Danıştay'ın Ergenekon uyarısı

Danıştay'ın Ergenekon uyarısı
Danıştay'ın Ergenekon uyarısı

FOTOĞRAF: SERDAR ÖZSOY

Danıştay Başkanı Birden, Ergenekon savcılarını 'Soruşturmaları gizlilik içinde yürütmeli, hukuka aykırı yollarla elde edilen delilleri kullanmamalı' mesajı verdi. Birden, cumhurbaşkanının yetkilerinin kısılmasını da istedi

ANKARA - Danıştay Başkanı Mustafa Birden, kendisinin de yaralanmasına neden olan Danıştay saldırısıyla ilgili “Devlet, yargısına, aydınına ve tüm bireylerine sahip çıkma ve onu koruma becerisini gösterebilmelidir” derken, Ergenekon soruşturmasına da gönderme yaptı: “Savcılar, görevlerini yaparken soruşturmaları gizlilik içerisinde yürütmeli, hukuka aykırı yollara başvurarak elde edilen delilleri kullanmamalı ve hukuken kabul edilebilir somut deliller üzerinden hareket etmelidir.” Birden, Anayasa değişikliğine de değinerek, cumhurbaşkanının yargı erkine ilişkin yetkilerinin sınırlandırılmasını istedi.
Danıştay’ın kuruluşunun 141. yıldönümü nedeniyle dün düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP lideri Deniz Baykal, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ve diğer ilgililer katıldı. Birden törende hem hükümet hem yargıya önemli mesajlar verdi.

Anayasa değişikliği: Anayasayı değiştirme yetkisi, keyfi ve sınırsız bir yetki değildir. Yasama organı, kendisine hukukilik veren temel çerçevenin dışına taşmamalıdır. Laiklik ilkesi ve laik eğitim kurallarını dolaylı dahi olsa erozyona uğratacak hiçbir düzenlemenin koruma ve himaye görmesi söz konusu değildir. 
AKP’ye uzlaşı uyarısı: Son yapılan anayasa değişikliklerinin toplumsal uzlaşı ilkesini karşıladığını, aceleye getirilmeden kamuoyunun değerlendirmelerine sunulduğunu, hukuki ve teknik hiçbir eksikliğinin bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
Öneriler önemsenmiyor: Anayasal ve yasal değişiklik çalışmaları hakkında getirilen öneriler, yasama organına müdahale olarak algılanmamalıdır. Üzülerek ifade ediyorum ki, bizim, üzerinde önemle durduğumuz  öneriler, devlet adına yetki kullanan makamlarca yeterince önemsenmemiştir.
Cumhurbaşkanının görevleri: Yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanlığı makamına, siyasi partiler tarafından aday gösterilmesi yolu açılmış; cumhurbaşkanının, parlamentoda, uzlaşıyla seçilmesi mecburiyeti sona erdirilmiştir. Tüm bu değişikliklerin sonucu olarak da, cumhurbaşkanının tarafsız konumda bulunmasına ilişkin gereklilik daha da esnetilmiş bulunmaktadır. Yargı bağımsızlığının tam anlamıyla sağlanabilmesi için, cumhurbaşkanının yargı erkine ilişkin görev ve yetkileri sınırlandırılmalı ve bu bağlamda Anayasa’nın 104. maddesi yeniden düzenlenmelidir.
Yargının meşruiyeti: Son zamanlarda yargının meşruiyeti kavramı bazı çevrelerce sık sık gündeme getirilmektedir. Yargı yerlerini yok saymak, kararlarını sorgulamak, milli irade ile yargı arasında bir ayrışma varmış gibi bu hususu tartışmaya açmak, üç temel erkten biri olan yargıyı güçsüz bırakır.
Siyasal çoğunluğa mesaj: Fonksiyonları, görev alanları, konumları birbirinden farklı olan yasama, yürütme ve yargı organlarının demokratik meşruiyetlerinde ortak ölçüt, ‘milli irade’ kavramıyla özdeşleştirilmeye çalışılan ‘siyasal çoğunluk’ olamaz. Böyle bir düşüncenin kabulü, yargının siyasal tercihler doğrultusunda şekillendirilmesinden başka bir şey değildir. Millet adına yetki kullanımında, seçilmişler ve atanmışlar ayrımının da yeri yoktur.
Topluma duyarlı olma çağrısı:  Toplum, yargı bağımsızlığı konusunda azami duyarlı olmalı, yasama ve yürütme erklerinin tasarrufları da dahil olmak üzere yargı bağımsızlığını zedeleyici her müdahaleyi dikkatle izlemeli, bu konudaki duyarlılığını, meşru vasıta ve yollardan ortaya koymasını bilmelidir.
Medyaya uyarı: Basın ve yayın organları da, soruşturma veya yargılama aşamasında bulunan işlerde doğru ve tarafsız bilgilendirme sorumluluğunun dışına taşmamalıdır. Yargı kararı olmadıkça kimseyi suçlu  göstermemelidir.
Terör değerlendirmesi: Devlet, yargısına, aydınına ve tüm bireylerine sahip çıkma ve onu koruma becerisini gösterebilmelidir. Türkiye, her türlü şiddeti ve terör eylemini, hukuk kuralları içerisinde önleme iradesini, özenle korumalıdır. İnsan hak ve özgürlüklerinin korunmasında çok önemli görev üstlenmiş yargıç ve savcılarımızın, bu görevlerini yerine getirirken her türlü baskı ve şartlanmadan uzak karar vermeleri hukuka saygılı devlet olma göstergesidir.
Ergenekon savcılarına: Savcılar, görevlerini yaparken  soruşturmaları gizlilik içerisinde yürütmeli, zanlının durumunu gereği gibi dikkate almalı, hukuki konuları teknik yönüyle incelemeli, masumiyet karinelerine riayet etmeli, insan hakları ihlali oluşturan hukuka aykırı yollara başvurularak elde edilen delilleri kullanmamalıdır. Yargı mensuplarının kararları, ülke huzurunda önemli rol oynar.  Yargı mensubunun,  tarafsızlığının tartışılması, verilen kararların da tartışılmasına neden olur ki yargı ile amaçlanan toplumsal düzen sarsılır.  

Gül ve Erdoğan’dan mesaj
Gül de Danıştay’ın kuruluş yıldönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda hukukun üstünlüğüne vurgu yaptı.
 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Danıştay mesajında hukuk devleti anlayışının yerleşmesinde Danıştay ve idare mahkemelerinin çok önemli rolü olduğunu belirtti.

TTB Başkanı’nın ‘delil’ rahatsızlığı
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da Ergenekon soruşturmasını gündeme getirdi. Özok, haberleşme özgürlüğünün bazı istisnai yasal düzenlemelerle kısıtlanabildiğini, ancak bu özgürlüğün ‘günümüz Türkiye’sinde insanların korkulu rüyası haline geldiğini’ söyledi. Özok şunları vurguladı:
“Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla, sınırsız, hukuk kurallarına aykırı ve sanık haklarını hiçe sayan yol ve yöntemler izlenemez. Yargılama insanları gafil avlamak değildir. Çağdaş ceza hukukunun kabul etmediği delillerin yargı makamı tarafından değerlendirmeye alınmaması gerekir.  Ülkemiz, çağdaş gelecek düşlerine,  demokratik, laik, hukuk devleti hedefi ve devrimlere bir türlü ısınamayan bir kesimin amansız direnci saldırısıyla karşı karşıyadır. Bu anlayışın etkin olduğu her kurum süratle yozlaşmaktadır. Yaşanan tüm olumsuzlukların kaynağını bu hastalıklı yapı oluşturmaktadır.” 
Özok, eğitim, işsizlik gibi sorunları sıraladığı sözlerini, “Korkunun egemen kılınmak istendiği ve bunların üstesinden gelcek bir yönetim anlayışının çok uzak göründüğü bir dönemdeyiz” diye sürdürdü.

Osman Paksüt’le kovalamaca
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, tören sonrasında Ergenekon kapsamındaki dinlenme iddiaları ve eşi Ferda Paksüt’e ilişkin sorulara muhatap olmamak için Danıştay’ın arka kapısından çıkarken gazetecilere yakalandı. Necatibey Caddesi’nde gazetecilerin peşine takılması ve kendisini sorularla sıkıştırması üzerine Paksüt, kovalamacadan rahatsız olarak, “Beni gülünç duruma düşürüyorsunuz, hiç hoş değil” diye tepki gösterdi. Makam aracı, Paksüt’ü caddeden aldı.
Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı ve Anayasa Mahkemesi üyesi Ahmet Akyalçın da törenden ayrılırken gazetecilerin ‘Anayasa Mahkemesi hakkındaki iddialara’ ilişkin sorusuna “Yorum yapmayacağım” karşılığını verdi. Akyalçın, bir gazetecinin “Ferda Paksüt’ün konuşmalarının gündeme geldiği söyleniyor” sözleri üzerine ise “Bu konuda bir şey söyleme yetkim yok. Başkan açıklama yapmıştır” dedi.
 (Radikal)