Davutoğlu'ndan Musul açıklaması: Maksatlı provokasyon

Davutoğlu'ndan Musul açıklaması: Maksatlı provokasyon
Davutoğlu'ndan Musul açıklaması: Maksatlı provokasyon
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Musul'da görev yapan askerlerle ilgili konuştu. Davutoğlu,"Rutin takviye faaliyetini yanlış yorumlayanlar maksatlı bir provokasyon içindedir" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk-İş 22'nci Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Türk askerinin Musul civarında konuşlandırıldığı iddiaları ve Irak merkezi hükümetinin tepkileriyle ilgili konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Söz konusu Başika Kampı Musullu yerel gönüllü kuvvetlerin terörle mücadelesine eğitim desteği vermek amacıyla kurulmuş bir eğitim kampıdır. Neredeyse 1 yıla yaklaşan zamandır burada 2 binden fazla Musullu kardeşime eğitim verilmiştir. Bu eğitim faaliyeti Musul Valiliği'nin talebi ve Irak Savunma Bakanlığının koordinasyonuyla başlatılmıştır. Burada yaşanan rutin takviye faaliyetini yanlış yorumlayanlar maksatlı bir provokasyon içindedir. Başika Kampı'nda DEAŞ'a karşı mücadele edecek Iraklı kardeşlerimizi eğittik, eğitmeye devam ediyoruz" dedi.

Musul'da nöbet değişimi

Türk tanklarının Musul'a sevkiyatı görüntülendi

Ankara'daki Büyük Anadolu Hotel'de gerçekleştirilen Türk-İş 22'nci Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Başbakan Davutoğlu şunlara vurgu yaptı:

7 Haziran sonrasında yaşanan gelişmelere değinerek "Milletimizin hafızası güçlüdür. Güçlü olduğu içindir ki 7 Haziran sonrası ortaya çıkan ve bizim bütün iyi niyetli gayretlerimize rağmen uzlaşmayla sonuçlanamayan tabloya bakıp 2002 öncesini hatırladı. Halkımız o tabloda istikrarsız Türkiye'yi gördü. Nasıldı o tablo? İMF'den alınan borçlarla memur maaşı ödenen bir Türkiye. Dışişleri Bakanlığım döneminde bir diplomatımız 2001 yılındaki krizden sonra resmi evrakları basmak için kağıt olmaması dolayısıyla kendi maaşıyla dışarıda fotokopi çektirdiğini anlatmıştı. Allah bir daha o günleri bizlere yaşatmasın. 7 Haziran sonrasında muhalefetin uzlaşmaz tutumu sonucunda vatandaşlarımızın hafızalarında canlanan tablo bu oldu. Milletimiz de bunun üzerine 1 Kasım'da önce istikrar diyerek AK Parti'yi yeniden tek başına, iş başına getirdi.

"KIDEM TAZMİNATI VE DİĞER KONULARI SİZLERLE İSTİŞARE EDECEĞİZ"

Eski Türkiye özlemi taşıyan çevrelerin bu yolda önümüze çıkardığı anti demokratik çelmeleri, kumpasları, vesayetçi muhtıraları hiç saymıyorum bile. Bunlara nasıl direndiğimizi siz bilirsiniz. Bütün bunları geride kaldı. Türkiye ilerledi, büyüdü. Şimdi insan odakları politikalarımızı daha da derinleştirmenin vakti geldi. Sosyal politikalarda emeği, alın terini, insan onurunu merkeze alan yeni bir açılım gerçekleştireceğiz. Emek ve değer üreten bütün vatandaşlarımızı muhatap alacağız. Hiçbir konu olmayacak ki sizinle tartışılmadan karar verilmiş olsun. Kıdem tazminatı ve diğer konular da dahil olmak üzere her konuyu sizlerle istişare edeceğiz.

"HER KAPI KAPANIR AMA TÜRKİYE YENİ KAPILARI AÇACAK KUDRETE SAHİPTİR"

Zorluklar eskisinden çok daha fazla. İhracat pazarlarımız daralıyor. Ülkelerin ekonomileri küçülüyor. Dünya ekonomisi küçülüyor. Ama bizim hedeflerimiz hiçbir zaman küçülmez. Rusya bağlamında şunu söyleyeyim. Biz öyle bir coğrafyadayız öyle bir tarihi miras almış durumdayız ki her kapı kapanır ama Türkiye yeni kapıları, yeni ufukları açacak kudrete sahiptir.

 "ASGARİ ÜCRET BİN 300 LİRA OLUYOR"

2002'de 184 lira olan asgari ücreti yüzde 383 artışla bin liraya yükselten biziz. İnşallah şimdi de asgari ücreti bin 300 liraya çıkartıyoruz. Hayırlı olsun, bereketli olsun. Bir taraftan şirketlerimizin, kobilerimizin rekabetçi özelliğini zayıflatmadan diğer taraftan da işçilerimizin hayat standartını alacağımız tedbirlerle yükselterek bu dengeyi muhafaza ederek gereken her türlü adımı atacağız. Asgari ücret inşallah bin 300 lira oluyor. Yapılan işin tehlike sınırı yükseldikçe asgari ücret de artacak.

 "AVRUPA'YA VİZESİZ OLARAK BAŞINIZ DİK GİDECEKSİNİZ"

11 yıl sonra gerçekleşen bu zirvede çok önemli kazanımlar elde ettik. Bu zirvede aldığımız kararlarla Türkiye-AB ilişkileri yeni fasılların açılmasıyla yeni ufuklara doğru ilerliyor. Emekçilerimizin ellerinde tahta bavullarla yola çıktığı 1960'lı yıllar var ya onların gittiği Avrupa'ya şimdi sizler vizesiz olarak başınız dik, iş aramaya değil iş kurmaya gideceksiniz. Türkiye'nin vize muafiyeti elde etmesinin birçok sebebi var. Ekonomimiz güçlü, siyasetimiz güçlü ama en önemli sebebi AB liderleri artık biliyorlar ki Türk insanı iş aramak için Avrupa'ya gitmez artık. Çünkü Avrupa'da iş aradığında iş bulamayan Avrupalılar yaşıyor. Türkiye kendi insanını doyuracak güce ulaştı. Avrupa'dan insanlar artık Türkiye'ye acaba iyi şartlarda iş bulabilir miyiz, diye dönüp bakacaklar.

 "ÜYELİĞİMİZ İVME KAZANACAK, VİZE MUAFİYETİ SAĞLANACAK"

Türkiye-AB Zirvesi ile açtığımız yeni çığırda üyeliğimiz ivme kazanacak, vize muafiyeti sağlanacak; aramızda üst düzey enerji, ekonomi, siyasi diyalog süreçleri başlayacak. Orada da zikrettiğim gibi biz Avrupalı bir halk olarak Avrupa kıtasının kaderini şekillendireceğiz. Avrupa'nın tarihi de geleceği de Türkiye olmadan yazılamaz.

"TÜRKİYE'NİN HAVA SAHASINI KORUMAK BİZİM İÇİN ONURLU BİR GÖREV VE HAKTIR"

Rusya'da bulunan emekçi kardeşlerimizin hukukunu sonuna kadar koruyacağımızı vurgulamak istiyorum. Rusya ile hava sahamızı ihlali sonrası gelişen bir kriz yaşıyoruz. Türkiye yıllara sari dostluğun hatırıyla hareket ediyor. Türkiye'nin sınırları, hava sahası, deniz sınırları kutsaldır ve bunları korumak bizim için onurlu bir görev ve haktır. Bu icraat kesinlikle herhangi bir ülkeyi hedef alan bir tavır değil. Saldırgan bir tutum asla, hiç değil. Biz Suriye topraklarına bir müdahalede bulunmadık. Doğrudan Türkiye hava sahasını ihlal eden, milliyeti bilinmeyen bir uçağa uluslararası hukuktan gelen haklarımızı kullandık.

 

"TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI DOĞU UKRAYNA'DA HAVA OPERASYONU YAPSAYDI RUSYA'NIN TAVRI NE OLURDU?"

Rusya'nın ağır ithamlarda bulunduğunu savunan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günlerdir Rusya tarafından ağır ithamlarla eleştiriliyoruz. Ben buradan Rus liderlere başta Sayın Putin olmak üzere hepsine empati yapmaları çağrısında bulunuyorum. Bir kez düşünsünler. Ukrayna Devleti süren iç savaş dolayısıyla Türkiye'den destek isteseydi ve Türk savaş uçakları Türk sınırı olmayan bir bölgede yani Doğu Ukrayna'da hava operasyonu yapsaydı acaba Rusya'nın tavrı ne olurdu?"

 "SURİYE, RUSYA TOPRAĞI DEĞİLDİR"

"Türkiye-Suriye sınırı, Türkiye-Rusya sınırı değildir. Rusya-Suriye sınırı da değildir. Suriye, Rusya toprağı da değildir. Ama barbar Suriye rejiminin davetine uyarak gelip DEAŞ'a karşı mücadele edeceğiz dedikten sonra orada asırlarca bizim kardeşimiz olan Bayırbucak Türkmenlerini Türkiye hava sahasını kullanarak vurmak istediklerinde defaatlerce uyardık. Bizi anlamadılar, anlamak istemediler. Bunun üzerine gerekli hava sahamızı koruma tedbirlerini aldık.

 "MÜLTECİLER RUSYA'YA GİTMİYOR"

Aldığımız her tedbir Suriye'deki sivil halka yardımcı olmak içindir. Rus savaş uçaklarının bombaladığı bölgelerden kaçan siviller, mülteciler Rusya'ya gitmiyor. Türkiye'ye geliyorlar. Biz o sivilleri ülkemizde ağırlamak zorunda kalıyoruz. Tek bir DEAŞ unsurunun olmadığı Bayırbucak Bölgesi'nde eğer Rus uçakları masum Türkmenleri bombalıyorsa bir de hava sahamızı ihlal ediyorsa buna Türkiye'nin sessiz kalmasını beklemek, Rusya'nın benzer bir duruma Ukrayna'da sessiz kalması gibi bir tutum anlamına gelir.

"GELİN HER ŞEYİ MASA ETRAFINDA KONUŞALIM"

Dün Bakü'de Rusya'ya çağrıda bulundum. Gelin her şeyi masa etrafında konuşalım. Olayın nasıl cereyan ettiğiyle ilgili şüpheleriniz varsa belgelerimizi ortaya koyalım. Her türlü fikir alışverişine hazırız. Her türlü konuşmaya hazırız. Ama bize bir şey dikte edilmesine asla izin vermeyiz. Gözümüzün önünde Türkmenlerin katledilmesine sessiz kalacağımız beklenirse sessiz kalmadık, kalmayacağız. Suriye'de yeni bir yönetimin nasıl kurulacağına beraber karar verelim. Ama Şam'da Türkiye'ye düşman bir yönetimin oturup Türkiye'ye tehdit oluşturmasına da gözümüz kapalı seyredecek şekilde tutum almayacağımızın bilinmesi lazım.

 "RUSYA'NIN AMBARGO UYGULAYACAĞIM TEHDİDİNDE BULUNMASI KARŞILIKLI ÇIKAR ESASINA DAYANMAZ"

Rusya ile ilişkilerimizin bozulmaması, yeni ekonomik ambargolarla sarsılmaması her iki ülkenin de menfaatinedir. Ukrayna dolayısıyla ekonomik yaptırımlara maruz kaldığında Rusya, Türkiye bu ekonomik yaptırımları uygulamadı. Uygulayabilirdik ama uygulamadık. Çünkü biz dost ve komşu ülkelere bu tür yaptırımlara prensipte karşıyız. Şimdi de başkalarının kendilerine uyguladığı ekonomik ambargolardan rahatsız olan Rusya'nın Türkiye'ye ekonomik ambargo uygulayacağım tehdidinde bulunması her şeyden önce karşılıklı anlayışa sığmaz sonra da karşılıklı çıkar esasına dayanmaz. Ümit ederiz ki Rusya bütün bu kararlarını gözden geçirir.

 "TELAFİ EDİCİ, CAYDIRICI TEDBİRLERİ ALMAKTA TEREDDÜT EDİLMEYECEK"

Yaptırımlardan kim zarar görürse telafi edecek tedbirleri alacak kudretimiz var. Bunlara inşallah ihtiyaç kalmaz ama Rusya'nın yaptırımları konusunda tedbir almak gerekirse telafi edici, caydırıcı tedbirleri almakta tereddüt etmeyecektir.

 "KİMSENİN YARDIMLARIMIZDAN YANLIŞ ANLAMALAR ÇIKARMAMASI GEREKİR"

Türk askerinin Musul'a gitmesiyle ilgili medyada yer alan haberlere değinen Davutoğlu, söz konusu haberlerin maksadı aşan bazı yorumlara yol açtığını savunarak "Kimsenin yardımlarımızdan yanlış anlamalar çıkarmaması gerekir. Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur. Olmaz, olamaz. Türkiye'nin mücadelesi terörle ve terör örgütleriyledir. DEAŞ ve PKK Türkiye'nin ve komşu ülkelerin huzur istikrarını tehdit eden terör örgütleridir. Irak'ın ve Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için önemlidir. Bunun için de başta DEAŞ ve PKK olmak üzere bütün terör örgütlerinden bu iki ülkenin kurtulması gerekir. Biz de komşumuz ve dostumuz Irak'ın toprak bütünlüğünü muhafaza etmek üzere her zaman olduğu gibi bugün de yardıma hazırız" açıklamasında bulundu.

 

"EĞİTİM FAALİYETİ MUSUL VALİLİĞİ'NİN TALEBİ VE IRAK SAVUNMA BAKANLIĞI'NIN KOORDİNASYONUYLA BAŞLATILDI"

Başika Kampı'ndaki rutin takviye faaliyetine ilişkin konuşan Davutoğlu, "Söz konusu Başika Kampı, Musul'un yaklaşık 30 km kuzeydoğusunda Musullu yerel gönüllü kuvvetlerin terörle mücadelesine eğitim desteği vermek amacıyla kurulmuş bir eğitim kampıdır. Bu yeni bir kamp da değildir. Neredeyse 1 yıla yaklaşan zamandır burada 2 binden fazla Musullu kardeşimize eğitim verilmiş ve Musul'un DEAŞ teröründen kurtulması için onlara katkı sağlamıştır. Bu eğitim faaliyeti Musul Valiliği'nin talebi ve Irak Savunma Bakanlığı'nın koordinasyonuyla başlatılmıştır" diye konuştu.

 "BÖLGENİN KORUNMASI İÇİN RUTİN ROTASYON FAALİYETLERİ YAPILMAKTADIR"

Türk askerinin Musullulara ve bölgedeki peşmergelere eğitim verdiğini ve bölgenin korunması için rutin rotasyon faaliyetlerinin yapıldığını vurgulayan Davutoğlu, "Burada yaşanan rotasyon ve güvenlik risklerine karşı rutin takviye faaliyetini yanlış yorumlayanlar maksatlı bir provokasyon içindedir. Başika Kampı'nda ve Kuzey Irak'taki diğer kamplarda DEAŞ'a karşı mücadele edecek Iraklı kardeşlerimizi eğittik, eğitmeye devam ediyoruz. Kimse şu veya bu gerekçeyle yapılan faaliyeti dayandığı eksenden ve zeminden ayrı değerlendirilmemelidir. Oradaki eğitim kampında askerlerimiz oradaki Musullulara ve peşmergelere gerektiğinde eğitim vermekte, o bölgenin korunması için de rutin rotasyon faaliyetleri yapılmaktadır" ifadelerini kullandı.

 

"IRAK SAVUNMA BAKANI'NIN YAKIN ZAMANDA ÜLKEMİZİ ZİYARETİ ÖNGÖRÜLMEKTE"

Irak Savunma Bakanı Halid el-Ubeydi'nin yakın zamanda Türkiye'ye bir ziyaret gerçekleştirmesinin öngörüldüğünü açıklayan Davutoğlu, kendisinin de geniş bir heyetle Bağdat'a gideceğini belirterek "İki ülkenin Savunma Bakanlarının bugün telefonda görüşmeleri söz konusudur. Ayrıca Irak Savunma Bakanı'nın yakın zamanda ülkemizi ziyareti de öngörülmektedir. İnşallah ben de daha önce planlanmış şekilde Yüksek Düzeyli İstişare Konseyi Toplantısı için bakanlarımızla, geniş bir heyetle Bağdat'ı ziyaret edeceğim. Irak Cumhuriyeti ile her alanda iş birliğini güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi.

 "TÜRKİYE'NİN ÜZERİNDE OPERASYON YAPILMASINA KESİNLİKLE İZİN VERMEYİZ"

Terör olaylarına da değinen Davutoğlu, "Eskinin vesayet odakları her zaman en kullanışlı araç olarak gördükleri terörü sürdürmek istiyorlar. Alçakça saldırılarla birliğimize kastediyorlar. Bir taraftan Irak ve Suriye'deki ateş çemberiyle mücadele ederken bir taraftan da içimizdeki hain terör odaklarıyla mücadele ediyoruz. Zannettiler ki biz bu ateş çemberinin içindeyken ülke savunmasından fedakarlık gösteririz. Türkiye'nin üzerinde bir operasyon yapılmasına kesinlikle izin vermeyiz" açıklamasında bulundu.

 "KILIÇDAROĞLU'NUN HENDEK KAPATANLARA 'ARKADAŞLAR' DİYE HİTAP ETMESİ BÜYÜK TALİHSİZLİK"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Diyarbakır'da hendek kapatanlara yönelik bir sözünden dolayı eleştiride bulunan Davutoğlu, "Diyarbakır'da hendek kapatanlara sehven olduğunu ümit ettiğim şekilde Sayın Kılıçdaroğlu'nun 'arkadaşlar' diye hitap etmesini de büyük talihsizlik olarak görüyorum. Sur'da o hendekleri kapatanlar ne bizim ne muhalefetin ne de Diyarbakırlının arkadaşlarıdır. Onlar Türkiye'yi bir kaosa sürüklemek isteyen art niyetlilerin arkadaşları olabilir. Sayın Kılıçdaroğlu ümit ederim bir daha Diyarbakırlının hayatını zindan eden bu canilere, bu alçaklara 'arkadaşlarım' diye hitap etmez" ifadelerini kullandı.

 

Musul'da Peşmerge'ye eğitim veren Türk birliklerinin fotoğrafları yayınlandı

Irak'tan tehdit: Türk askeri hemen çekilsin, vurmaya hazırız