Çoruh için bir umut

Ilısu'dan sonra Yusufeli Barajı da İngiltere'de tartışmalara yol açtı. Geçen hafta tarihi Hasankeyf'i sular altında bırakacak...
Haber: İBRAHİM GÜNEL / Arşivi

İSTANBUL - Ilısu'dan sonra Yusufeli Barajı da İngiltere'de tartışmalara yol açtı. Geçen hafta tarihi Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Barajı'na desteğini çekebileceği sinyalini veren İngiliz hükümeti, şimdi de Çoruh Nehri üzerinde yapılacak Yusufeli Barajı'nı destekleyip desteklememe konusunda kararsız kaldı.
Tepki büyüyor
AMEC adlı İngiliz şirketi, 600 milyon pound'luk (1.110 trilyon lira) projenin 90 trilyonu için resmi İhraç Kredisi Garanti Dairesi'ne (Export Credit Guarantee Department-ECGD) başvurarak, 'kredi garantisi' istedi. Aslında şirket uzun süredir hükümetin desteğini almaya çalışıyor ama Ilusu Barajı'nın yapımına karşı çıkan çevreciler ve insan hakları savunucuları, projeyi engellemek için çalışmalarını sürdürüyor.
İngiliz basınında, barajın yapılması durumunda 15 bin Gürcü kökenli kişinin evini terk etmek zorunda kalacağına dair haberler yer aldı. Projeye karşı çıkan sivil toplum örgütleri, özellikle vergi mükelleflerinin parasının, çevreye zarar verecek böyle bir projede kullanılmaması gerektiğini savunuyor.
Proje 1985'te yapıldı
Aslında Yusufeli, 385 kilometrelik Çoruh Nehri üzerinde kurulacak 10 barajdan birisi. Salt 'teknik ve ekonomik yapılabilirlik kriterleri' ile 1985'te hazırlanan projeye göre, 'yap-işlet-devret' modeliyle ihale edilen Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santralı, ilçe merkezi dahil 18 köyü de sulara gömecek, dünyanın en önemli rafting parkurlarından Çoruh Kanyonu'nu da yok edecek.
Çokuluslu konsorsiyum
Yusufeli Barajı'nın yapımını ise Fransa'dan
Spie Betignoller T.P., Coyne and Bellier, Cegelec, Alstom, Hydroulique, Alstom Hydro, Spie Enertrans; Belçika'dan Besix S.A., Alstom ACEC Enerjie; İspanya'dan Dragados FCC, ABB Generacion, Alstom Hydro S.A; İngiltere'den AMEC Civil Engineering Ltd., Türkiye'den Doğuş İnşaat ve Ticaret AŞ, Dolsar Mühendislik Ltd. Şti.'den oluşan konsorsiyum üstlendi.
Çevre göz ardı edildi
İTÜ İnşaat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlhan Avcı, proje hazırlanırken çevre, doğal ve tarihi mirasın göz önüne
alınmadığına dikkat çekti. Avcı, "Baraj, başta Çoruh'un kolu olan Barhal Vadisi dahil, Gürcü mimarisinin özgün örnekleri olan kiliseleri de yok edecek. Proje, 15 yıl öncesinin şartlarına göre yapıldı. Üstelik insanlar yerlerinden edilecek ve onları yerleştirecek proje de yok, henüz yapılmadı" dedi.
Barajın yapılması halinde dünyanın önde gelen rafting parkurlarından birinin yok olacağını söyleyen Prof. Dr. Avcı, şöyle devam etti: "Ayrıca Kaçgar dağları gibi insanı büyüleyen doğal güzergâh yok olacak. Çevrenin o büyüleyici etkisi, barajla birlikte telafisi mümkün olmayacak değerler. Planlamada ise hiçbir toplumsal ve çevresel değer göz önüne alınmamış. Yalnızca şu kadar su akıyor, bu kadar enerji elde edebiliriz diye düşünülmüş."
Yol ile nehir komşu
Çoruh havzası, genelde topoğrafik yapı açısından sarp kayalıklardan meydana gelen dik yamaçların ara kesitlerindeki vadi ve kanyonlardan oluşuyor. Çoruh havzasının özellikle orta ve aşağı kesiminde hemen hemen tüm yerleşimler, Çoruh ana kol ve yan kol vadileri içinde yer alıyor.
Çoruh Vadisi'ndeki tek ulaşım ağı olan 400 kilometrelik karayolu da genelde nehir boyunca yer alıyor. Artvin ile özdeşleşmiş Çoruh Nehri ise Türkiye'de yıllık ortalama 6 milyar 300 milyon metreküplük akış hacmi ile 12'nci, 10 milyar kilovat/saatlik enerji üretim potansiyeliyle de dördüncü sırada yer alıyor.
Toplam 10 baraj
Çoruh Nehri, özellikle yukarı ve orta kesimindeki taban eğimiyle buna bağlı olarak oluşan akım hızıyla dünyada debisi yüksek ve hızlı akan nehirler arasında ilk sıralarda bulunuyor. İspir'den başlayan Artvin'e kadar olan 260 kilometrelik bölümü, rafting açısından dünyanın ilk üç parkuru arasında gösteriliyor.
Bayburt'tan doğan Çoruh Nehri, Erzurum ve Artvin illeri sınırları içinde yer alıyor. Toplam 385 kilometrelik havzası boyunca 10 baraj planlanmış ve üçünün inşaatı maalesef sürüyor. Planlanan barajlar ise, sırasıyla şöyle: Laleli, İspir, Güllübağ, Aksu, Arkun, Yusufeli, Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı... Bunlardan Borçka ve Muratlı barajlarının inşaatı sürerken, Deriner'in temeli eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından atıldı.
***
'Astarı yüzünden pahalı'
Projenin astarının yüzünden pahalıya geleceğini savunan Yusufeli Belediye Başkanı Yusuf Sağlam, "Kamulaştırma, yol yapımı ve yeni ilçe kurulması dahil, devlete projenin altı katı kadar daha maliyet getirecek. Aslında fizibil değil. Böyle bir proje devreye alındığında, özellikle 21. yüzyılda çevre ve insan faktörünün dikkate alınması gerekir" dedi. Çoruh Vadisi'nde bulunan birçok tarihi eserin sular altında kalacağına dikkat çeken Sağlam, şunları söyledi: "MS 10. yüzyıldan kalma medeniyetin izini burada görebilirsiniz. Manastırlar ve kiliselerin yanında, irili ufaklı 30'a yakın kale ve gözetleme kulesi de sulara gömülecek. Hepsinden önemlisi, 15 bin bölge halkı yerinden edilecek ve nereye gideceği belli değil.
Coğrafi zorluklar da meydana gelecek. Bir beşgen düşünün. Yusufeli ilçe merkezi 60 köyün merkezinde. Merkez su altında kalınca, ilçe merkezle köylerin yol bağlantısı kesilecek. Takriben 400 kilometrelik karayolu su altında kalacak. Yusufeli'nin Artvin ile Erzurum bağlantısı da kesilecek. Hangi yerde baraj kurulursa kurulsun, doğal zorluklar nedeniyle Yusufeli halkını kucaklaması oldukça zayıf. Artvin ve Yusufeli barajları ile uygulanmak istenen proje formülasyonunu reddediyoruz. Baraj yapılmak isteniyorsa, Artvin-Oltu-Kirazlı üçlü formülasyonu yapılabilir."
***
Nelere mal olacak?

  • Çoruh vadisi gibi çok ender görülen doğal kanyon ile proje sahası içindeki mevcut tarihi, mimari ve kültürel değerler yok olacak.
  • Rafting ve treking gibi su ile doğa sporları için dünyada eşine ender rastlanan parkurlar kullanılmaz hale gelecek.
  • Yusufeli ilçe merkeziyle 20'yi aşkın köy ve bölgedeki mevcut karayolu ağı sular altında kalacak.
  • Yaklaşık 15 bin nüfus göç etmek zorunda kalacak.
  • Nüfusun yeniden iskân ve istihdam edilmesiyle, ulaşım ağının yenilenmesi devlete büyük bir yük getirecek.
  • Çaruh Kanyonu ve rafting parkuru yok olunca bölgede hızla artan turizm ölecek.
  • Bölgedeki çok sınırlı ve en verimli tarım alanları tamamen sular altında kalacak.
  • Batum Deltası ve sahil kesiminde kıyı erozyonu tehlikesi doğacak.
  • Bölge ikliminde değişmeler yaşanacak.