Çöpteki servetin fakir işçileri

Mustafa Uçar, kolları uzun el arabasını arkasına katmış Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin önünden hızlı adımlarla geçiyor. El arabasına asılı büyük, kirli çuvalın içi henüz boş.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Mustafa Uçar, kolları uzun el arabasını arkasına katmış Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin önünden hızlı adımlarla geçiyor. El arabasına asılı büyük, kirli çuvalın içi henüz boş. Büyük kentlerin alışıldık 'çöplerden geçim' manzaralarından biri. Ancak haklarında istatistiki hiçbir çalışma olmadığı için kaç kişi oldukları hakkında kesin bir sayı yok. Yaklaşık 200 bin katı atık toplayıcısı olduğu tahmin ediliyor. Uçar, her gün Küçükpazar-Eminönü arasında üç kez gidip geliyor. Çöp kutuları, konteynırlar ve bir iş merkezindeki geri dönüşümlü atıkları toplayarak ailesini geçindiriyor.
Çöpü yere atanlara kızgın
Tarihi meydana atılmış bir meşrubat şişesini alıp, bükerek kaplayacağı yeri küçültüyor ve çuvalının içine atıyor. Mustafa Uçar, yerlere attılan çöpleri temizleyerek Eminönü Meydanı'nı geçiyor. Çöpünü yere atanlardan şikâyetçi. "12 yıldır Küçükpazar-Eminönü arasında çöpleri toplarım. Bütün dünya değişti, gavurlar uzaya bina yapıyor. Bizim insanımız çöpü çöp kutusuna atmayı öğrenemedi" diyor. Toplayıcılığa nasıl başladığını anlatıyor: "Askerliği bitirince Konya'dan geldim. Küçükpazar'da bekâr odalarında yıllarca yaşadım. Bir çay kaşığı fabrikasında iş buldum. Patron iflas etti. Evde biriken kâğıtları bir gün 4 bin liraya sattım. Baktım, bu işte para var. Başladım, Küçükpazar'dan Eminönü'ne yürüyerek çöpleri karıştırmaya..."
Lüks otelin önünden, güvenlik görevlilerinin şüpheli bakışları üzerinde geçiyor. Çöpten yükselen kokunun içine dalıyor. Teneke kutuları, pet şişeleri, karton ve kâğıtları çıkarıyor. Yıllardır her gün tekrarladığı tespitini anlatıyor: "Biz çok müsrif milletiz. Her gün bir servet çöpe gidiyor. İnsanlar aç ama çöpler ekmek dolu. Yarısı yenmiş yemeklerle kaç fukara doyar."
'Doğubank'ta severler'
Elektronik eşyaların satıldığı Doğubank İş Merkezi'nin yoluna koyuluyor. Büyük iş merkezinin bütün çöplerini indirerek atmasının karşılığında geri dönüşümlü atıklar onun olacak. "İş merkezinin yönetiminde tanıdıklarım var. Yıllardır buralarda çalıştığım için beni seviyorlar. Her gün üç kez gelip, bütün katlardan, dükkânlardan çöpleri toplayıp indiririm. Karşılığında işime yarayan çöpleri alırım" diyor.
Arabasını güvenli bir yere bırakmak zorunda. Sadece Ankara'da son dokuz ay içinde belediye, yaklaşık 1000 atık el arabasına el koydu. İstanbul'da bu sayı çok daha fazla. Bugüne kadar üç el arabasını çaldırmış, iki tanesineysi zabıtalar almış. "Bu arabalar Tahtakale'de 100-150 YTL'den satılıyor. Yani kaptırdın mı hüngür hüngür ağlarsın. Belediyeler bize düşman, sanki hepimiz tinerci, serseriyiz" diyor.
İş merkezine girerken konuşmasına devam ediyor: "Oysa ben düşünüyorum. Yıllardır çöplerden kâğıtları ayıklayıp acaba kaç ağacı kurtardım."
Bir katı atık işçisi günde 250-300 kilo geri dönüşümü olan atık topluyor. Türkiye'de bu işi yapan 200 bin kişi olduğu düşünüldüğünde günde yaklaşık 50 bin ton atığın geri dönüşümünü sağlayarak, çevre ve ekonomiye büyük katkı sağladıkları tahmin ediliyor. Ancak Ankara'da örgütlü Katı Atık İşçileri Derneği'nin verilerine göre son altı ayda, Ankara'da dokuz atık toplayıcısı dövüldü. Dernek Başkanı Ali Mendillioğlu'nun söylediğine göre çoğunluk zabıtanın şiddetine maruz kaldı.
Fiyatlar düşüyor
Uçar, satabileceği kartonları, tenekeleri, kâğıtları, pet şişeleri ve teneke kutularını ezerek çuvalına dolduruyor. Çöplerden topladıklarıyla birleşince yaklaşık 100 kiloya ulaşıyor. Küçükpazar'da topladıklarını satın alacak hurdacı Ahmet'e gidiyor. Yıllardır birbirlerini tanıdıkları için çoğu zaman getirdiklerini tartmaya bile gerek yok. Ama fiyatlar düşüyor. Uçar, "Kola 2 YTL'den 1.70 YTL'ye düştü. Karton kağıt 100 kuruştu, şimdi 70 kuruş. Bu işi çok yapan olduğu için düşüyor. Bir de Çin'den çok ucuz kâğıt geldiği için düştüğünü söylüyorlar" diyor. Hurdacı Ahmet, başını sallayarak onun söylediklerini doğruluyor ve diğer fiyatları sıralıyor: "Pet şişelerin kilosu 35 kuruş, naylon ve benzerleri 50 kuruş..."
Çöpleri ayırıp, deponun bölümlerine yerleştirdikten sonra kısa bir çay molası var. Hurdacı Ahmet, belediyenin depoları kaldıracak olması konusunda dertli. Ankara Katı Atık İşçileri Derneği Mendillioğlu da "Bu atıkları, Türkiye'de yüz binlerce depo, işletme alıyor. Yüz binlerce insan bu sektörde istihdam ediliyor. Bu depoların kaldırılması mümkün değil" diye konuşuyor.
Ve eve dönüş
Uçar çayını bitirince üç saat sürecek üçüncü ve son yolculuğuna çıkıyor. Dile kolay 12 yıl sonunda hangi çöpte ne bulacağını çok iyi biliyor. İşi bittiğinde saat 22.00'ye yaklaşıyor. Çalışmaya saat 09.30'da başlamıştı. Günlük kazancı 30 YTL oldu. Banliyö trenine binerek Zeytinburnu'ndaki evine gidiyor. Karısı ve parasızlıktan okutamadığı 15 yaşındaki kızı onu bekliyor. Trendeki adam, Türkiye'de milyonlarca YTL'lik bir geri dönüşümün kahramanlarından. Bunu söylediğimde, "Ülke kazanıyor, çevre kazanıyor, ekonomi kazanıyor, ama biz yine fakiriz" diyor.