Çöle 10 yıl kaldı

Birleşmiş Milletler'in çölleşmeye karşı 1994 yılında ilan ettiği ve Türkiye'nin de 1998'de kabul ettiği '17 Haziran Dünya Çölleşme ile Mücadele Günü'nün
üzerinden geçen yedi yıl sonunda Türkiye 4 milyar ton verimli toprağını kaybetti.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Birleşmiş Milletler'in çölleşmeye karşı 1994 yılında ilan ettiği ve Türkiye'nin de 1998'de kabul ettiği '17 Haziran Dünya Çölleşme ile Mücadele
Günü'nün üzerinden geçen yedi yıl sonunda Türkiye 4 milyar ton verimli toprağını kaybetti. 76 ülkenin imzaladığı 'BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi' uyarınca çölleşme ve susuzluktan etkilenen 1 milyardan fazla insanın sorunlarına çözüm bulmak ve topraklara verimliliği geri kazandırmak hedefleniyor.
Yüzde 85'i çöl ülke!
Türkiye Avrupa'dan 17, Kuzey Amerika'dan ise altı kat fazla yıllık erozyonu ile NASA ve BM'nin raporlarında 2010'lu yıllarda yüzde 85'inin çöl olması beklenen bir ülke.
Türkiye'de her gün 150 bin kamyon dolusu, yılda ise 500 milyon ton verimli toprak akarsularla deniz göl ya da barajlara karışarak kaybediliyor. Başka bir hesapla, her yıl Kocaeli ve Bursa'yı 10 santim kalınlıkta kaplayabilecek verimli toprağı yitiriliyor.
Uluslararası araştırmalarda, bu çölleşme ve beraberinde gelen çarpık sanayileşmeyle birlikte geçmişte tahıl ambarı olan Türkiye'nin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor.
Kolay aşınan topraklar
Türkiye gerçek anlamda çöl bulunmamasına karşın Orta ve Güneydoğu Anadolu'da bazı yöreler bazı yıllar 250 milimetre civarında yağış alıyor ve bu nedenle de yarı çöl koşullarına oldukça yakın bir konumda bulunuyor. Hızlı nüfus artışı, ülkemizin çok meyilli ve kolay aşınan jeolojik yapı-sı, bitki örtüsünün tahribi, orman ve merada tarla açma, meraların aşırı ve düzensiz otlatma ile tahribi, tarım alanlarının
yanlış kullanılması, yol ve su yapılarında ve maden ocaklarında erozyonun göz ardı edilmesi ve her seçim dönemindeki yasal tavizler nedeniyle hızlı bir çölleşme yaşanıyor.
Dünyadaki çölleşme
Başta Asya kıtası olmak üzere yılda yaklaşık 25 milyar ton toprağın akarsularla deniz ve göllere taşınması sonucu ortaya çıkan çölleşme, tüm dünyanın sorunu. Ormanların yok edilmesi, doğal kaynakların tahribatı, biyoendüstriyel atıklar, yanlış toprak kullanımları, bitki örtüsünü yok etme, nadassız tarım, hayvan otlatılması ve nüfus baskısı gibi olumsuz insan girişimleri dünyadaki çölleşmenin nedenlerini oluşturuyor.
Organik yaşamı gerileten çölleşme, yakın gelecekte birçok ülkenin kendine yetecek gıda üretimini sağlayamaması tehlikesini de doğuruyor.
Bugün dünyanın 1/3'ü kurak bölgeler olarak adlandırılırken, bu bölgelerin büyük bir kısmını çöller oluşturuyor. Çölleşmeye duyarlı bölgeler de her gün biraz daha çöle dönüşüyor. Çöl denince akla ilk gelen uçucu kum çöllerinin oluşturduğu, deve kervanlarının görüldüğü bölgeler. Ancak çöller taşlık ve kayalık, tuzlu, normal toprak ve kutuplarda olduğu gibi buz çölleri şeklinde olabiliyor. Dünyanın belli başlı çölleri olarak Orta Asya'da Gobi ve Taklamakan, Afrika'da Büyük Sahra ve Kalahari, Kuzey Amerika'da Arizona ve Sonora, Şili'de Atacama çölleri sayılabilir.
Dünya nüfusu her gün 250 bin yeni doğan bebekle artarken, dünya nüfusunun yüzde 14'ü çöl ve çöl benzeri yörelerde, sorunun doğrudan veya dolaylı etkileri ile karşı karşıya yaşıyor.
Mera alanları yarıya indi

  • Türkiye topraklarının 26.5 milyon hektarı tarıma elverişli. Kara yüzeyinin yüzde 75'inin yüzde 54'ü şiddetli, yüzde 20'si de orta şiddetli erozyonla karşı karşıya. İşlenen tarım alanlarının yüzde 75'inde yoğun erozyon görülüyor.
  • Fırat Nehri yılda 108, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşıyor. Her yıl Keban Barajı'na 32, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikiyor.
  • Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi yitiriliyor.
  • Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton ülke yüzeyinden 1.4 milyar ton verimli üst toprak erozyonla kaybediliyor. Kaybedilen bu topraklar 25 cm kalınlığında yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde Kıbrıs Adası kadar bir araziye eşdeğer.
  • Türkiye'de 1935 yılında 44.3 milyon hektar olan çayır ve mera alanları bugün 21. 7 milyon hektara düştü. Meraların bitkiyle kaplı alan oranı ise yüzde 15-30.
    Orman yoksa toprak da yok
    Çölleşmeye yol açan en önemli olaylardan biri de orman yangınları. İstatistiklere göre orman yangınlarının yüzde 39'u ihmalden çıkarken, ormanların yüzde 14'ü kasten yakılıyor. Yüzde 4'ü yıldırım nedeniyle çıkan yangınların yüzde 43'ünün nedeni ise bilinmiyor. 1998'de 1932 yangında 6 bin 64 hektar, 1999'da 2 bin 69 yangında 5 bin 705 hektar, 2000 yılında ise 26 bin 246 hektar ormanlık alan yok oldu. Daha çok Ege ve Akdeniz bölgelerinin etkilendiği yangınlarda son 10 yılda Muğla yılda ortalama 304 orman yangınıyla öne çıkan il oldu.