@ismailsaymaz

Cumartesi Anneleri: Zamanaşımı kaldırılsın, failler bulunsun, mezarlar gösterilsin

Cumartesi Anneleri: Zamanaşımı kaldırılsın, failler bulunsun, mezarlar gösterilsin
Cumartesi Anneleri: Zamanaşımı kaldırılsın, failler bulunsun, mezarlar gösterilsin
Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç'la ilgili davaların zamanaşımına uğrayacak olması nedeniyle İHD bir kampanya başlattı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Cumartesi Anneleri'nin sembollerinden Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç'un 1995 yılında gözaltında kaybedilmesine ilişkin davaların bu ay ve gelecek ay 20 yıllık zamanaşımına girecek olması nedeniyle harekete geçen İnsan Hakları Derneği (İHD), "Cezasızlığa Son, Adalet İstiyoruz" adlı bir kampanya başlattı. Bugün Taksim'de düzenlenen basın toplantısında konuşan İHD Gözaltında Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan, bu yıl 31 Mayıs'a kadar sürecek kampanya kapsamında, zamanaşımının kuralı ve af düzenlemelerinin insanlığa karşı suçlarda uygulanmamasını ve "yok etme" suçunun da yasalarda yerini almasını istediklerini ifade etti. Arcan bu amaçla bir yasa tasladığı hazırladıklarını ve TBMM'de temsil edilen bütün tüm partilere sunacaklarını vurguladı. Arcan, Türkiye 'nin acilen Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi'ni tanıması ve Uluslarası Ceza Mahkemesi'ni kuran Roma Statüsü'ne taraf olması gerektiğini de belirtti.

'BİZ AŞINDIK'
Ardından, toplantıda hazır bulunan Cumartesi Anneleri söz aldı. Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak, "Biz 20 senedir Galatasaray Meydanı'nda adalet istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz" diye konuştu. Bitlis'te 1993'te öldürülen Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe'nin annesi Zübeyde Tepe, oğlunun öldürülmesinin üzerinden 22 yıl geçtiğini ifade ederek, "Hiçbir katil cezalandırılmadı. Zamanaşımıyla katillere adalet geldi, bize gelmedi" dedi. İzmit'te 1995'te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, oğlunun kaybından sorumlu polislere "görevi ihmal" suçundan 1,80 TL para ceza verildiğini vurgulayarak, "Bir insanın değer bu muydu? Ben zamanaşımını tanımıyorum. Ben aşındım, benim yıllardır kapıya bakan iki gözüm aşındı" dedi. Siverek'te 1993'te kaybedilen Hüseyin Taşkaya'nın eşi Sultan Taşkaya da "Bu nasıl adalettir? Benim dört çocuğum babasız kaldı, perişan olduk. Bir kemik bulsaydık teselli olurduk" dedi. İstanbul 'da 1981'de kaybedilen Hayrettin Eren'in annesi Elmas Eren ise "Ben evladımın kemiklerini ve mezarını istiyorum. Kim yaptıysa çıksın ortaya. Şimdi zamanaşımı diye bir şey tutturdular. Ben ne zaman ölürsem o zaman zamanaşımı olur" diye konuştu. İstanbul'da 1995'te kaybedilen Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun da "İçimizdeki acı hiç kapanmayacak. Kayıpların mezarları ailelerine gösterilsin. Erdoğan artık hem Başbakan, hem Cumhurbaşkanı, hem İçişleri, hem de Dışişleri bakanıdır. Her şeyi kendisi yapıyor. İsterse gizli arşivleri açar ve mezar taşlarını bize gösterir" dedi.

Rıdvan Karakoç'ın annesi Asiye Karakoç konuşamadığı için yerine oğlu Hasan Karakoç söz aldı. Karakoç, "Benim bu devletten bir can, bir kardeş alacağım var" dedi.

Daha sonra da 12 Eylül'den sonra Kars'ta ve İstanbul'da kaybedilen Cemil Kırbayır ve Nurettin Yedigöl'ün kardeşleri ile Mardin Dargeçit ve Şırnak Güçlükonak katliamlarında hayatını kaybedenlerin yakınları söz aldı.