Çöplükten çıkan saray

Çöplükten çıkan saray
Çöplükten çıkan saray

Çöplerin temizlendiği alandan 4. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar uzanan farklı eserler bulunuyor. Alanda eski Yunan dönemine ait sütun gövdesinin yanı sıra Tunç Çağı?na ait malzemeler var. FOTOĞRAF: ERHAN SEVENLER / AA

Topkapı Sarayı'nın avlusunda gecekondu atıklarıyla çöplük olan tarihi kalıntıda yapılan çalışmalar buranın 4. yüzyıldan kalma 'Piskoposluk Sarayı' olduğunu ortaya koydu. Bu sarayın altında Artemis Tapınağı olduğu tahmin ediliyor

Kalıntıları 28 gönüllü iki ay boyunca çalışarak temizledi ve çok önemli eserler gün ışığına çıktı.  FOTOĞRAF: ŞEBNEM COŞKUN / AA

ANKARA - Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda gecekonduların atıklarıyla çöplüğe dönüşen mekân temizlenince  4. yüzyıla ait ‘Piskoposluk Sarayı’ olduğu ortaya çıktı. Bu sarayın altında da Pagan dönemine ait Artemis Tapınağı’nın olabileceği tahmin ediliyor.
Ayasofya ile Aya İrini arasında kalan tarihi saray, eski karakol binasının arkasındaki gecekondular ve bunların atıklarıyla zaman içinde harap hale gelmiş ve ‘çöplük’e dönüşmüştü. Ancak, Sur-u Sultani çevresini düzenlemek için harekete geçen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın emriyle alan, geçen yıl temizlenmeye başlanmıştı.

Saray iki ayda çıktı
İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ferudun Özgümüş’ün kazı başkanlığında yürütülen temizleme çalışmaları sonucunda, daha önce bir hastaneye ait olduğu tahmin edilen, ancak bazı akademisyenlerce piskoposluk sarayı olabileceği belirtilen bu tarihi yapı gün yüzüne çıktı. Özgümüş  “İki aylık hummalı çalışmalar neticesinde burasının Aya İrini ile organik bağlantısı bulunan bir ‘Piskoposluk Sarayı’ olduğunu kesinleştirdi” dedi.
Özgümüş yapının, İstanbul’un başkent olmasıyla beraber ilk defa 4. yüzyılda yapıldığının tahmin edildiğini söyledi.
Bu tarihi yapıda ilk olarak 1940’lı yıllarda, ‘çok bilimsel olmayan yöntemlerle’ o dönemki Ayasofya Müze Müdürü Muzaffer Ramazanoğlu’nun kazı yaptığını ve burayı Sampson Hastanesi olarak düşündüğünü dile getirdi.
Dr. Özgümüş, “Ondan sonra da kimse buraya dokunmamış. Ramazanoğlu’nun kazı alanında açtığı çukur da yıllar içinde lağım ve çöple dolmuş, etrafına gecekondular yapılmış. Bunlar bütün pisliklerini oraya akıtmışlar ve orada zaman içinde bir orman oluşmuş, kalıntıların üzeri dolmuştu” dedi.
Piskoposluk Sarayı’ndaki kalıntıların da 4. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar farklılıklar gösterdiğini anlatan Özgümüş, bu yapının 15. yüzyıla kadar kullanıldığını, o nedenle kalıntıların farklı devirler gösterdiğini söyledi.
Özgümüş, Topkapı Sarayı’nın bu kalıntıların üzerine yapıldığını belirterek, “Bu yapının Topkapı Sarayı ile bir bağlantısı yok. Osmanlılar zamanında bir dönem odun ambarı, bir dönem arslan hane olarak kullanılmış. Hatta dev kantarlar bulduk.” dedi.
Özgümüş, 28 kişilik ekibin gönüllü olarak çalıştığını belirterek “Eski Yunan dönemine ait sütun gövdesi ile Tunç çağına ait malzemeler de elimize geçti. Enteresan bir yer. Tam Akrapolis’in tepesi. Byzantion iken İstanbul’un Akropolis’iydi burası. Artemis Lisizonos (Kemer Gevşeten) tapınağı üzerine yapılmıştı. Pagan döneminde, nişanlanan genç kızlar, bellerinde kırmızı şeritle bu tapınağa geliyor ve şeridi gevşetiyorlardı. Böylece ağrısız doğum yapacaklarına inanıyorlardı. İnşallah bu yapıların altında bu tapınağı da bulacağız” dedi.
Dr. Ferudun Özgümüş, bunun çok önemli bir kazı olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi: “İstanbul’da antik Bizans’ı kazmak çok heyecan verici. Dünyanın en önemli Akropolis’inde çalışıyoruz. Atina da önemli ama hiçbir zaman bir imparatorluk başkenti olmadı.
İstanbul’da Atina’daki akropolden çok daha değerli ve görkemli bir akropol’ün temelleri yatıyor. Çünkü, bu akropol üç büyük kültüre ev sahipliği yaptı.” 

İki hastane, iki gasilhane...
Çalışmaları yürüten kazı ekibinden Bizans sanatı uzmanı Hayri Fehmi Yılmaz, “Aya İrini’nin hem içerisine hem avlusuna birçok giriş var. Hatta Aya İrini’nin galeri katına gidiş de yine bu kalıntı içerisindeki bir rampadan sağlanıyor. Sarayın muhtemelen ölülerinin yıkandığı yer burası. Sarayda iki hastane, iki gasilhane vardı. Bir tanesi muhtemelen buradaymış. Roma çağından bir İstanbul çeşmesinin parçası burada duruyor. Bir miktar da döşeme mozaiklerimiz var. Herhalde bu tür buluntular önümüzdeki dönemde de karşımıza çıkacak.”(aa)