@ismailsaymaz

Danıştay Cine 5 ihalesini iptal etti, TMSF kararı uygulamıyor

Danıştay Cine 5 ihalesini iptal etti, TMSF kararı uygulamıyor
Danıştay Cine 5 ihalesini iptal etti, TMSF kararı uygulamıyor
İşadamı Erol Aksoy Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - İşadamı Erol Aksoy, el konulan kanalı Cine 5’in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından ederinin altında bir fiyatla Al Jazeera Türk’e satıldığı gerekçesiyle açtığı davayı kazandı. Danıştay 13. Dairesi, Cine 5’in satış ihalesini iptal etti. Aksoy ise TMSF’ye başvurarak, kanal ihalesi ilgili nasıl bir işlem yapıldığını sordu. TMSF’den verilen yanıtta iptal kararının uygulanmayacağı belirtilince, Aksoy TMSF hakkında suç duyurusunda  bulunacağını açıkladı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) 2004’te İktisat Bankası’nın borçları nedeniyle işadamı Aksoy’un malvarlığına el koymuştu. Bu kapsamda İktisat Bankası’nın da bağlı bulunduğu Avrupa ve Amerika Holding’in, aralarında İktisat Yatırım, İksitat Leasing, Emek Hayat , Emek Sigorta, Facto Finans ve Cine 5’in de olduğu çok sayıda şirketi TMSF’ye devredilmişti. TMSF, yedi yıl elinde tutuğu Cine 5’i 2011’de satışa çıkardı. Aksoy, satışın gündeme geldiği günlerde Hürriyet’e ilan vererek, mülklerine el konmasına ilişkin açtığı davaların halen sürdüğünü belirtti ve kesinleşmeden satış işlemi halinde dava açacağını duyurdu. Aksoy, Al Jazeera Türk’e de ihtarname çekerek, iptal davasının sonuçlanması halinde işlemlerin geçersiz olacağını belirtti. Buna rağmen TMSF, kanalı 40,5 milyon dolar karşılığında Al Jazeera Türk’e sattı. Aksoy da satışın iptali için Danıştay 13. Dairesi’ne dava açtı. 13. Dairesi, 9 Aralık 2014 tarihinde aldığı kararla satışı iptal etti. Danıştay’ın kararında, şirketin 30 Haziran 2009’da tespit edilen güncel değerinin 50 milyon 410 bin dolar olduğu; ancak 30 Eylül 2010 tarihli fon kurulu kararı ile 40 milyon dolara satışa çıkarıldığı ifade edildi. Bu fiyat belirlenirken, aradan geçen 15 aya rağmen yeni değerlendirme yapılmadığı ve değerde azalma oluştuğuna ilişkin tespit bulunmadığı kaydedildi. Kararda şirketin rayiç değerinin altında bir bedelle satıldığı ifade edilerek, fon kararının bu yönüyle hukuka aykırı olduğu saptandı. 

TMSF: KAMUYA GÜVENİ SARSAR!   

Aksoy da Danıştay kararı üzerine 20 Mart 2015’te TMSF’ye başvurarak, Cine 5’in satış işleminin iptal edildiğini hatırlatarak, kurumun “konu ile ilgili yeni bir işlem veya işlemler yapıp yapmadığını ve eğer yaptı ise işlemler hakkında bilgi verilmesini”  istedi. TMSF 1. Tahsilat Başkanlığı’ndan 20 Nisan 2015 tarihinde Aksoy’a verilen yanıtta, Cine 5’e ait bütün hakların Al Jazeera Türk’e devredildiği, Danıştay’ın iptal kararının uygulanması halinde bu şirketin kazanılmış haklarının zarar göreceği, şirketler nezdinde ‘kamuya güven’ ilkesinin sarsılacağı ve bundan sonraki ihalelere katılımı azaltıcı etkisinin olacağı belirtilerek, iptal kararının uygulanmayacağı anlatıldı.

TMSF’nin yargı kararının uygulanmayacağını kayda geçiren  yazısında şöyle deniyor:

“CINE 5 TV ticari ve iktisadi bütünlüğünün hali hazırda mülkiyetinin ihale alıcısı üçüncü sahışta olması, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdindeki haklar, Türk Patent Enstitüsü nezdindeki markalar, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Alan Adı Yönetimi Müdürlüğü nezdindeki internet alan adları, menkul mallar, sözleşmeler ile personellerin 27.07.2011 tarihinde ihale alıcısına devredilmiş olması, tescile tabi varlıkların ihale alıcısı adına tescillerinin yapılmış olması ve bu tarihten sonra, gerek eski malik kurumumuz amme borçlarının ve gerekse alacaklı amme idaresi olarak kurumumuzun işbu varlıklarla herhangi bir ilgisinin ve kontrolünün kalmamış olması, iptal kararının uygulanması halinde, ihale alıcısı üçüncü şahsın kazanılmış haklarına zarar verilmemesi yönündeki hakim görüşe aykırı olacak olması, ayrıca ‘kamuya güven’ ilkesine inanarak, ihaleye girerek bütünlüğü satın alıp ihale bedelini ödeyen ihale alıcısı nezdinde oluşacak zedelenme neticesinde kamu kurumları tarafından yapılacak ihalelere katılımı azaltıcı etkisinin olacağı ve bu durumun kamu zararının tahsilini sekteye uğratacak olmasından hareketle Danıştay 13. İdaresi’nin 09.12.2014 tarih ve 2011/313 E., 2014/4091 K. sayılı iptal kararının yerine getirilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmaması nedeniyle iptal kararının uygulanmamasına karar verilmiştir.”

AKSOY: DAVA AÇACAĞIM

Erol Aksoy,  bu konuda yaptığı açıklamada  2008 yılında kendisinin bulduğu bir İngiliz şirketinin Cine 5’in yüzde 100’üne 100 milyon dolar, yüzde 51’ine 51 milyon dolar önerdiğini fakat bu teklifin TMSF tarafından kabul edilmediğini anlattı. Cine 5’in değerinin altında bir fiyata satıldığını anlatan Aksoy, kamunun zarara uğradığını ifade etti. Show TV’nin Ciner Holding’e satılmasına dair kararı da 2 Aralık 2014’te mahkemenin iptal ettiğini ve bu kararın ertesi gün uygulandığını belirten Aksoy, “O kararı bir gün içinde uyguladılar. Bir gün içinde Show TV’nin yönetimine el koydular. Şu anda TMSF memurları tarafından yönetiliyor. Nasıl oluyor da, onun yönetimini bir gün içine alıyorlar da, bunu hukuktan uzak bir gerekçeyle geri almıyorlar” dedi. Suç duyurusunda bulunacağını belirten Aksoy, “Bunun hukukta bir izahı yok. TMSF işine gelen bir konuda bir günde yönetime el koyuyor, işine gelmeyen konuda mahkeme kararını uygulamıyor. Hangi konular işine geliyor, hangisi gelmiyor, ben bilemem. Ben varlıklarımın en yüksek değerde satılmasına çalışan bir vatandaşım. Bu çelişkiyi kendileri izah edecektir. Bu mahkeme kararının uygulaması lazım” diye konuştu. . 

Aksoy’un avukatı Turgut Kazan da Anayasa’nın 138. maddesine göre yargı kararların derhal uygulanması gerektiğini ve idarenin, kararların yerine getirilmesini engellemeyeceğini vurguladı. Anayasa’nın ihlal edildiğini kaydeden Kazan, “O zaman idari yargıyı kaldırın, Danıştay’ı kaldırın. Böyle deli saçması birşey olabilir mi? Bir kere bu suçtur. Onun için gerekli başvurular yapılacaktır. Ama hakim ve savcıların şakır şukur tutuklandığı bir ortamda izlenecek bu yol, nasıl sonuçlar verecek, onu bilemiyorum. Hukukun esamesinin okunmadığı ortamda hangi sonuçlara ulaşılabilir” dedi.