Danıştay işkencede adam öldürme suçuna 50 bin lira cezayı 'yetersiz' buldu

Danıştay işkencede adam öldürme suçuna 50 bin lira cezayı 'yetersiz' buldu
Danıştay işkencede adam öldürme suçuna 50 bin lira cezayı 'yetersiz' buldu
Danıştay, işkencede öldürülen Birtan Altınbaş'ın annesinin İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davasını bozdu; 50 bin liralık tazminatın idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı belirtildi.

RADİKAL - Danıştay, 1991’de işkencede öldürülen üniversite öğrencisi Birtan Altınbaş’ın annesi Nazmiye Altınbaş’a 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin mahkeme kararını, tazminat miktarını az bularak bozdu. Danıştay kararında, anne Altınbaş’a oğlunun komaya girerek hastaneye kaldırıldığına ilişkin bilgi verilmediği, oğlunun ölüm haberini de iki gün sonra evine gelen polislerden öğrendiği ve cenazesinin de bu sırada teslim edildiği anlatılarak bu durumun davalı İçişleri Bakanlığı’nın kusurunu artırdığı belirtildi. Davacının talebi doğrultusunda 100 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar veren Danıştay 10. Daire, 30 bin TL maddi tazminatı ise yeterli buldu.

KARAR TEMYİZ EDİLDİ

Milliyet gazetesinden Kemal Göktaş'ın haberine göre, polisler hakkında ceza çıkan cinayet davası sonuçlanınca 2008 yılında anne Nazmiye Altınbaş, “destekten yoksun kalma” nedeniyle 30 bin TL maddi ve 100 bin TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Yanıt alamayınca bu kez Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. 4. İdare Mahkemesi, 17 Mart 2010’da verdiği kararında anne Altınbaş’ın, oğlunun ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu belirterek ve bilirkişi raporunu esas alarak 30 bin TL maddi tazminata hükmetti. Mahkeme “olay nedeniyle duyulan acı ve üzüntü karşılığı” olarak talep edilen 100 bin TL manevi tazminatı ise çok bularak 50 bin TL manevi tazminata hükmetti.

CENAZESİ TESLİM EDİLDİ

Temyiz edilen dosya Danıştay 10. Daire’ye geldi. Danıştay temyize ilişkin kararını 15 Aralık 2014’de verdi. Daire kararında davacının oğlunun Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencisiyken öğrenci eylemleri nedeniyle 1991 yılı Ocak ayında Beytepe yerleşkesi kapısında gözaltına alındığı ve 15 Ocak 1991’de komaya girerek kaldırıldığı GATA’da yaşamını yitirdiği kaydedildi. Kararda Nazmiye Altınbaş’ın, oğlunun ölümünü 17 Ocak 1991’de evine gelen kolluk güçlerinden öğrendiği vurgulanarak şöyle denildi:
“Somut olayda davacıya, oğlunun komaya girerek hastaneye kaldırıldığı noktasında herhangi bir bilgi verilmediği gibi, davacının, oğlunun ölüm haberini iki gün sonra evine gelen kolluk güçlerinden öğrendiği ve oğlunun cenazesinin de bu sırada teslim edildiği görülmektedir.
Bu bakımdan, idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve manevi zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı görülmektedir.

MANEVİ TAZMİNAT BELİRLENECEK

Dolayısıyla mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak manevi tazminatın mahkemece yeniden belirlenmesi gerekmektedir.”
Daire kararı doğrultusunda dosya yeniden idare mahkemesine gönderildi. Karar, Altınbaş ailesinin avukatına önceki gün tebliğ edildi. Mahkemenin önceki kararında direnmesi halinde dosya nihai kararı vermesi için Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na gönderilecek. Yerel mahkemeden kararın çıkmasının da 1-2 yılı bulabileceği belirtiliyor.


POLİSLERE 17 YIL SONRA CEZA

Birtan Altınbaş’ın öldürülmesine ilişkin polisler hakkında açılan davanın iddianamesinde yer alan otopsi tutanakları ve Adli Tıp raporuna göre, polislerin Altınbaş’a yaptıkları işkence sonucunda öldüğü anlaşıldı. İddianamede, o dönemde Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Terörle Mücadele ve Siyasi Şube müdürlüklerinde görev yapan İbrahim Dedeoğlu, Sadi Çaylı, Ahmet Baştan, Cavit Orhan, Süleyman Sinkil, Tansel Kayhan, Talip Taştan, Mehmet Kırkıcı, Muammer Eti ve Naip Kılıç’ın cezalandırılması istendi.

Uzun yıllar polislere tebligat yapılmadığı için ilerlemeyen dava ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları raporuna girdi. Altınbaş’ın öldürülmesi davasında olaydan 17 yıl sonra, 2008 yılında 4 polise 8 yıl 10’ar ay hapis cezası verildi.

MANEVİ ZARAR VERİLDİ

Danıştay 10. Daire’nin verdiği kararda mağdurların manevi zararı şu ifadelerle tanımlandı:
“Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesini bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.”

İşkencede öldürüldü

Birtan Altınbaş, Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Bilimleri son sınıf öğrencisiyken, 9 Ocak 1991’de gözaltına alındı ve 15 Ocak 1991’de durumunun ağırlaşması üzerine kaldırıldığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde öldü. Altınbaş’la birlikte gözaltına alınanların verdikleri ifadelerle başlatılan soruşturma tam 7 yıl dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından bekletildi. Dosya, görev alanına girmediği için Yüksel’den alındıktan sonra polisler hakkında dava açılabildi.