Demir parmaklık ardında anne olmak

Demir parmaklık ardında anne olmak
Demir parmaklık ardında anne olmak

Türkiye de cezaevlerinde 4 bin 337 kadın var. 444 çocuk anneleriyle kalıyor.

Cezaevinde çocuğuyla kalan anne D.A. anlatıyor: Çocuklar içeride katil - polis oyunu oynuyor, aç kalıyor, itilip, kakılıyor. Biraz vicdan.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL- Türkiye’de cezaevlerinde 4 bin 337 kadın mahpus bulunuyor. 0-6 yaş arası 444 çocuk da anneleriyle birlikte cezaevlerinde kalıyor. Radikal bu rakamları, pazartesi günü ‘Cezaevinde de kadın olmak zor’ başlıklı haberinde duyurmuştu. Rakamlar, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, Ceza İnfaz Sistemi’nde Sivil Toplum Derneği ve Doğuş Üniversitesi’nin Türkiye’deki 5 kadın cezaevinde bir yıl süren projesinin ortaya çıkardığı sonuçlardan biriydi. ‘Küçük Adımlarla Büyük Oyunlar’ adlı proje, cezaevindeki annelerin yaşadığı sorunları da ortaya koyuyordu. Haber üzerine CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, cezaevinde bir dönem altı aylık bebeğiyle kalmış olan ve cezası kesinleşirse doğmak üzere olan üçüncü çocuğuyla yeniden cezaevine girme tehlikesi bulunan D.A.’nın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ’na gönderdiği mektubu Radikal’le paylaştı. D.A.’nın mektubundan yola çıkan Tanrıkulu, cezaevlerindeki anneler için kanun değişikliği önerisinde bulundu. 

Denetimli serbestlik
Tanrıkulu’nun ‘Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, haklarında 5 yıl veya daha kısa süreli hapis cezasına hükmedilen gebe veya 11 yaşından küçük çocuğu bulunan kadınların cezalarını, denetimli serbestlik uygulanarak çekmesini öngörüyor. . Denetimli serbestlik tedbirinin, hükümlü kadının toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle yerine getirilmesi belirtiliyor. Tanrıkulu, şunları söylüyor: “Çocukların toplumla kaynaşarak, topluma faydalı ve sağlıklı birer birey olarak yetişmeleri amacı karşısında, anneleriyle birlikte cezaevlerinde yaşamaya mahkûm edilmeleri kabul edilemez bir durumdur. Hükümlü annenin çocuğunun bakımının devletçe üstlenilmesi ya da varsa diğer aile bireylerince sağlanması bir çözüm olabilir. Ancak annesiz yetişmeye mahkûm edilmiş bir çocuğun sağlıklı büyümesinden bahsetmek mümkün değildir.”

Onların geleceği için biraz vicdan...
Yeni bir hayat kurduğu için kimliğinin açıklanmasını istemeyen ancak cezası kesinleşirse yeni doğacak üçüncü çocuğuyla yeniden cezaevine girme tehlikesiyle karşı karşıya kalan D.A. hem dramını hem de ‘içerideki anne ve çocukların’ zor koşullarını anlatıyor: “Cezaevindeki sorunlar çoktur, erkekler için o kadar ağır olan şartlar kadınlar ve çocuklarıyla içeride yaşama mahkûm edilmiş annelerin yaşamları bir o kadar daha zordur. 2007’de yakalandığımda bebeğim altı aylıktı. (...) Yatak sorunu yaşadım. Battaniye üzerinde günlerce bebeğimle yerde yattım ve bebeğim hastalanmasına rağmen tutuklu olduğum için doktora çıkaramadım. (...) Balıkesir Kapalı Kadın Cezaevi’ndeydim, orada yakalandığım için. Tekirdağ’a nakledildim. Gardiyanlar çırılçıplak soydu. Cinsel organınıza kadar aranıyorsunuz. Ağlayarak ‘Ben bir anneyim. Yapmayın’ dedim. Yalvardım. ‘Suç işlerken düşünmedin de soyunmaya gelince mi nazlanıyorsun’ dediler. ‘Suçsuzum, çıkacağım’ deyince de ‘Zor çıkarsın buradan’ dediler kahkahalarla. Yatacak yer yok, yemek yok. Çocuklar rezil durumda. Oynasalar ‘ses oluyor‘, diğer mahkûmlar ayaklanıyor. Çocukların oynadıkları oyunlar: ‘Sen katil, ben polis, sen hırsız ben seni öldüren kişi olayım.’ Doğru düzgün oyuncak alınmıyor. Yemeklerden çocuklara pay yok. Anne hakkına düşenden yedirecek. Ya anne ya çocuk aç kalacak yani. (...) Paranız yoksa yandınız demektir. Milletin ayakçısı olmak zorunda olursunuz. Çocuklar hep itilir kakılır. (...) Bir bebeğim daha dünyaya gelecek. Suç işlemediğim halde hakkını savunamayan, suça bulaştırılan bir kadınım. 3,5 sene ceza aldım, onanırsa bebemle içeriye girmek ve diğer iki çocuğumu da yetimhaneye vermek istemiyorum. Soruyorum, orada dünyaya gelen, büyüyen bir çocuktan nasıl bir yeni nesil bekliyorsunuz? Demiyoruz ki suçumuzu bağışlayın, sadece Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ev hapsi veya başka bir çare bulun. Çocukların geleceği için biraz vicdan.”