'Deli dana' hemen yanı başımızda

Avrupa ülkelerinde yüz binlerce büyük ve küçükbaş hayvanın itlaf edilmesine yol açan, birçok can alan 'deli dana' hastalığı, sonunda Türkiye'nin sınırlarına dayandı.
Haber: İBRAHİM GÜNEL / Arşivi

İSTANBUL - Avrupa ülkelerinde yüz binlerce büyük ve küçükbaş hayvanın itlaf edilmesine yol açan, birçok can alan 'deli dana' hastalığı, sonunda Türkiye'nin sınırlarına dayandı. Hastalıkla ilgili ilk haber, Yunanistan'ın kuzeyindeki Kilkis bölgesinden geldi. Yunanlı yetkililer, geçen hafta BSE virüsünün yol açtığı 'deli dana' hastalığı şüphesiyle 146 sığırı itlaf etti. Ardından da Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da hastalığa yakalanan bir kişinin hastaneye kaldırıldığı açıklandı.
Anavatanı İngiltere
İlk kez 1985'te saptanan 'deli dana'nın anavatanı İngiltere. Britanya'da bu hastalığa 'mad cow', yani 'deli dana' deniyor. Tıptaki adı ise, Bovine Spongiform Encephapathy (BSE). İngiltere'nin Kent şehrinde 133 numaralı sığırda bir veteriner tarafından teşhis edildi. Koyundaki
'Scrapie' hastalığı etkeninin (PrPsc) koyun et ve kemiklerinin un haline getirilerek sığır yemlerine katılmasıyla geçtiği varsayılıyor. Hastalık, sığırların, danaların sinir sisteminde ilerleyerek, sinir dokusunu tahrip edip öldürüyor, beyin dokusunu süngerleştirerek bir anlamda delirtiyor.
İnsanlarda görülenine de 'new variant Creutztfeld Jacobs Disease' (nvCJD) deniyor. Sığır orijinli et- kemik ununun sığır yemlerine katılmasıyla hastalık, Avrupa ülkelerine yayıldı. Ardından 1990'da bir kedide görülünce insanlara bulaşabileceği varsayımı öne sürüldü. 1993'te 100 bin sığır itlaf edildi.
90 yıldır biliniyordu
1995-1996 yıllarında İngiltere'de 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan olguların incelenmesi sonucu, sığırlarda görülen 'deli dana' hastalığının insanlara sığır kökenli gıdaların yenilmesiyle bulaşabileceği sonucuna ulaşıldı. Aslında DJD hastalığı 90 yıldır biliniyordu ama insanlarda görüleni biraz farklıydı. Onun için yeni tip anlamına gelen 'nvCJD' denildi. Çünkü, eski tip sporadik CJD yaşlılarda görülürken, bu yeni tip gençlerde ortaya çıkıyordu. Yeni tip CJD'de erken başlayan psikiyatrik bozukluklar ve belirgin bir ataksi görülmesi de ilginçti. Ayrıca, yapılan prion analizlerinde 'deli dana' hastalığı
ile nvCJD'nin etkeni benzer bulundu. 2000 yılının kasım ayına kadar İngiltere'de 87, Fransa'da üç ve İrlanda'da bir nvCJD vakası bildirildi. 1985-1988 yıllarında 'deli dana'nın ne olduğunu pek kavrayamayan
İngiltere, 1996'da insanlarda görülen olguların sığır kökenli prionlardan kaynaklandığı görüşü ortaya atılınca şok yaşadı. 1995'te 19 yaşındaki Stephen Churcill, nvCJD'den öldü. Bugüne kadar da, Britanya'da 81, Fransa'da iki olmak üzere 83 kişi eski kıtada öldü.
Nedeni protein
Hastalığın nedeni ne bakteri ne de virüs. Nedenini 1980'de Stanley Prusnier buldu ve çalışmasından dolayı 1987'de Nobel Ödülü'ne layık görüldü. 'İnfektif Prion' adlı tuhaf bir molekül, 'deli dana'ya yol açıyor. Kobayların beynine enjekte edildiğinde, iki saat içinde yok oluyor ama bir haftada yeniden ortaya çıkıyor. Aslında bir tür protein olan 'prion'u vücut, ne eritebiliyor ne de ayrıştırabiliyor.
Girdiği her hücreyi beyin hücresi olmaktan çıkarıp, süngerleştiriyor. Aslında normal prion (PrPc) bir glikoprotein olup, insanlarda ve hayvanlarda normal hücrelerde (sinir sistemi, dalak, lenf yumrusu, bağırsak lenf dokusu ve lenforetiküler sistem) bulunuyor. Normal prion 250 amino asitten oluşuyor. İnsanlarda da, PRNP geninde bulunuyor. Enfeksiyon etkeni, koyunlardaki 'Scrapie' hastalığı için 'PrPsc' ve sığırlardaki 'deli dana' hastalığı için 'PrPBSE' olarak sembolize ediliyor. Son zamanlarda da, her ikisini birden simgeleyen ve proteinaz Kenzimine dirençli anlamına gelen 'PrPRES' sembolü de kullanılıyor. İnfektif Prion, normal prionun yanlış katlanmasıyla oluşmakta ve b-yaprak (beta sheet) içeriyor. Bu anormal prion, hücre içinde birikip dejenerasyon ile bazı fibrillerin oluşumuna neden olarak, sonuçta beyinin süngerimsi bir yapıya dönüşmesine ve sonuçta ölümlere neden oluyor.
***
Hastalığın belirtileri
'Deli dana'nın erken görülen sinir sistemi belirtileri arasında hayvanın davranışında hareket bozukluğu, endişe, korku ve ürkeklik, kapıdan geçmeyi istememek, sağım makinelerinin tekmelenmesi, saldırganlık sürüden ayrılma görülüyor. Hastalığın ilerlemesiyle salivasyon, hiperestezi, solunum sayısında artış, baş ve boyunda kaşıntı, iskelet kaslarında kasılma, diş gıcırdatma, yol takip etme zorluğu, arka bacaklarda ataksi, göğüs bölgesinin yalanması, burnun yalanması, kafa tokuşturma, kuyruk sallama, kafa sallama, kafayı sağa sola vurma gözlenebiliyor.
***
Hayvandaki değişim
Hayvanda hastalığın belirtileri ortaya çıktığında, sık sık geviş getirdikleri gözleniyor. Herhangi bir ses ve ışık uyarısına karşı reaksiyon ile saldırı refleksinin arttığı görülüyor. Yürüme bozukluğu ve sallantılı yürüyüş belirginleşiyor. Hayvanlar sık sık düşüyor ve yerden kalkmakta zorlanıyor. Ayrıca kilo kaybı da söz konusu oluyor. Klinik belirtiler gösteren hayvanların hepsi birkaç ay içerisinde ölüyor.
***
Önce ölüm sonra teşhis
Canlı sığırlarda 'deli dana' hastalığını teşhis etmek için kullanılan bir yöntem henüz bulunmuyor. Koyunlarda ve insanlarda görülen nvCJD olgularında bademcikten alınan örneklerde İnfektif Prion proteini saptanabiliyor. Ayrıca insan ve sığırların idrarında bazı maddelerin arttığı gözleniyor.
İnfektif Prion proteini yalnızca ölümden sonra beyin ve omurilikten alınan dokularda çeşitli testler yapılarak saptanabiliyor.
Burada önemli olan nokta, beyinden alınan örneğin taze olması. Yapılan testler ise, Western immunoblotting, immunoperoksidaz boyama ve ELISA...
***
Önemli olan üç aşama
'Deli dana' hastalığının gelişiminde üç evre önem taşıyor.
Birinci evre: Bu süre yaklaşık altı aydır. Doğal enfeksiyonlarda sığırların organ ve dokularında İnfektif Prion saptanmamıştır.
İnsanlar için en az risk taşıyan evrenin bu olduğu kabul ediliyor. Bu evrede hiçbir klinik belirti bulunmuyor.
İkinci evre: Klinik belirtiler görülmeden önceki dönemi ifade ediyor. Hastalığın yayılma dönemidir. Bu dönemin sonunda özellikle beyin ve omurilikte etken saptanabiliyor. Halk sağlığı açısından en riskli dönem olarak biliniyor. Hayvanlar klinik belirtiler göstermediğinden, sağlıklı gibi kesilebiliyor ve gıda zincirine giriyor.
Üçüncü evre (klinik dönem): Klinik belirtilerin görüldüğü ve ölümün şekillendiği dönemi ifade ediyor. Beyin ve omurilikte etken saptanabiliyor. Bu faz ortalama 2-3 ay sürüyor. Klinik belirtiler doğal enfeksiyonlarda genellikle üç-altı yılda (en erken 20 ay, en geç 15 yıl) oluşuyor. Erken görülen klinik belirtiler spesifik olmayıp, süt veriminde azlama görülebiliyor. Süt verimindeki azalma sinir sistemin bozukluklarıyla aynı anda görülüyor.
***
Türkiye'de rastlanmadı
Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr Tahsin Yeşildere, Türkiye'de henüz 'deli dana' hastalığına rastlanmadığını söyledi. Yeşildere, 1997'den beri hayvansal kökenli yemlerin ithalinin yasak olduğunu belirterek, "Kontrol ediliyor. Zaten üreticilerin bu yemleri alacak parası da yok" dedi. Yeşildere, üreticileri şöyle uyardı:
"Hayvan durduğu yerde böğürüyorsa, kafayı aşağı ve yukarıya doğru sallıyorsa, kaslarda titreşimler oluyorsa, göz tamamen oftalmik açılıyorsa, bakışları tek yönlü oluyorsa, korku ürkeklik varsa, bu gibi durumlarda bize haber verirlerse, biz gerekli incelemeler yapmak için gideriz."
Hastalığı önlemenin henüz bir yolu bulunmadığına belirten Yeşildere, "Önce itlaf edilecek, hemen otopsileri yapılacak. Beyinde değişim gösteren proteini saptamak için analizler yapılacak" diye konuştu.
İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde
proje başlattıklarını anlatan Yeşildere,
"Bir araştırma timi kurduk. Projemiz için üniversitenin araştırma fonundan 25 milyarlık destek aldık. Mezbahalarda ve çiftliklerde inceleme yapacağız. Ancak araştırmadan sonra hastalığın Türkiye'yedeki durumunu söyleyebiliriz" dedi.