Çözüm Süreci Komisyonu 'empati' önerdi

Çözüm Süreci Komisyonu 'empati' önerdi
Çözüm Süreci Komisyonu 'empati' önerdi

Komisyon kentleri gezip yerel temsilcilerle görüşerek talep ve önerilerini almıştı.

TBMM Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu, süreci engelleyecek yaklaşımlara karşı dikkatli olunması ve 'karşılıklı empati' önerisinde bulundu.
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Hükümetin başlattığı çözüm sürecine destek sunmak için TBMM’de, toplumsal barış yollarının araştırılması ve çözüm sürecinin değerlendirilmesi amacıyla kurulan komisyon raporunu tamamladı. Komisyon Başkanı AK Partili Naci Bostancı, raporunu Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e sundu. Raporda soruna, bir isim konmamasını eleştiren BDP ayrıca “ PKK ’nın faaliyetlerinin terörist faaliyetler” olarak adlandırılmasına da itiraz ediyor.
Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu Başkanı Naci Bostancı ve beraberindeki komisyon üyeleri Meclis Başkanı Cemil Çiçek’i ziyaret ederek raporunu sundu. Bostancı, komisyon raporunun, 28 Kasım Perşembe günü kamuoyuna açıklanacağını söyledi. Raporun detayları da ortaya çıkmaya başladı. Edinilen bilgiye göre rapor 10 bölümden oluşuyor.
Raporda Kürt sorununa ilişkin bütün olumsuz uygulamalardan ‘tek parti dönemindeki devlet zihniyeti’ ve ‘12 Eylül rejimi ve sonrası gelişmeler’ sorumlu tutulurken, BDP hazırladığı muhalefet şerhinde, AK Parti dönemindeki hak ihlalleri, çözümü tıkayan tavırların rapora yansıtılmadığını ifade etti.
Raporda ayrıca 1990’lı yıllarda devlet yetkililerinin bazı dönemlerde sorunun çözümüne dair yaptıkları vurgular ve politikaların PKK şiddeti nedeni ile sekteye uğratıldığı vurgulandı. Raporda, çözüm için yeni bir anayasa yapılmasının zorunlu olduğu bilgisine de yer verildiği kaydedildi. Terörle Mücadele Kanunu’nun tümden kaldırılması, yerine terör tanımının ve terör suçlusu tanımının daraltılması gerektiği belirtilen raporda, yerleşim yerlerine eski adlarının verilmesinde var olan toplumsal talebin dikkate alınması gerektiği ifade edildi. Raporda, adliyelerde ve kamu kurumlarında bulunan ‘ırkçı yazıların’ kaldırılması önerildi. Andımızın kaldırılmasının toplumsal talebin karşılık bulmasında önemli bir adım olduğu belirtilerek, okullarda takip edilen müfredata ve bununla ilgili taleplere ilişkin değerlendirme yapılmasının yararlı olacağı vurgulandı. Bölgede çözüm, diyalog ve demokratik dönüşüm bilgisine sahip kamu görevlilerinin görev yapması gerektiği kaydedildi.

Silahların gölgesinde barış olmaz

Raporda, şiddetin devam ettiği ortamlarda diyalog ortamının oluşamayacağı ifade edilerek, silahların muhakkak susması gerektiği, silahın susmasını müteakip silahsızlandırmaya dönük detayları iyi düşünülmüş, kapsamlı ve planlı bir çalışmanın yapılması, silahsızlandırmanın uzun zaman alacağı dikkate alınarak aceleci davranışlardan kaçınılması, sabırlı hareket edilmesi ve bu süreci engelleyecek yaklaşımlara karşı dikkatli olunması gerektiği ifade edildi. ‘Karşılıklı empati’ önerisinin yer aldığı raporda, ‘karşılıklı güvenin tesis edilmesi gerektiği’ belirtildi. Raporda, örgüt üyelerinin topluma yeniden kazandırılmasına yönelik çalışmaların yürütülmesi gerektiği ifade edildi.
Mayınlı arazilere ilişkin olarak da, Ottawa Sözleşmesi anımsatılarak, “Mayınların bir an önce temizlenmesi, terör örgütlerince döşenmiş olan mayınların da temizlenmesinin sağlanabilmesi için gerekli çalışmaların yürütülmesi” önerisine yer verildi.
Raporda BDP’nin kırmızı çizgisi olan ‘özerkliğe’ yerel yönetimlerin güçlendirilmesi noktasında olumlu yaklaşıldı. Anket sonuçlarına da yer verilen raporda Kürtlerin özerklik talebinin olmadığı belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa yerel özerklik şartına konulan çekincelerin büyük bir kısmının karşılanmış durumda olduğu ifade edilerek, bu sebeple Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’na konulan çekincelerin yeniden değerlendirilebileceği ifade edildi. 

Koruculara kamu görevi önerildi

Raporda korucu sorununa da yer verildi. 2012 yılında 45 bin 961 olan geçici köy korucusu sayısının 30 Temmuz 2013’te 48 bin 232 olduğu belirtilirken, “Kamu güvenliğine tehdit oluşturan silahlı unsurların tehdit olmaktan çıkması ve olağan koşulların oluşmasını müteakiben koruculuk müessesesinin tasfiye edilebileceği, bu yapılırken yıllarca devlete hizmet edenlerin mağdur edilmemesinin esas alınması gerektiği, tasfiye sürecinde korucuların yaş, eğitim ve sağlık gibi durumlarına göre gerekli eğitimlerden geçirilip kamunun diğer alanlarında görevlendirilebileceği ifade edilebilir” denildi.

Rapora BDP’nin itirazı var

Komisyonda tek üye ile temsil edilen BDP, rapora muhalefet şerhi koymaya hazırlanıyor. BDP’nin itiraz noktalarından bazıları şöyle: “Raporda çözüm sürecinin tamamıyla AKP tarafından başlatıldığı, süreçte PKK ve Öcalan’ın rolü göz ardı edilmiştir. Raporun birçok yerinde PKK ve Kürt sorununun ayrı parametreler olduğu vurgusu yapılmıştır. Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi ve muhatap alınması, özerklik ve anadilde eğitim talepleri yönündeki görüşlere yer verilmemesi dikkat çekmektedir. Hasta tutsaklarla ilgili bölümde hasta tutsakların geleceğine dair net bir tutum bulunmamaktadır. Raporda bireysel haklar merkezli bir yaklaşım sergilenirken kolektif haklardan pek söz edilmemektedir. Raporun değerlendirme ve sonuç kısmı sadece temenni ve genel belirlemelerden oluşturulmuş, somut hiçbir çözüm pratiği ve çözüm sürecinin önünü açacak bir yol haritası belirlenmemiştir.”