@ismailsaymaz

Çözüm süreci Fesih'e uğramayacak mı?

Çözüm süreci Fesih'e uğramayacak mı?
Çözüm süreci Fesih'e uğramayacak mı?
PKK'nın gençlik yapılanmasının eylemlerine katıldığı iddiasıyla gözaltına alınan ve bir süre sonra 'psikotik bozukluk' teşhisi konulan Fesih Aslan 6 Aralık'ta tutuklanmıştı. Dünkü 'tarihi Nevruz'u da cezaevinde geçirdi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Dün tüm Türkiye , Diyarbakır’da kutlanan Nevruz’a ve ‘barış süreci’ne kilitlenirken, Antalya’da, yalnızca bir gösteriye katıldığı için gözaltına alınıp bırakılan, bu arada akıl sağlığını yitirdiği halde ‘terör örgütü adına faaliyet göstermek’ suçlamasıyla 6 Aralık’ta cezaevine konan Fesih Aslan, cezaevinde tahliye bekliyordu. Fesih Aslan’ın vasisi olan kardeşi Ömer, ağabeyinin Adli Tıp Kurumu’na götürülmesi gerektiği halde bu işlemin yapılmadığını ve her geçen gün durumunun ağırlaştığını belirtiyor.

Antalya’da PKK ’ya bağlı olduğu iddia edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Meclisi’ne (YDGM) yönelik olarak 20 Mart 2010’da yapılan operasyonda 22 genç gözaltına alındı. Gençlerden ikisi örgüt sorumlusu olmakla ve örgüte eleman kazandırmakla, 20’si de dört ayrı izinsiz gösteriye katılmakla suçlanıyordu. Ailesi Mardin’den Antalya’ya göçen 23 yaşındaki Fesih Aslan, evi basıldığı güne kadar çaycılıkla geçiniyordu. Polise göre Aslan, 4 eylemden yalnızca birisine, 9 Aralık 2009’da düzenlenen gösteriye katılmıştı. Kanıt olarak, polisin çektiği görüntüler gösteriliyordu. Fakat özel bilirkişi raporuna bakılırsa, “Gece çekimi yapılması, görüntünün netliğinin bozulması ve göstericilerin yüzlerinin kapalı olması nedeniyle kimliklerinin tespiti mümkün değil”di. Fesih Aslan, 4 günlük gözaltı sonrasında serbest bırakıldı. Yedi gencin tutuklandığı operasyonun ardından, Aslan’ın da aralarında olduğu 22 kişiye İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.


6 ARALIK’TAN BERİ TUTUKLU
Aslan’ın ve ailesinin yargılamadan haberi bile olmadı. Kardeşi Ömer’in iddiasına göre ağabeyi serbest bırakıldıktan sonra üç kez sivil polisler tarafından emniyete götürüldü ve bu süreçte rahatsızlandı. Polisleri görünce kaçmaya başlayan Aslan, en son Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Tedavisine devam edilmek üzere gönderildiği evinde huzursuzluk çıkardı. Bunun üzerine ailesi 23 Mayıs 2012’de Antalya 4. Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, kardeşi Ömer’in Fesih’e vasi tayin edilmesini istedi. Mahkeme, rapor için Fesih Aslan’ı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk etti. Hastanenin Sağlık Kurulu, 10 Ağustos 2012’de, “Psikotik bozukluk (kişinin gerçekle bağının kaybolması), tedaviyi reddediyor, içgörü yok” teşhisi koydu. Ayrıca, “Vasi tayini gerekir” dedi. Mahkeme de 11 Eylül 2012’de kardeşi Ömer’i vasi tayin etti.

Aslan Ailesi, oğullarının bozulan ruh sağlığıyla meşgulken, İzmir 10. Agır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama 5 Aralık 2012’de karara bağlandı; 22 gence toplam 629 yıl hapis cezası verildi. Heyetin üç yıl süresince hiç görmediği ve bu yüzden akıl sağlığını yitirdiğinden haberdar olmadığı Fesih Aslan için de ‘terör örgütü adına faaliyet göstermek’ten beş yıl hapse hükmetti ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Bir gün sonra polis mahallede dolaşan Fesih Aslan’ı yakalayıp Antalya L Tipi Cezaevi’ne teslim etti. Tahliye edilmediği takdirde 40 ayını cezaevinde geçirecek.

Ömer Aslan ağabeyinin hala Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmediğini vurguluyor. Aslan, en son geçen hafta ziyaret ettiği ağabeyinin ilaçla sakinleştirildiğini belirterek, şunları anlattı:

“Bir gençle beraber aynı koğuşta kalıyor. Yanındaki onu sakinleştirmek için, ‘Çokacaksın’ demiş. Son görüşmemizde, buna seviniyordu. Ama çıkmayacak herhalde. Adli Tıp’a göndermemişler. Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne göndermişler, bir saat kalıp geri gelmiş. Sürekli ağabeyimin yerini değiştiriyor, başka koğuşa alıyorlar. Yerinde duramıyor, hır çıkarıyor. Geceleri uyumuyormuş. İlaç verip rahatlatıyorlarmış. İlacı zorla veriyorlarmış. İçmiyor. Biz evdeyken de içmiyordu. Annem de şizofreni hastası, hep ağlıyor. Biz onu da yatıştıramıyoruz. Bugün yarın çıkacak diyoruz, ağlıyor.”