Dayak yersen imama git!

Dayak yersen imama git!
Dayak yersen imama git!
Diyanet'in sendikası DİN-BİR-SEN, dayakçı kocaların polise şikâyet edilmesine karşı çıktı: "Aile içi meseleler aile içinde kalmalı. Polisten önce imama gidilsin..."
Haber: BETÜL KOTAN - betul.kotan@radikal.com.tr / Arşivi

ANKARA - Özerk Diyanet Vakıf Çalışanları Birliği Sendikası (DİN-BİR-SEN) Genel Başkanı Lütfi Şenocak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının şiddete uğrayan kadının tek tuşla polis Lütfi Şenocak'a karşı tek tuş çağırmasına ilişkin çalışmasına tepki gösterdi. Tek tuşla polis çağırma uygulamasının kadının olmadık yere sürekli kocasına yüklenmesine neden olacağını, kocasının da inatlaşıp daha fazla şiddete yönelmesini beraberinde getireceğini savunan Şenocak, “Bu uygulama, evlilik kurumuna daha fazla zarar verir. Aile içi meseleler aile içinde kalmalı, dışarıdan müdahale doğru değil. Polis yerine bu işle görevlendirilecek mahallenin imamını, muhtarını, öğretmenini aramak daha doğru” dedi.

Şiddet gören kadına ‘sesini çıkarma’ mesajı
Şenocak, şiddete uğrayan kadının canını kurtarmak için tek tuşla polis çağırabilmesine imkan sağlayabilecek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının projesine karşı çıkarak, bu tür uygulamaların kaybolan aile değerlerinin tamamen yok olmasına ve aile birliğinin derinden sarsılmasına neden olacağını iddia etti. Aile içi meselelerin aile içinde kalması gerektiğini ve dışarıdan müdahalelerin doğru olmadığını savunan Şenocak, tek tuşla polis çağırma uygulamasının tahrik niteliği taşıdığını ve evlilik kurumuna büyük zarar vereceğini söyledi.

Diyanet devreye girsin, imamlar hakem olsun
“Kadınlarımız mağdur olabilir, şiddete uğrayabilir ama polis son merci olmalıdır” diyen Şenocak, “Eğer Sayın bakan birşey yapmak istiyorsa bir gayreti varsa ki öyle görünüyor, bu tür anlaşmazlıklara düşen aileler için kadın ve erkeğin benimseyeceği bir hakem tayin etmesi lazım” dedi. Sorunun çözümü için polisi işaret etmenin aile içindeki dengeyi altüst edeceğini savunan Şenocak, “Hakemliği kim yapacak?” sorusuna, “Mahalledeki imam, öğretmen, psikologlar devreye girebilir, bunlar hakem tayin edilebilir” yanıtı verdi. Diyanet İşleri Başkanlığı aile irşat bürosu, Sosyal Hizmetler bünyesinde aile içi eğitim hizmetlerinin de devreye girebileceğini belirten Şenocak, “Şiddet gören kadın polisi arayacağına buraları arasın. Bizim aile mefhumlarımız var bu ülvi olan mefhumlar köreltilmeden bu iş çözülmeli. Tüm bu gösterdiğimiz yollara rağmen hiçbirşey olmuyorsa o zaman düğmeye bassın, polis çağırsın” dedi.

“Kadın erkeğe yüklenir, erkek inatlaşır”
“Şiddet gören kadının doğrudan polisi aramasını niye doğru bulmuyorsunuz?” sorusuna Şenocak, “Siz evlisiniz eşinizi kıskandınız, hemen düğmeye basacaksınız, polis çağıracaksınız. ‘Bu bana tacizde bulundu, bana sövdü, beni dövdü’ diyeceksiniz. Bu sefer her türlü aile içi huzursuzluklar baş gösterecek. Aile içinde ufak tefek tartışmalar olabilir. Hanım, ‘Bende bu imkan var hemen bu imkanı kullanırım’ deyip eşine karşı yüklenecek, eşi inatlaşacak. Sonra daha kötü sorunlar ortaya çıkacak” yanıtını verdi. Şiddet gösteren eşin kafasının bozuk olabileceğini savunan Şenocak, “Gazetede okudum, futbolcunun bir tanesi, eşi olan Brüksel güzelini otel odasında dövmüş, önemli bir haber. Erkekte bazı şeyler olmuş, başkası mı var diye, kafasından farklı düşünceler geçmiş. Bu sporcu arkadaşa hemen bunun olmadığını Diyanet’ten ilgili birileri girip anlatsaydı, belki de evlilikleri kurtulacaktı. Yazık boşanıyorlar” dedi.

“Diyanet İşleri devreye girerse daha etkili olur”
Kadına yönelik şiddete karşı Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde bir hareketin olmasının daha saygınlık uyandıracağını belirten Şenocak, “Polis korkutucudur. Hakemler bu tür sorunları çok rahat çözebilir. Bizim Osmanlı’dan gelen aile çizgimizde hemen ‘polis çağırayım sana şunu yaptıracağım bunu yaptıracağım’ diye birşey yok” dedi.


“Polis sizi zaten kurtaramaz”

“Şiddet gören bir kadının o an polis yerine bir imamı aramasının kendisini nasıl kurtaracağı” sorusuna karşılık da Şenocak, “Polisin gelmesi sizi kurtacak mı? Polis gelene kadar o insan size yapacağını zaten yapar, komaya sokar. Polis çağırmak eşi kışkırtabilir daha da büyük şiddete yol açabilir. Bu hemen birden olacak birşey değil, eşin psikolojik bunalımı olur, içki içmiştir kafası yerinde değildir, ruhsal bunalımları, problemleri vardır. Bu ailenin gözetim altında tutulması lazım” diye konuştu. “Polis demek aileyi parçalamak demektir” diyen Şenocak, “Asla şiddeti tasvip eden insanlar değiliz ama bu şiddeti yok etmek için gayret sarfederken tekrar büyük bir şiddeti körüklüyor muyuz diye bir endişem var” dedi. Şenocak, “Polis herşey değil, kalbimize önce polisi yerleştirelim. Aile içi bütünlüğünün ne demek olduğunu önce o aileye anlatalım, baktık ki olmuyor o zaman tabiki polis çağıralım, olmadı ayrılsın, şiddet gösteren cezaevinde ıslah edilsin ama bunlar son aşama olsun” diye konuştu. Son aşamaya kadar beklenmesinin bazen kadınların yaşamına malolduğunun anımsatılması üzerine ise Şenocak, “O zaman eksiklik bizde yetişememişiz, ulaşamamamışız. İşte bunun için Sayın bakan ile Diyanet İşleri Başkanımız hemen bir araya gelmeli. İmam, muhtar ve öğretmen ile işbirilği ile bu aileler tespit edilmeli ve hemen eğitim ve terapi başlatılmalı” dedi.

Bakana üstü kapalı taşlama

Tek tuş uygulamasının ardında cehalet ya da menfaat olabileceğini savunan Şenocak, “Yani hadiseye Sayın Bakanın uygulaması açısından bakıldığında aile kurumuna karşı tam bir vukufiyetinin olmadığı anlaşılmaktadır” sözleriyle de üstü kapalı Bakan Fatma Şahin’i eleştirdi.