Dar sokak: Yeşilçam

Beyoğlu'nun dar arka sokaklarına itfaiye araçları giremeyince eski bir binada çıkan yangında, bir insan göz göre göre yandı. İnsanlar izliyor, kameralar kaydediyordu.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Beyoğlu'nun dar arka sokaklarına itfaiye araçları giremeyince eski bir binada çıkan yangında, bir insan göz göre göre yandı. İnsanlar izliyor, kameralar kaydediyordu. Hiç kimse yardım edemiyordu. Yangının kurbanı, Yeşilçam'ın emektar yapımcılarından Erkan Abacı'ydı.
Bir zamanlar Türk sinemasının kalbi olan Yeşilçam'da bugün artık eski sinemacıların hüzünlü hikâyeleri toplanıyor. Bu insanlardan biri de 35 filmin yapımcılığını yapan, pek çok konser organize eden Erkan Abacı'ydı. Asıl adı Memoş Bulut'tu. Ama herkes onu Erkan olarak tanıdı. Elazığ'da çocukken sinema perdesinin büyüsüne kapılmış ve sinemacı olmayı kafasına koymuştu.
1965 yılında birkaç parça eşya ve büyük umutlarla İstanbul'a geldi. Her gün onlarca filmin çekildiği zamanlardı. Hemen iş buldu. Tarihi bir filmde şövalyeydi. Renkli kişiliği ile sevildi. 1970'e geldiğinde artık bir yapımcıydı. Ali Avaz ile filmler çekti.
Asistanı Bakan Mumcu
Bunların en ünlüsü Sarı Öküz Parası'ydı. Yapımcısı olduğu bir filmdeki asistanı, henüz çok genç olan Kültür Bakanı Erkan Mumcu'ydu. Kazancı iyiydi. 'Erkan Film Şirketi'ni kurdu. Yılmaz Güney, Cengiz Kurtoğlu, Belkıs Akkale gibi isimlerle filmler çekti. Türkiye'nin dört bir yanında konserler organize etti. Fotoromanlar yaptı. Sinemadan iyi paralar kazanırken evlendi. Ortaköy'de eşi ve iki kızı ile yaşıyordu. Ama Yeşilçam'da işler yavaş yavaş durulup, sinemalar kapanırken o da fakirleşmeye başladı. Şirketini kapattı. Yoksullaştıkça alkolü artırdı. Kısa sürede yuvası dağıldı. 1990'ların başında eskiden otomobili, şık kıyafetleriyle gezdiği sokakta, hırpani kıyafetiyle bir evsiz görünümündeydi. Tek varlığı, paltosunun cebinde taşıdığı 30 sinema filminin sahibi olduğuna dair evraklardı. Sosyal güvencesi ve hiçbir birikimi yoktu. Ama sevdiği Yeşilçam'dan ayrılmadı. Yaşlanmıştı, 63 yaşındaydı.
Üç yıl önce parasını ödeyemediği için otelden kovuldu. Bir arkadaşı eskiden film şirketi olarak kullandığı bürosunu ona açtı. Burada fotoromanların, eski film makaralarının içinde yaşıyordu. Ailesi onu arayıp sormuyordu.
Halen sinemadan para kazanabilen arkadaşlarının yardımları ile yaşıyordu. Bir gün Yeşilçam'a gelen Kültür Bakanı Erkan Mumcu, yardım sözü verdi. Projeleri, arkadaşları ile hazırladılar. 'Sessiz Yalanlar' ve 'İçimizden Biri Deli' isimli iki TV filmi projesini sundular. Ama iki yıl boyunca Kültür Bakanlığı'ndan hiç yanıt gelmedi.
Önceki gün, eski sinema emektarlarının buluştuğu Film Kahvesi'ne gitti. Eski filmlerinden birini videoya koydurdu. Sonra gidip yattı. Dün sabah saatlerinde Yeşilçam Sokak'ta oturduğu beş katlı eski binanın çatısında yangın başladı. Alevler kısa sürede küçük odasını kapladı. Balkona çıktı. Binanın altında polisler, gazeteciler ve çevrede oturanlar vardı. Ama binaya giremiyorlardı. Aşağıdaki insanlara "Nerede kaldı bu itfaiye, bina çökecek. Öleceğim" diye bağırdı, yardım istedi. Çevredeki kişiler 'aşağı atlamamasını, itfaiyenin gelmek üzere olduğunu ve sakin olmasını' söyledi. Ancak odadan taşan ateşler ceketini tutuşturdu. Abacı alevlerin içine daldı.
Olay yerine ulaşmaya çalışan itfaiye ekipleri ve itfaiyeye ait merdiven aracı ise Yeşilçam Sokağı girişinde dubalara takılmış, dar sokaklarda zorlukla ilerleyebilmişti. Yangına müdahale ettiklerinde Abacı için artık geçti. 63 yaşındaki Abacı'nın cesedi yanmış fotoromanların arasında bulundu. Aynı binada kalan tiyatro oyuncusu Yakup Sarıçam, saçları ve yüzünden yanarak yaralandı. Olayın tanığı Volkan Üner, "İtfaiye yollar dar olduğu için gelemedi. Adam gözümüzün önünde yandı" diye konuştu. Erkan Abacı'nın yasını ise Beyoğlu'nun arka sokaklarında, ucuz otellerde, yıkılmak üzere olan binalarda kalan, çoğu zaman aç yaşayan eski sinema emekçileri tutuyordu.