Daha perde inmedi

'Birinci Perde' adlı operasyonda gözaltına alınan ve beş aylık tutukluluğun ardından ilk duruşmada tahliye edilen eski...
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - 'Birinci Perde' adlı operasyonda gözaltına alınan ve beş aylık tutukluluğun ardından ilk duruşmada tahliye edilen eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil, Emniyet'te gördüğü 'işkence' ve 'kötü muameleye' karşı başlattığı hukuk mücadelesinde ilk raundu kazandı. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, dönemin Emniyet Müdürü Aydın Genç'in 'yargılanmasına izin vermeyen' valilik kararını iptal etti. Sorguda yaşadıklarının etkisinden kurtulamayan Dilligil'in tek isteği,
'adaletin yerini bulması'.
27 yıllık tiyatro sanatçısı Dilligil, uzun yıllar Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevini yürütmüştü. Yolunun bir gün Emniyet'e düşeceğini, işkenceyle tanışacağını, sanık olabileceğini hiç düşünmemişti. Ta 'Birinci Perde' adı verilen operasyon başlayana dek.
'Çete'den dava açıldı
İddia, Bursa Devlet Tiyatrosu'nda yolsuzluk yapıldığı ve zimmete para geçirildiğiydi. Soruşturma 4422 sayılı 'Çıkar Amaçlı
Organize Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası' kapsamında yürütüldü. Dilligil Ankara'da gözaltına alındı ve Bursa'dan gelen ekibe teslim edildi. Avukatı Ceyhan Mumcu, o günleri, "Bursa Emniyet Müdürü Aydın Genç, sürekli arayarak, 'çabuk getirin'
diye baskı yapıyordu. Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender, Dilligil'i teslim ederken,
'Size bir sanatçı teslim ediyorum, kelepçe takmayın' diye uyarmıştı. Buna rağmen Bursa'da işkenceye maruz kaldı. Medya önünde linç edildi" diye anlattı. Dilligil'in de aralarında bulunduğu 15 sanık hakkında Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve İstanbul DGM'de 'çete kurmak, zimmet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmak' suçlarından dava açıldı.
'Zorla ifade imzalatıldı'
Dilligil, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada, Emniyet'te işkence gördüğünü, ifadesinin zorla imzalatıldığını söyledi. Yaklaşık beş ay tutuklu kalan Dilligil, 29 Mayıs 2001'de DGM'de tahliye edildi ve duruşmalardan vareste tutuldu. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde de 13 Haziran 2001 tarihli duruşmada tüm sanıklar hakkında tahliye kararı çıktı. Böylece beş ay süren tutukluluk dönemi bitti, ancak Dilligil yaşadıklarının etkisinden kurtulamadı.
Dava sürerken avukat Mumcu da, Emniyet'teki
'muamele'yle ilgili hukuk süreci başlattı. Gözaltılardan hemen sonra Bursa Cumhuriyet Savcılığı, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı'na şikâyet başvurusunda bulunan Mumcu, 'Dilligil'in Emniyet'te işkence gördüğünü, kanıtların yasadışı yollardan toplandığını, evraka usulsüz şekilde el konulduğunu ve hazırlık soruşturmasındaki tüm bilgilerin basına verildiğini' iddia etti.
Savcılık takipsizlik verdi
Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürü Genç hakkında ilk soruşturmayı, Bursa Cumhuriyet Savcılığı açtı. Genç için takipsizlik kararı veren savcılık, konuyu haber yapan gazeteciler hakkında dava açtı.
Mumcu Haziran'da ikinci kez Kültür Bakanlığı'na başvurdu. Kültür Bakanlığı'nın isteği üzerine İçişleri Bakanlığı, olayı soruşturmak için iki müfettiş görevlendirdi. Ancak müfettişlerin raporları 'Soruşturma açılmasına gerek yok' şeklindeydi. Mumcu bunun üzerine, müfettişler hakkında şikâyette bulundu. İçişleri Bakanlığı'nın cevabı kesindi; 'müfettişler kanaatleri nedeniyle suçlu bulunamaz'dı. Bursa Valiliği de, Genç hakkında soruşturma açılmasına izin vermedi.
Mumcu son olarak Bursa Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdu, valiliğin 'soruşturma izni vermemesi' yönündeki kararının iptalini istedi. İstanbul DGM'nin, zanlılara kötü muamele yapıldığı ve evrakın usulsüz toplandığına dair hazırladığı tutanağı da delil olarak sundu. Mahkemenin 17 Ekim 2001 tarihli kararında, elde edilen bilgi ve belgelere göre Genç'in üzerine atılı
suçtan yargılanması için yeterli kanıt elde edildiği belirtilerek, soruşturma açılması amacıyla dosyanın Bursa Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verdi.
Dilligil: Meğer gerçek polis başkaymış
Rahmi Dilligil, üç günlük gözaltı ve beş aylık tutukluluğun ardından yaşadıklarını şöyle anlatı:
"Gözaltında yaşadıklarımı asla unutmayacağım.
Fiziksel ve psikolojik baskı altında kaldım. Soruşturma 4422 sayılı kanuna göre yürütüldüğü için hiçbir hak tanınmadı bana. İlk kez gittiğim Bursa Emniyeti'nin ortasında polisler beni bırakıp gitti. Kameralar, gazeteciler etrafımı sardı. Şaşkınlıkla bakınıyordum. Bu muamele bir sanatçı için çok korkunçtu. Sonra iki polis gelip koluma girdi, başımı yere eğdi, gazetecilerin önünde diz çöktürerek beni sorgulayacakları odaya attı. Sonra işkence dönemi başladı. Bir sandalyeye oturtup, su içirdikten sonra böbreklerime vuruyor, aşağılıyor, küfür ediyorlardı. Uzun zaman idrarımdan kan geldi.
Ben sahnede polislere ders veriyordum, onların zor hayat koşullarını oyunlarda sergiliyordum. Hatta onların hayatını oynuyordum. Ama yaşadıklarımdan şunu anladım ki, gerçek polisler öyle değilmiş..."
***
Hakkındaki suçlamalar
Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü'nün boşaltılmasıyla Bursa Devlet Tiyatroları'na tahsis edilen binadaki 16 odanın bakım ve onarımında yolsuzluk yapıldığı iddia ediliyor. Onarım çalışmaları için fatura karşılığı 230 metreküp kereste alındığının kayıtlara girmesine rağmen gerçekte 5 metreküp kereste geldiği, 400 kilogram boya kullanılmasına rağmen yaklaşık 4 tonluk fatura alındığı, fatura edilen 10 bin metre elektrik kablosunun büyük kısmının kullanılmadığı öne sürülüyor. Eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil ile eski Bursa Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Emin Gümüşküya'nın bu şekilde zimmetine para geçirdiği, dolandırıcılık yaptığı belirtiliyor.
Dilligil'e ait teknenin bakımı için gerekli malzemenin Devlet Tiyatroları istihkakından sağlandığı, Bursa'dan giden ustaların Ankara'daki evinin mutfağını yaptığı da iddialar arasında sayılmıştı.