'Çocukların sevgilisiydi'

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün yadigârlarından, hayattaki tek manevi kızı

İSTANBUL - Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün yadigârlarından, hayattaki tek manevi kızı, Ülkü Adatepe, "Son yıllarda Atatürk hakkında yalan yanlış haberler çıkarıyorlar. Ben de Atatürk'ün manevi kızı olarak, okul okul gezerek O'nun insan yönünü anlatmayı kendime görev edindim" dedi.
Adatepe, Atatürk ile tanışıklığının Zübeyde Hanım'ın annesini büyütmesi ve evlendirmesiyle başladığını belirterek, Ata ile ilk karşılaşmasını şöyle anlattı: Annemin hamile kaldığını öğrenen Atatürk,
'Çocuk kız da olsa, erkek de olsa adı Ülkü olsun' diyor anneme. Türkiye'deki ilk Ülkü benim. 9 aylık olduğumda bir gün onu görüyorum ve hemen boynuna sarılıyorum. Bundan çok etkileniyor. O da bana saatini veriyor ve ben hemen kulağıma götürüyorum. Sonra ondan ayrılırken ağlamaya başlıyorum. Bu onu daha da çok etkiliyor. Aynı gece beni çağırtıyor ve benimle 1-1.5 saat oynuyor. Ondan sonra da hiç ayrılmadık ölene kadar.
Koyun diplomasisi
Atatürk bir çocuğa nasıl yaklaşılacağını çok iyi biliyordu. Çocuk ruhundan çok iyi anlıyordu. Bana 'Ülkü' ya da 'Ülkücük' diye hitap eden Atatürk istediğim hiçbir şeye 'Hayır' demezdi. Bir gün Florya Köşkü'nden Dolmabahçe Sarayı'na giderken, yolda bir koyun sürüsü görüyoruz. Ben 'Koyunları seveceğim' diyorum ve Atatürk arabayı durduruyor. Yeni doğmuş bir kuzu görüp, 'Onu istiyorum' diyorum. Atatürk kabul ediyor ve kuzuyu alıp Dolmabahçe Sarayı'na götürüyoruz. Ben çok mutluyum, ama saraydakiler mutsuz. Kuzuyu nasıl göndereceklerini bilemiyorlar ve Ata'ya söylüyorlar. Atatürk bana 'Kuzun nasıl?' diye sordu ve devam etti 'Ben o kuzuyu zayıflamış gördüm. Biz onu annesinden ayırdık. Seni de annenden ve benden ayırsalar üzülmez misin?' dedi ve ben de hemen 'Onu annesine götürelim' dedim.
Balerin olmamı isterdi
Hastalığı döneminde de her gün çağırdığı zaman Atatürk'ü görüyordum. Ona o gün olan her şeyi anlatıyordum. Ben bütün gün onun beni çağıracağı saatleri bekliyordum. Sonra bir sabah, 10 Kasım'da, ev kalabalık ve herkes ağlıyor. Ben hiç sormadım, 'Atatürk niye beni aramıyor, ne oldu?' diye. Sonra bunalıma girmişim. Atatürk'ün en büyük arzusu beni balerin yapmaktı. Ölümünden sonra bu gerçekleşti.