Danıştay'a karşı Erdoğan öfkesi

Gül: Yargı bağımsızdır

Başbakan, Dağlıca haber ve yorumlarına sansürü kaldıran Danıştay'a çattı: "Hiçbir ülkede böyle olmaz. Hükümete tavır anlamına gelir." Cumhurbaşkanı: "Bağımsız yargı Cumhuriyet'in teminatıdır."


  • Gül: Demokrasi için bağımsız yargı
  • ANKARA - PKK'nın Dağlıca saldırısına dair radyo ve TV haberlerine ve yorumlarına 'yayın yasağı' isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bunu engelleyen Danıştay'a ateş püskürdü. Erdoğan, yayınlarla ilgili gerekli hassasiyeti göstermeyen tüm kurumları hükümete karşı tavır takınmakla suçladı.
    'AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katılan Başbakan konuşmasında yayın yasağını itirazına rağmen kaldıran Danıştay ve bununla ilgili başvuruyu yapan Kanaltürk'e çattı. Erdoğan şöyle konuştu:
    "Terörün o acımasız sahnelerini sergileyen görsel medyaya karşı hükümetimiz bir yayın konusunda yasak getirmek istiyor. Hukuki yolları çalıştırıyor ki, verilmiş haklar var. Ama bakıyorsunuz ki, bir müracaat bir TV tarafından yapılıyor; bu televizyon malum. Farklı bir kurum da o müracaat istikametinde karar alabiliyor. Bunlar bizi düşündürüyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bunun benzerini göremezsiniz. İşte bıçak burada da buraya (gırtlağını göstererek) dayanıyor."
    Genelkurmay istemişti
    Hakkâri'nin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesindeki PKK saldırısında 12 askerin şehit edilmesi ve sekizinin kaçırılması sonrası, hükümet, Genelkurmay'ın isteği doğrultusunda bu konudaki yayınlara yasak istedi. RTÜK de bu doğrultuda karar verdi.
    Ancak Kanaltürk televizyonu itiraz ederek Danıştay'a başvurdu. Danıştay, 'yayın yasağının sınırlarının belli olmadığı' gerekçesiyle uygulamayı durdurdu. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek bu gelişme üzerine, 'yürütmeyi durdurma kararı'na itiraz etmeyeceklerini söyledi. Ancak hükümet etti. İtirazı da reddeden Danıştay 13. Dairesi'nin önümüzdeki günlerde konuyu 'esastan görüşüp' yayın yasağı isteğini 'tümüyle' reddetmesi bekleniyor.
    'Hassasiyet bekliyoruz'
    Dün yayın yasağıyla ilgili gelişmeleri eleştiren Başbakan ise 'ajite edici' yayınlardan yakındı:
    "Televizyonlarımızda her gün şehitlerimizin, bütün operasyonların şu veya bu şekilde ajite edilerek gösterilmesi doğru mu? Sanki bu ülkeyi o TV kanalarında izleyenler, ülkenin her yerinde savaş var, sanıyor. Gittiğimiz ülkelerde söylüyorlar, turizmi nasıl etkiler diye. Bunlar hassasiyet gerektiriyor, bunu tüm kurumlarımızdan bekliyoruz. Eğer bu hassasiyet aynı şekilde gösterilmezse başka türlü düşünmeye başlarız. Yani bu hükümete karşı tavır takınma anlamına gelir ki, bu devlete zarar verir. Bunu açık söylememin nedeni canım yandığı içindir, benim canım ülkem için, milletim için yanıyor. Birbirimizin işini kolaylaştırmaya mecburuz."
    Ve kayıp aileleri...
    PKK'nın kaçırdığı oğulları konusunda 'hiçbir yerden bilgi alamadıklarını' söyleyen aileleriyse önceki gün TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na başvurdu. Ancak ailelerin komisyona verdiği dilekçe, "Görev alanımıza girmiyor" denilerek TBMM Dilekçe Komisyonu'na havale edildi. Aileler çocuklarına dair 'bilgi'ye sadece 'PKK'nın TV'si Roj TV'den ulaşabildiklerini söylüyor.