Danıştay sanığı Alparslan: Devleti değiştireceğime inanıyorum

Danıştay suikasti davasının sanığı Alparslan Arslan, "Devleti değiştireceğime inanıyorum" dedi



Birinci yılını dolduran Ergenekon Ana Davası'nın 117’inci oturumunda birleştirilen Danıştay suikasti davasının sanığı Alparslan Arslan’ın çapraz sorgusuna devam edildi. Kıdemli üye Hakim Hasan Hüseyin Özese’nin sorularını yanıtlayan Alparslan Arslan, devleti nasıl değiştirmeyi planladığını anlattı.

ORDUYU KURACAĞIM, SİLAHI VERECEĞİM
Danıştay suikasti davası sanıklardan Osman Yıldırım ile devletin nasıl kurulacağına, devletin nasıl değiştirilebileceğine dair konuştuklarını belirtti. Alparslan Arslan, "Bunları inanarak söylüyorum. Kimse benimle dalga geçmesin. Devleti nasıl değiştireceğimi biliyorum. 27-28 yaşındayım ben. Devleti değiştireceğime inanıyorum. Karadenizden lazları toplayacaksın. Atatürk’ü sevmeyen insanları toplayacaksın. İstanbul’da batağa batmış Kürt gençelerini toplayacaksın ama batağa batmış olacak. Yaşlılarla işim yok. Gitsin namaz kılsın. Batakhanedeki adamı gidip çıkarmam lazım. Görevim bu, yukarıdan verilen görev. Orduyu kuracağım, silahı vereceğim. Siz burada bunları vurun, ben burada bunları vuracağım. Sonra cezaevlerini ortadan kaldıracaktım. Benim kafamdaki buydu" dedi.

NUR CEMATİ'NİN, NİZAMI ALEMCİLER'İN YURTLARINDA KALDIM
Alparslan Arslan 1998’de Marmara Hukuk Fakültesi’ni bitirdiğini söyledi. İstanbul’a ilk geldiğinde Nur Cemaati'nin evlerinde, oradan ayrıldıktan sonrada Nizamı Alemciler'in yurtlarında kaldığını belirten Alparslan Arslan, "Daha sonra okuldan arkadaşlarımla ev tuttuk. Okul bittikten sonra askere gittim. Sonra da cezaevine girdim. Öğrencilik yıllarımda vatandaşlardan gelen maddi destekle ekonomik yaşantımı devam ettiriyordum. Ülkü Ocakları'na mensup vatandaşlardan da burs aldım" dedi. Öğrencilik yıllarında Sedat Peker’in ismini duyduğunu ancak tanımadığını sözlerine ekleyen Alparslan Arslan, Peker’den burs almadığını ifade etti.
Birleştirlen Danıştay Davası'nın sanıklarından Süleyman Esen’in sınıf arkadaşı olduğunu ve 1994’den beri tanıdığını söyleyen Alparslan Arslan, Süleyman Esen’le türbanla ilgili konuşmadıklarını, konuşmaya gerek olmadığını söyledi. Alparslan Arslan, Süleyman Esen’in asker olan akrabası ile bir defa sohbet ettiğini ancak ismini hatırlamadığını kaydetti.

AVUKATLIKTAN RAHAT GEÇİNEBİLECEK KADAR PARA KAZANDIM
Avukatlık stajını İstanbul’da Şişli ve Kadıköy’de yaptığını anlatan Alparslan Arslan, avukat Hakkı Kurtuluş’un yanında 6 ay staj yaptığını söyledi. Daha sonra okuldan arkadaşı Burhan Gür ile Yeditepe Hukuk Bürosu'nu açtıklarını anlatan Alparslan Arslan, avukatlık yapmaya başladıktan sonra rahat geçinebilecek kadar para kazandığını aylık gelirinin 500 TL civarında olduğunu ifade etti.
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği’nde toplantı yapılmadığını, vatan, millet üzerine sohbetler yapıldığını kaydeden Alparslan Arslan, Kuvayi Milliye Derneği’nin Başkanı Fikri Karadağ’ın da çok edepli ve düzgün bir insan olduğunu, çok sevdiğini belirtti. Alparslan Arslan, Ergenekon Ana Dvası'ın tutuklu sanığı eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in ofisinde de Türkiye’nin geleceği, devlet politikalarını, Osmanlıyı, tarihi ve medyayı nasıl yönlendirebileceklerini konuştuklarını da öne sürdü.

YILDIRIM İLE 3-4 KEZ TAHSİLAT YAPMAYA GİTTİK
Danıştay Dvası'ın tutuklu sanıklarından Osman Yıldırım’la ilgilli soruları da yanıtlayan Alparslan Arslan her cümlesinde övücü kelimelere yer verdi. Osman Yıldırım’ı akıllı bir insan olduğunu, kendisi ile Türkiye’nin geleceği ile ilgili konuştuklarını anlatan Alparslan Arslan şunları söyledi:
"Osman Yıldırım’ı 2001-2002’de tanıdım. 'Hal'ini gördüm çok sevdim kendisini. Bu insan samimi bir insan. Bazı alacakların tahsilinde onu yanımda götürdüğümü hatırlıyorum. Güvendiğim bir insan ya birlikte kavga edeceğiz, birlikte gideceğiz, birlikte döneceğiz. Onun için Osman Yıldırım’la yaşarım. Düzgün edepli bir insan. Böyle insanla yaşarım. Osman Yıldırım’la 3-4 kez alacak tahsil etmeye gittim. Osman Yıldırm’dan para aldım, ben de ona para verdim. Ama edepli olması lazım. Ne kadar para verdiğimi hatırlamıyorum. Osman Yıldırım’la Veli Küçük’ün tanışıp tanışmadığını bilmiyorum. Veli Küçük’ün adının ortaya atılması hiç hoşuma gitmedi. Veli Küçük’ü tanımıyorum."
Danıştay Davası sanıklarından Tekin İrşi’yi Erhan Temuroğlu aracılığı ile tanıdığını belirten Alparslan Arslan, İsmail Sağır’ı ise ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’ne ikinci el bombasının atıldığı gece Osman Yıldırım ile gittiği 'Coco' isimli barda gördüğünü söyledi.
Ergenekon ana davasının sanıklarından Hüseyin Görüm’ün müslümanlığını sevdiğini ifade eden Alparslan Arslan, "Deniz Gezmiş de sevilir ama hudutta bırakmak lazım. Müslümana giderim, müslümanı bulmak lazım. Atatürk, laiklik derlerse elektiriğim artar, çıkar giderim" dedi.

KURTER, KENDİSİNİ KOYDUĞUM YERİ HAK ETMİYOR
Danıştay Davası'nın sanıklarından olan ve ’şeyh’ diye tanınan Salih Kurter ile olan ilişkisini de anlatan Alparslan Arslan, haftanın bir kaç günü sohbet etmek amacıyla yanına gittiğini söyledi. Salih Kurter’e zaman zaman para ve yiyecek yardımında bulunduğunu anlatan Alparslan Arslan, "Salih Kurter kendi yörüngesinde yaşayan bir insan. 80 yaşında olduğunu unutmamak lazım. Benim kendisini koyduğum yeri hak etmeyen bir insan olduğunu sonradan cezaevinde gördüm" dedi.
Salih Kurter’e Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması olaylarından bahsetmediğini anlatan Alparslan Arslan, "Salih Kurter’e halimi anlatır, zikrimi yapar, duamı eder çıkardım. Müslüman Müslüman'a cihat et demezse edepsizliktir. Bana kimse cihat etmemi söylemedi. Böyle bir şey yok. ’Hal’ olması lazım. Her yerde cihat edin denmez. Bunun idrak boyutunun olması lazım. Salih Kurter ya da onun mürüdlerinden biri derviş kılığında gider Erol Manisalı, İlhan Selçuk’u alır dergaha eve götürür konuşur, anlatır. Bundan sonra Cumhuriyet islamcı çizgide olmaz ama düzgün bir çizgiye getirir. Cumhuriyet meselsini hocayla paylaşmak istedim ama anlatamadım. Babam İdris Arslan’ın Salih Kurter’i tanıyıp tanımadığını bilmiyorum" diye konuştu. 

‘BEN SADECE MUSTAFA BİRDEN’İ HEDEF SEÇTİM’

Birinci "Ergenekon" davasının tutuklu sanığı Alparslan Arslan, Danıştay baskınından sonra arabasında bulunan diğer iki tabanca ile ne yapacağı sorusuna, "Devam edeceğim, Aydın Doğan’a gideceğim. Banka sahiplerini yakalayacağım. Ahmet Necdet Sezer gibi bir problem var. Bu adamı öldüreceğim yani" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada çapraz sorgusu yapılan Alparslan Arslan, üye Hakim Hasan Hüseyin Özese’nin "Danıştayın türbanla ilgili verdiği kararı öğrendiğinizde ne yaptınız?" sorusuna, o dönemde Danıştay daire başkanı olan şimdiki Danıştay Başkanı Mustafa Birden’e yönelik "kesin öldürülmesi lazım. Roketle, tankla olur, bıçakla olmaz" karşılığını verdi. Arslan, Özese’nin, "Danıştay’ın türban kararı mı önemli, Cumhuriyet gazetesindeki türbanlı domuz karikatürü mü?" şeklindeki sorusu üzerine de "Turhan Selçuk’u öpüp alnıma koyarım. Allah Selçuk’un hakkını versin" diye konuştu. Arslan, türban kararı nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devletine hakaret etti. Hakim Özese’nin ısrarla aynı yönde soru yönelterek yanıt vermesini istediği Arslan, "Ben sadece Mustafa Birden’i hedef seçtim. Bayanlar da vardı, kurşun yağdırdım" dedi. Bu arada, tutuklu sanık Doğu Perinçek de hakimin yönlendirme şeklinde soru yönelttiğini öne sürerek, tepki gösterdi. Alparslan’ın avukatı Oğuz Kayıran da müvekkilinin cevabını verdiğini, hakimin istediği şekilde formüle bir cevap verilmesi gerekmediğini, hakimin ısrar etmesinin uygun olmadığını iddia etti. Hasan Hüseyin Özese de sanığı yönlendirmediğini belirterek, "Olayların nasıl olduğunun, maddi gerçeğin ortaya çıkması, adaletin tecellisi için çalışıyoruz. Bütün gayemiz budur" dedi. Arslan, Özese’nin "Danıştaya yapılan saldırı, türbanla ilgili hukuk kararını nasıl etkileyecekti? Sen hukukçusun, bu saldırının türban kararına etkisi olacak mıydı?" şeklindeki sorularına ise "Ben Müslümanım" gibi cevaplar verdi. Sanık Arslan, bir insanın karar nedeniyle Mustafa Birden’e dava açabileceğini, kendisinin de avukat olarak dava açabileceğini ancak bu işin iman ederek çözülmesi gerektiğini kaydetti. Arslan, sorular üzerine, kafasındaki hedefin Mustafa Birden olduğunu belirtetek, "Birden’i yalnızca öldürüp çıkacaktım. Direkt daiereye gittim. Kalabalıktı. Sonra mermileri yağdırdım. Birden olmasaydı odadan çıkardım. Yalan söyler, ’abla ben köylüyüm’ derdim, oradan ayrılırdım" dedi. Bir başka soru üzerine de Arslan, Danıştay binasındaki kameraların çalışıp çalışmadığının umurunda olmadığını, saklanmak isteseydi bere takabileceğini anlattı. Danıştaya keşfe gittikten sonra Birden"in evine mi, yemek yediği restorana mı gidip gitmeme konusunu düşündüğünü, Danıştay binasında alınan güvenlik tedbirleriyle ilgili bilgisinin olmadığını ifade eden Arslan, hakim Özese’nin, "Eylemi planladınız mı?" şeklindeki sorularına ise "Plan yapmadım. Öldürülmesi lazımdı. Tepki konulması lazımdı. Başörtüsü meselesini çözmem lazımdı. Yakalanacağım boyutunda değildim. ’Allah’ diyorum, başka boyutta yaşıyorum" şeklinde cevap verdi.

Özese’nin, "Danıştay baskınında Glock marka tabanca kullandın. Arabanda bulunan diğer 2 tabancayla ne yapacaktın, diğer silahları neden Ankara’ya da getirdin?" soruları üzerine Alparslan Arslan, şunları söyledi: "Devam edeceğim. Aydın Doğan’a gideceğim. Polisle çatışacağım düşüncesi aklıma hiç gelmedi. Doğan’ı öldürme düşüncem yoktu. Doğan’a roket... Düzelmezse 2, düzelmezse 10 rokete kadar. Banka sahiplerini yakalayacağım. Ya içinde ya dışında, uzaktan silahlarla. Silahları bulundurmamın anlamı bu. Silahları cihat için bulundurmuşum. Ahmet Necdet Sezer gibi bir problem var. Bu adamı çok severdim, tapardım. Sonra hac meselesi çıktı ortaya. Bu adamı öldüreceğim yani." Arslan, tutuklu sanık Muzaffer Tekin’in bürosuna da emekli askerlerin gidip geldiğini belirterek, "İbrahim Şahin’in büroya gelip gittiği söylendi. Sempatim arttı. Korkut Eken’in gelip gitmesine sempatim artmadı. Şahin çok sevdiğim bir insan, görüşmüşlüğüm yok. Susurluk davasından dolayı medyadan tanırım" dedi. Hakim Özese’nin, "Türkiye’de derin devlet var mı?" şeklindeki sorusunu, "Derin devlet olsa bunlar olmaz. Veli Küçük burada olmaz. Derin devlette İslam olması lazım" diye cevapladı. Kendisinden ele geçirildiği iddia edilen "Ergenekon" belgesini nereden temin ettiği sorusu üzerine Arslan, "Fehmi Koru’yu sevmem. Taha Kıvanç olarak okuyordum. Sonra abuk subuk bir şeyler yazdı. Orhan Pamuk’u sevmiyorsan ona sahip çıkmaman lazım. Bu, Fehmi Koru’ya yakışmıyor. Türk milleti Ermenilere karşı yüzde yüz değil de yüzde 10 yanlış yaptı" dedi. Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, sorulan soruya cevap vermesi gerektiğini söyledi. "Bunları anlatmazsam yaşayamam" diyen Arslan da hasta olduğunu, akılsal problemlerinin bulunduğunu, nefes alamadığını ve sağlıklı olmayıp kendisine geri zekalı diyebileceğini kaydetti. Arslan, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun "Hedefte Birden vardı, neden diğerlerine de ateş ettiniz?" sorusuna ise kızgın olduğunu, odaya girdiğinde sağ taraftakilere değil, sol taraftakilere ateş ettiğini, türban kararını verenlere karşı kızgınlığının hala devam ettiğini söyledi. Haşıloğlu da "Cebinde Kur’an olan şahıs ölmüş" sorusuna da Arslan, Guantanamo cezaevindeki kişilerin de tuvalete Kur’an attıklarını söyledi.

KALBEN ÖZÜR DİLEDİM

Haşıloğlu’nun, "Türban kararında muhalif kalan kadın üyeyi de yaralamışsınız" sözlerine karşın Arslan, "Kendisinden daha sonra kalben özür diledim" dedi. Haşıloğlu, daha sonra Arslan’ın annesinin ifadesinde, oğlu ile ilgili beyanlarını okudu. Arslan da bu bayan ve diğer şahıslarla ilgili bir şey duymak istemediğini ifade ederek, "İnancı için kendisini feda etmeyen insanlardan uzağım. Evladı kavga etmesin diye her türlü şeye başvuran ailelerden uzağım. Eve kilitlemenin anlamı yok. Benim annemin fakirlere karşı gözü yaşarmadı. Ben böyle bir ailede yokum. İslam inancı için gönülden fedakarlık yapmayan insanlarla yaşayamam" şeklinde konuştu. Haşıloğlu’nun, "İnançlı bir kişi olduğunuzu söylüyorsunuz, inançlı insanları nasıl öldürdünüz?" sorusuna da Arslan, "Ben sadece öldürürüm, zulüm etmem. Elimde imkan olsa Allah rızası için buradaki insanları yaşatmam" diyerek bağırıp, küfür etti. Haşıloğlu’nun "gladyo" nedir sorusuna da "kılıç" şeklinde cevap veren Arslan, dünyanın hiçbir yerinde gladyo olmadığını iddia etti. Danıştay saldırısının ardından "İdris Arslan" olarak söz ettiği babasının ve bazı avukat arkadaşlarının kendisine para yatırdığını ifade eden Arslan, istihbarat örgütleri adına da çalışmadığını kaydetti. Arslan, Türkiye’de bomba temin etmenin çok kolay olduğunu da ifade etti. Danıştay saldırısından bir gün önce Ankara’ya gittiğinde tutuksuz sanıklardan Süleyman Esen’i aradığını belirten Arslan, "Yorgundum. Osman Yıldırım ile olan kavgayı üzerimden atamıyordum. Esen’e, geri dönmek için Ankara’dan ayrılayım mı dedim? O da güldü, konuştuk işte" dedi. Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, "Süleyman Esen, Danıştay’a saldırı yapacağını biliyor yani" sorusuna ise Arslan, "Hayır bilmiyor, yemin ederim" dedi. Başkan Şengün’ün, Esen ile Danıştay saldırısını konuşup konuşmadığını sorması üzerine de Arslan, hasta olduğunu, konuşamayacağını kaydetti. Duruşma, Arslan’ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.