya dönüştü. Örneğin bazen terapistin yüzüne bir boru koyuyordu. Bu, yeni doğduğunda ona takılan oksijen maskesini temsil ediyordu. ‘Doktor’ Jason, doğduğunda çektiği acıları anlatabilmek için terapiste iğneler batırıyordu. Ancak uzman terapistin, onun acısını anladığını fark edince bu sefer ona bandajlar yapıştırmaya başladı. Bu terapi süresince önceden mağdur olarak tanıklık ettiği olaylar üzerinde artık kontrolü olduğunu hissetti. Bedeni üstünde de güç sahibi olduğunu düşünmeye başladı. Böylelikle yaşadığı travmatik deneyimi bedeninden uzaklaştırdı. Terapi sayesinde korkuları azaldı, çevresiyle iletişim becerileri aynı oranda iyi bir hal aldı.