'Çok okuyan arkadaşlar şimdi sefilleri oynuyor'

TOBB'un kurduğu Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin (ETÜ) açılışının ardından üniversiteyi gezen ve öğrencilerle sohbet eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitedeki öğrencilere öğüt verirken tartışmalı ifadeler kullandı.

ANKARA - TOBB'un kurduğu Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin (ETÜ) açılışının ardından üniversiteyi gezen ve öğrencilerle sohbet eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitedeki öğrencilere öğüt verirken tartışmalı ifadeler kullandı. Fazla pratik yapmadıkları için doktorlara iğne yaptırmadığını anlatan Erdoğan, çok okuyan, kütüphaneleri olan, okurken hep 10 alan arkadaşlarının da, şimdi sefilleri oynadığını söyledi.
2004-2005 eğitim-öğretim yılında faaliyete geçen ETÜ'nün resmi açılışına Erdoğan'ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Ali Babacan da katıldı. Başbakan Erdoğan açılış töreninde ve daha sonra öğrencilerle sohbetinde şunları söyledi:
Doktor felç edebilir: Eskiden bizde milli eğitim vardı. Ancak o öğretim değil. İkisi farklı şeyler. Teknik okul mezunu, ancak torna kullanmayı bilmiyordu. Doktor tıpta okurdu, tıp bilmezdi. Ben şahsen doktora iğne yaptırmam. Pratiği yok, damarı tutturamaz, felç edebilir. Hemşireye iğne yaptırırım, o yokladığı zaman damarı bulur. Burada pratik önemli. Teorisyenler arasından çıkan girişimci azdır. Pratik dünyadan gelenler girişimci oluyor.
'Üniversite-sanayi el ele'
Erdoğan'ın felsefesi: Benim felsefem şu: Oku, düşün, uygula, neticelendir. Benim zamanımda nice arkadaşım vardı, çok okurlardı, kütüphaneleri vardı. Hep 10 alırlardı. Şimdi sefilleri oynuyorlar. Okumak lazım, ancak düşünmek, uygulamak ve neticelendirmek de lazım. Sadece kitapların arasından bakılan dünya hayat değildir. Kitapların arasının dışındaki dünya eşittir başarı. Pratik önemli. Girişimci bunu yakalamıştır. Siz de böyle yapın.
Statükoya şifrelenmiş zihinler: Neden üniversitelerimiz sanayimiz ile işbirliğinde değil, neden bilim yuvalarımız üretim sürecinde ülkenin ihtiyaçları oranında katkıda bulunmaz sorusu, yıllar boyunca cevapsız bırakıldı. Bunun iki taraflı bir arz ve talep sorunu olduğunu hem sanayimiz, hem üniversitelerimiz anlamakta gecikti. Her şeyin devletten beklendiği yıllarda zihinlerdeki şifreler statükoya odaklandı, hiç kimse ülke adına bir risk almak istemedi. Bu durum, yakın zamanlara kadar Türkiye'nin en büyük zihniyet problemlerinden biri oldu.
Sorumluluk bilim adamlarında: Eğitim-öğretim ilkelerimizi, küreselleşen rekabet temelinde, işleyen dünya şartlarına göre yeniden düşünüp formüle etmeliyiz. Bu sorumluluk, esasen eğitim kurumlarımızın, bilim adamlarımızın. Siyaset bu alanda bir düzenleme kapasitesine sahip olsa da, bunun içini dolduracak, siyaseti küresel dünyanın dinamiklerine uygun düzenlemeler yapmaya sevk edecek olan da yine eğitim ve bilim camiasıdır. Daha kaliteli, daha özgürlükçü, daha çağdaş bir eğitim-öğretim sistemi talebi öncelikle eğitim kurumlarından, akademik dünyadan gelmeli. Eğitim-öğretim sistemimizi temel eğitimden başlayarak toplumsal bir mutabakat zemininde yeniden yapılandırmamız, acil bir ihtiyaç. Böyle bir yeniden yapılandırma girişimi, ancak doğru ve tutarlı prensiplerle başarıya ulaşabilir.
'Bir sömestr uygulama için'
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, yaptığı konuşmada özel sektörün yanı sıra kamunun ihtiyaç duyduğu yüksek nitelikli insan gücünü yetiştirmeyi de hedeflediklerini belirtti. Rifat Hisarcıklıoğlu, "Bu sayede kamu idaresinde de çağdaş piyasa ekonomisi zihniyetinin benimsenerek uygulanmasını sağlayacağız. Türkiye'de bir ilke imza atacağız ve üç sömestrli eğitim sistemine geçeceğiz.
Üçüncü sömestr sadece uygulamalı eğitime tahsis edilecek" diye konuştu.