Demirtaş: Bu savaş Kürt ve Türk'ün savaşı değil

Demirtaş: Bu savaş Kürt ve Türk'ün savaşı değil
Demirtaş: Bu savaş Kürt ve Türk'ün savaşı değil
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Bu devlet, Türklerin de devleti değildir. Bunu Türklerin de görmesi lazım. Türk'e de zulüm yapan bir devlettir. Bizim bu anlayışı değiştirmemiz, bu devleti özgürleştirmemiz, demokratikleştirmemiz lazım" dedi.

İSTANBUL HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ankara 'daki katliamda hayatını kaybeden Fatma Esen için Fatih'te bulunan Eruhlular Derneği'ne giderek taziyelerini iletti. Demirtaş burada bir açıklama yaparak, “Başbakan bunlara dahi tek bir cümle kurabilmiş değil, özür dilemiş değil. Diyarbakır patlamasından sonrada aynısını yaptılar. Ben oradaydım, gaz attılar, nefes alamadık. Yaralıları taşıyan arkadaşlarımız nefessiz kala kala yaralıları alandan çıkardılar. Neden yaptılar bunları, bak ikisinde de aynı şey oldu. Neden? Bunu yapanlar eğer hükümetin onayıyla yapmamışsa, neden tek bir sorumlu açığa alınmadı, soruşturma açılmadı? Neden? Ölü sayısının artmasında alana atılan gazın etkisi nedir? Bunların araştırılması lazım. Çünkü yaralılara o anda doktorlar müdahale etmeye çalışıyor. Sağ kalan insanlar bile nefes alamıyor, bırakın yaralı olanları. 'Nasıl katil dersin' diyorlar. Hrant'ın oğlu demişti, 'devlete katil diyorum ama diyemezsin diyorlar. Evet katil değil, çünkü seri katil. Katil demek yetmiyor, seri katil. Sürekli cinayet işlemeye devam eden ve bunu örtmeyi her seferinde büyük bir iştahla yapan bir devlet anlayışıyla karşı karşıyayız. Bunu değiştirmenin yolu nedir? Toplum acının etrafından birleşmelidir, halk. Devletin halka asla merhameti yok. Devleti yönetenlerin halka karşı asla merhamet duyguları yok. Ama insanlar olarak bizler tek yürek olabiliriz" ifadelerini kullandı.

“BU SAVAŞ BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL"

Demirtaş, “Bu devlet, Türklerin de devleti değildir. Bunu Türklerin de görmesi lazım. Türk'e de zulüm yapan bir devlettir. Bizim bu anlayışı değiştirmemiz, bu devleti özgürleştirmemiz, demokratikleştirmemiz lazım. Halkın emrine, halkın hizmetine sunmamız lazım bu devleti. Bunun için insanların birbirine güvenmesi lazım. Bu acı etrafından birleşen her insan Artık savaşa hayır diyorsa, bizler topraklarımızda bir daha hiç kimsenin ölmeyeceği bir ortamı yaratabiliriz. Bu insanların elindedir, devletin değil. Devlet barış istemiyor, barıştan korkuyorlar. Onlar toplumun birleşmesinden korkuyorlar, bir araya gelmesinden korkuyorlar. Bu yüzden saldırdılar. Ankara'daki saldırganların en büyük hedeflerinden birisi buydu. Bakın orada Kürtler öldü, Türkler öldü, Çerkezler, Lazlar, Aleviler, Sünniler, başörtülüler, gençler… Her kimlikten, her mezhepten insan barış için bir aradaydılar ve öldüler. Ve Türkiye 'nin her yerinde bugün onların cenazeleri, taziyeleri var. Çünkü hepsi barış sevdalısıydı, hepsi farkındaydı ki bu savaş Kürt ve Türk'ün savaşı değil. Bu savaş bizim savaşımız değil. Bu savaşı başlatanlar kendi iktidarını düşünerek başlattılar ve bizim evlatlarımız onlar için ölmek zorunda değil. O yüzden insanlar işini gücünü bıraktı Ankara'ya gittiler. Öğretmeni, doktoru, işçisi, işsizi, çocuğunu yanına alıp oraya koştular çünkü 'artık geleceğimiz tehlikededir' dediler, çocuklarımızın yarını tehlikededir. Durum çok ciddiydi ve o gün Ankara'da olmamız gerekir diye düşündüler" dedi.

“SİZ HESABINI VERENE KADAR GEREĞİNİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Selahattin Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşte barbarlar, dünyanın en vahşi anlayışı, oraya saldırdı, o duyguyu yok etmeye çalıştı. Bizim o duyguyu kaybetmememiz lazım. Yoksa o iki canlı bombayı oraya gönderenler kazanmış olur. Onlar kazanmasın istiyorsak, şehitlerimizin mirasına sahip çıkmamızın gereği, birlikte, beraber, özgür, barış içerisinde yaşamı her yerde savunmaktır. Şiddete karşı şiddeti değil, şiddete karşı her yerde barışı savunmaktır. Bu cesarettir. Korkaklar karşısında cesaret budur, erdem budur. İnsanlık değerlerini savunmamız lazım. Ve emin olun kazanacağız, bu değerler bu topraklarda hakim olacak. Devletin şu andaki zihniyetinin etrafından biz birleşmeyeceğiz. Bize ısrarla 'saldırı devletimize ve birliğimize yapılmıştır, gelin devletin etrafında kenetlenelim' diyorlar. Hayır. Bu devletin eli kanlıdır, bu anlayışın eli kanlıdır, bunun etrafından birleşmeyeceğiz. Biz halk olarak birbirimizin etrafından kenetleneceğiz. Devlet şu anda etrafından kenetlenebileceğimiz temiz bir devlet değil. Devlet önce bize hesap verecek, ondan sonra demokratik bir devletin etrafından kenetlenmek, daha kolay, daha doğru, daha mümkün olacak. Ama bugün pisliklerini örtmek için gelin devletin etrafında kenetlenelim, birlik olalım diyorlar. Hayır, biz sizin pisliklerinizi örtmeyeceğiz, örtülmesine izin vermeyeceğiz. Her dakika sizden hesap soracağız. Siz hesabını verene kadar, sorumlular ortaya çıkana kadar da gereğini yapmaya devam edeceğiz. Hukukun önüne çıkaracağız sizi. Diyarbakır'daki bombacıyı niye serbest bıraktınız? Bir gün sonra niye patlattı? Nerede bunun sorumluları? Diyarbakır'da onu serbest bırakan emniyet amirlerini neden terfi ettirip, emniyet müdür yardımcısı yaptınız? Diyarbakır'da alandan sorumlu olan emniyet amirini neden terfi ettirip, üst bir rütbeye götürüp, emniyet müdür yardımcısı yaptınız? Bunların hepsi bu işte devlet parmağı olduğunu gösteriyor. Suruç bombacısını oraya getirenleri neden yakalamadınız? Onu eğiteni, Suriye'ye göndereni, Suriye'den giriş yaptıran… Bunların hepsi istihbaratın bilgisi dahilinde oldu. Neden tek bir kişi yakalanmadı? Neden Ankara bombacıları ve arkasında ki tek bir kişiyi bulamadınız bu saate kadar? Yok, çünkü Başbakan hazretler, haşa şunu söylüyor, burası bir hukuk devletidir, bombacılar kendini patlatmadan biz onları yakalayamayız diyor."

(Gülseli KENARLI - Güven USTA / DHA)