Çürüyen fezlekeler

Devletten 'koruma' iktidardan 'destek' gören, polisin verdiği sahte kimlikler taşıyan...

Devletten 'koruma' iktidardan 'destek' gören, polisin verdiği sahte kimlikler taşıyan, bu kimliklerle silah ruhsatı, yeşilli kırmızılı pasaportlar alan bu çetenin 'bu vatan ve bu millet için' giriştikleri eylemler insanın düş gücünü zorluyordu. Ama bu örnekler daha çok yeniydi. Çok istense de kolay unutul-muyor/unutturulamıyordu. Ama toplumsal ve siyasal belleklerden kolayca silinen, unutturulan aynı önemde 'bazı eski vukuatlar' da vardı.
İşte tam bu noktada Başbakan Necmettin Erbakan'ın Altınoluk'tan 10 yıllık komşusu olan Sarı Avni'nin karapara aklayıcısı Muhammed Şekerciyan'la iş ortaklığını anımsamak gerekiyordu. Şekerciyan uluslararası banker, Sarı Avni uluslararası kaçakçıydı.
New York'tan Zürih'e
Sarı Avni'nin önemi New York' ta pizza
lokantaları zinciri olan bir İtalyan
mafyasına sağladığı 7 ton baz morfinden geliyordu. Sarı Avni 1982-85 yılları arasında, 1.5 milyar dolarlık karapara aklıyordu. Bu paranın bir bölümüyle Şekerciyan'dan altın alıp Türkiye'ye sokuyordu. (D. Yurdakul, C. Erdinç, Çetele, sayfa 213-214, Ümit yayıncılık, 1998.)
Başbakan Turgut Özal'ın Şekerciyan'la dostluğunu araştırmak isteyenler İsviçre'nin Zürih kentindeki Dolder Hotel'e uğramak zorunda.
Oteldeki toplantı
İnanması güç olsa da Türkiye Cumhuriyeti'nin bir başbakanı o zaman yeraltının şimdilerde iş dünyasının ünlülerinden Uğur Süzer, Hadi Üruğ, Yakup Kefeli, Suphi Aşıcıoğlu, Emin Görpe, Yaşar Aktürk'le bir otel odasında bir araya geliyordu.
Ülkenin içinde bulunduğu döviz sıkıntısına çözüm aranan toplantıya Güneş Taner, Ahmet Özal, Mehmet Perçin gibi parlamenterlerle, Turgut Özal'ın prenslerinden Bülent Şemiler katılıyordu. (3 Haziran 1989.)
Pırlanta kaçakçısı
Behçet Cantürk polisteki sorgusuna, "Ben Zürih'te oturan Emin Görpe ile 1981 yılında İsviçre'de Sarı Avni aracılığıyla
tanıştım. Kendisi Kilis'ten olup tanınmış bir kaçakçıdır" diye başlıyordu. (Behçet Cantürk'ün sorgusu, 1983, sayfa 75-76.)
Emin Görpe, Suphi Aşıcıoğlu'nun ve adını bilmediği birçok kişinin ünlü altın ve pırlanta kaçakçısı Sait Koç'un adamı olduğunu söylüyordu.
Anımsamak isteyenlerin 1980'li yılların kaçakçıları hakkında düzenlenen bir fezlekeye bakması gerekiyor:
Hangi suçu ararsan var

  • Ermeni örgütü Asala ile terör ve kaçakçılık faaliyetlerini organize etmek, katılmak.
  • Teşekkül halinde ideolojik amaçlı silah, mühimmat, uyuşturucu madde ve gümrük kaçakçılığı yapmak.
  • Eroin imal etmek.
  • Türkiye'nin bir kısmında bir Kürt devleti kurmayı amaçlayan illegal bir örgütün üyesi olmak.
    Sait Koç, Suphi Aşıcıoğlu ve 131 arkadaşı hakkında düzenlenen bu fezlekede 1975'le 1984 yılları arasında işlendiği savlanan bu suçların Diyarbakır, Nusaybin, İstanbul, Ankara ile Suriye İsviçre, İtalya ve ABD'de gerçekleştirildiği ileri sürülüyordu. (Erbil Tuşalp, Ben Tarihim Bay Başkan, sayfa 157, Bilgi Yayınevi 1989.)
    Bir önergeden
    Böyle bir şey olmadığını iddia edenlerinse
    TBMM arşivlerinde tozlanan bir soru önergesine göz atmalarında sayısız yarar var:
  • Adana Milletvekili Mehmet Perçin ve Devlet Bakanı Ahmet Karaevli, 1985 yılında
    İsviçre'de Yaşar Aktürk, Suphi Aşıcıoğlu ve Emin Görpe adlı Türk vatandaşlarıyla yaptıkları görüşmeden sayın Başbakan'ı haberdar etmişler midir?
  • Sayın Başbakan o dönemde birisi Devlet Bakanı, birisi Başbakanlık makamında üst düzeyde görev yapan bu kişileri, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu'nu ihlal etmekten gıyabi tutuklama kararıyla aranan bu kişilerle görüşmek üzere görevli olarak mı göndermiştir?
    Para verene ceza yok
  • Bu kişilerle yapılan görüşmelerde, kendilerine yurtdışından döviz getirmek koşuluyla Türkiye'ye dönüşlerinde adli bir kolaylık vaat edilmiş midir? Vaat edilen yardım 1567 sayılı yasada yapılan değişiklikle, yasada var olan hapis cezalarının 100 bin lira para cezasına çevrilmesi midir?
  • Adana Milletvekili Mehmet Perçin Türkiye'ye döndükten sonra dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Daire Başkanı Atilla Aytek ve MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür ile bu konuya ilşikin görüşmeler yapmış mıdır?
    Bütün dünya biliyor
  • Atilla Aytek'in Emniyet Genel Müdürü Saffet Arıkan Bedük'e ilettiği rapor ile Metmet Eymür tarafından kaleme alınarak MİT Müsteşarına verilen ön rapor konularında Sayın Başbakan'ın bilgisi var mıdır?
  • Suphi Aşıcıoğlu, Yaşar Aktürk, ve Emin Görpe adları Pulitzer Ödülü alan Heroin Trail'in kitabında geçen adlar arasındaki benzerlik konusunda ne düşünülmektedir? Adı geçen kişilerin Türkiye'deki Emniyet ve adli sicil kayıtlarında kaçakçılık fişleri bulunmakta mıdır?
  • İsviçre polisi yaptığı incelemede Aşıcıoğlu, Görpe ve Aktürk'ün 'uyuş turucu parası aklayarak bunları Türkiye'ye prefinansman dövizi adıyla gönderen kişiler' olarak tanımlamış mıdır? Bu rapor İtalyan ve Amerikan adli makamları tarafından Türkiye'ye
    gönderilerek Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nde yargılanan Behçet Cantürk ve arkadaşları dosyasına konulmuş mudur?
  • Sayın Başbakan'ın oğlu Ahmet Özal ve danışmanı Güneş Taner İsviçre'de Shacargo Şirketi'nin sahibi Muhammed Şekerci ile görüşerek, adı geçenin İsviçre'deki sarraflık işini Türkiye'de de yürütmesi için uygun koşullar yaratılacağını, gerekirse Lübnan asıllı Şekerçi'ye çifte vatandaşlık sağlanacağını vaat etmişler midir?
    Aklama şirketi
  • Hazine kontrolörlerinin yaptıkları araştırmada, İsviçre, İtalya ve ABD yetkililerinden adli müzaheret-le sağlanan bilgilere göre, Şekerci'nin sahibi olduğu Shacargo şirketi Türk mafyasının altın, uyuşturucu ve silah kaçakçılığından sağladığı dövizleri, Türkiye'deki hayali ihracatçılara 'prefinansman dövizi' adı altında göndererek karaparayı aklayan bir şirket olduğu belirtilmektedir.
  • Sayın Başbakan'ın oğlu ve danışmanı olmaktan öte bir sorumluluğa sahip olmayan, iki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Lübnanlı bu tacirle görüşmelerine sayın Başbakan mı izin vermiştir?" (Erbil Tuşalp, Plastik Papatya Kokusu, sayfa 204-206, Bilgi Yayınevi, 1993.)
    Yanıtların geldiği yer
    Bu soru önergesinin yanıtı TBMM kürsüsünden değil yaşamın içinden gelecek, önergedeki savlar hayatın kendisi tarafından büyük bedeller ödenerek doğrulanacaktı.
    Mustafa Kefeli'nin savları bir gazete sayfasında kalsa da yalanlanmıyordu:
    "Başbakan Turgut Özal, banker Şekerciyan'a önce Türk vatandaşlığına geçmeyi teklif etti. Bu teklifi iki kez yaptıysa da Şekerciyan, 'No minister, no minister' diye reddetti. Bu arada kendisine bir ban-
    ka kurması teklif edildi. Hatta Kıb- rıs'taki bir bankanın adı verildi. 'İstersen bu bankayı hemen senin üzerine yapalım' denildi. Şekerciyan biraz düşündükten sonra bunu da reddetti." (Sabah, 3 Haziran 1989.)
    Behçet Cantürk, sorgusunda, 'Ben Zürih'te oturan Emin Görpe ile 1981 yılında İsviçre'de
    Sarı Avni (Yaşar Avni Musullulu) aracılığıyla
    tanıştım. Kendisi Kilis'ten olup tanınmış bir kaçakçıdır' diyordu.
    Özal döneminde verilen bir soru önergesi:
    'Adana Milletvekili Mehmet Perçin ve Devlet Bakanı Ahmet Karaevli, 1985 yılında
    İsviçre'de Yaşar Aktürk, Suphi Aşıcıoğlu ve Emin Görpe adlı Türk vatandaşlarıyla yaptıkları görüşmeden sayın Başbakan'ı haberdar etmişler midir?'
    İnanması güç olsa da Türkiye Cumhuriyeti'nin bir başbakanı o zaman yeraltının, şimdilerdeyse iş dünyasının ünlülerinden Uğur Süzer, Hadi Üruğ, Yakup Kefeli, Suphi Aşıcıoğlu, Emin Görpe, Yaşar Aktürk'le bir otel odasında bir araya geliyordu. Döviz sıkıntısına çözüm aranan toplantıya Güneş Taner, Ahmet Özal, Mehmet Perçin gibi parlamenterlerle, Özal'ın prensi Bülent Şemiler katılıyordu.
    Ekonomi mafyası
    Van Milletvekili Mustafa Bayram'ın peşine düşen TBMM, hükümet ve öteki kamu kurum ve kuruluşları işin aslına, her nedense asla eğilmiyordu. Eğilmiyordu çünkü siyasi yelpazenin solunda yer alıp bağımsız Kürt devleti kurmayı amaçlayanlara destek veren mafyanın karşısına , siyasi yelpazenin sağında yer alan bir mafya çıkarmak çözüm olarak görülüyordu. Cantürk'lere, Baybaşin'lere, Delidere'lere, Aytek'lere, Anıkboğalar'a savaş açan devlet, kendisinden yana olacağını sandığı yeraltına dünyasına göz yumuyordu.
    İnanması güçtü ama yurtdışında konaklayan kaçakçılık sektörünün ünlüleri Sofya'da bir araya gelecek, Türkiye ekonomisine katkıda bulunmaya karar verecekti. Sofya toplantısında adları daha sonra 'Türk hür teşebbüsü listesine' girecek olan Hikmet Sevcan'dan Hasan Cokara'ya, Hikmet Uzun'dan Enis Karaduman'a, Ahmet Uğurlu'dan Ali Açmak'a kadar birçok ismi olacaktı. Türkiye siyaseti 'B§enim mafyam daha iyi' yarışına giriyordu. İşadamı kimlikli eski mafya üyelerinden kimi Başbakan Özal'la seçim gezisine katılıyor, kimi Cumhurbaşkanı Evren'in masasında konuk oluyordu.
    Önce Pasaport Yasası değişti
    Pasaport Yasası'nın ünlü 22. maddesi 1984 yılında değiştirildi. Ölümcül hastalığın pençesinde kıvranan ve yurtdışında tedavi olmak isteyen sanatçı Ruhi Su'dan, hukuk adamı Orhan Apaydın'dan esirgenen pasaportun 'döviz, altın, uyuşturucu
    ve gümrük kaçakçılarına' verilmesi sağlandı. Sonra (1985) Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde 1983 başlarında oluşturulan Kaçakçılık ve İstihbarat Dairesi'nin yurtiçi birimleri, en sonra da (1988) yurtdışı birimleri kapatıldı.
    Kimliklerinden silah ve uyuşturucu sabıkası silinenler bir süre sonra böylece saygın işadamı kimliğine kavuştu.
    Kısa bir süre silah yerine altın, uyuşturucu yerine döviz işiyle avunuldu. Özgür bir ülkenin işadamları olarak daha sonra dış ticaret, bankacılık, arazi, turizm ve basın gibi alanlara geçilecekti.