Cumhurbaşkanı devreye girecek

Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dün yaptığı açıklama, polise ve eylemcilere açık çağrılar içerdiği gibi, ince mesajlarla da doluydu. Demokrasinin sadece sandıktan ibaret olmadığını söyleyen Gül, ortalık sakinleştikten sonra, hükümetin ve güvenlik kurumlarının gösterilerden çıkarması gereken dersler konusunda somut adım atacak.
Rutin programında basın açıklaması görünmeyen Gül’ün ekibi, dün sabah saatlerinde gazetelere bir mesaj göndererek, basına kapalı yapılması planlanan ilk programın basın tarafından izlenebileceğini duyurdu. Bu, Gül’ün açıklama yapacağının ilk sinyaliydi. Zira bir gün önceden özellikle sosyal medyada ve sokaklarda dile getirilen “Cumhurbaşkanı devreye girsin” çağrıları, bizzat kendisi tarafından yakından takip edilmişti. Gül’ün programı 11.30’daydı, ancak 12’ye sarktı. Bunun nedeni de kısa sürede anlaşıldı. Başbakan Erdoğan Kuzey Afrika’ya gidecekti ve Cumartesi günü yaptıkları telefon görüşmesinde ortamı yatıştırmayı telkin eden Gül, Erdoğan’ın basın toplantısını beklemişti. Böylece, yaşanan gelişmeler konusunda, devletin en üst düzey yöneticisi olarak son sözü de söylemiş oldu.

Üç ayrı mesaj var

Gül’ün açıklamasında her tarafa mesaj vardı.
Tahmin edebileceğiniz gibi, “Seçim sadece sandık değildir” sözleri, hükümetin ve hükümet taraftarlarının ‘biz yüzde 50’nin oyuyla seçildik’ açıklamalarına karşılık kullanılmıştı. Bu sözlerin, Gezi Parkı ile ilgili mahkeme kararlarına atıfla sürmesi, Gül’ün, yürütmeden demokrasinin temeli olan güçler ayrılığı kuralına uygun olmayan yaklaşımlar gelmesine olan itirazını ortaya koyuyordu. Gül, aynı zamanda sokaklardaki tepkinin bir kısmının hükümet cenahından gelen ‘biz seçildik, istediğimizi yaparız’ yaklaşımına gösterildiğini düşünüyordu.
Gül’ün ikinci mesajı hükümete ama daha çok polise yönelikti ve son 4 günde yaşanan gelişmeleri ‘barışçı gösteriler’ olarak görülmesi gerektiği mesajını taşıyordu. Haliyle de daha önce yaptığı yazılı açıklamada emniyet güçlerine yaptığı uyarıyı tamamlayıcı nitelikteydi. Nitekim, Gül Cumartesi Günü Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın yanısıra İstanbul’un yöneticileri de dahil birçok yetkili ile konuşmuştu. Hatta, Taksim’deki polisler Gül’ün İstanbul Valisi ile yaptığı görüşmeden sonra çekilmişti.
Gül’ün üçüncü mesajı sokaklara dökülen insanlaraydı ve öncelikle sokağın mesajını aldığını net bir şekilde aldığını ifade ediyordu. Eylemcilerin iyi niyetlerinin süistimal edilmesinden, fırsatçıların ortaya çıkmasından duyduğu endişeyi de açıklamasında yansıtan Gül, bunu yaparken de “istismarcıları” ve “provokatöri” olayın odağındaki unsurlar olarak değil, olaylara sonradan dahil olan/olmaya çalışan gruplar gibi gösteriyordu.
Gül’ün üç gün boyunca en çok yaptığı işlerden biri, gelişmelerin Türkiye’ye ve dünyaya yansımasına bakmaktı. Yetkililerle yaptığı görüşmelerdeki en önemli uyarısı “işler çığrından çıkmasın” şeklindeydi. Sokağa yansıyanı, birikmiş bir sosyal tepki alarak gören Gül, olaylar yatışır yatışmaz bu tepkinin normal yollarla boşalmasının yollarını arayacak. Bu amaçla ilk etapta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü ve sağduyulu hareket etmek gerektiğini söyledi. Gül, Afrika ziyaretinden sonra Başbakan Tayyip Erdoğan ve diğer yöneticilerle de biraraya gelecek, gerekirse zirve toplayacak.

Çiçek: Hepimiz ders çıkaralım

TBMM Başkanı Cemil Çiçek Taksim Gezi Parkı eylemlerini, “Bu işi tadında bırakmak gerekiyor” diye değerlendirdi. Hükümetlerin, devletin politikalarını beğenmeyenlerin olabileceğini kaydeden Çiçek, “Tepki ortaya konulurken başkalarının hakkını gözardı etmek zarar verir. Bundan gerekli dersi, hep beraber çıkarmış olmamız gerekir” diye konuştu.