Demirtaş: Halkın öfkesini anketlerle ölçemezsiniz

Demirtaş: Halkın öfkesini anketlerle ölçemezsiniz
Demirtaş: Halkın öfkesini anketlerle ölçemezsiniz
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Gezi Parkı protestolarının hükümetin uygulamalarına karşı bir tepki olduğunu söyleyerek, "Bu gösteriler Türkiye'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayma anlayışının sonucudur" dedi.

ANKARA - BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Taksim Gezi Parkı’ndaki düzenlemelere karşı girişilen protesto gösterilerinin hükümetin uygulamalarına karşı bir tepki olduğu yorumunu yaparak, “Bu gösterilerin sebebi iç ve dış mihraklar değil, Türkiye 'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayma anlayışının sonucudur. Bütün ülkenin karışmasına neden olan kıvılcımı yakan başbakandır” dedi.

Demirtaş göstericilere ise şu sözlerle destek verdi: “Ağaç'tan şaheser yapmak sadece marangozların işi değilmiş. Taksim'deki arkadaşları kutluyorum.”



Olayların başlangıcında, hükümetin Gezi Parkı’na bir alışveriş merkezi yapma kararına karşı çıkan küçük bir çevreci grubun oturma eylemi yaptığını ve BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in de sorumluluk duygusuyla davranarak kendisini ‘iş makinelerinin önüne attığını’ söyleyen Demirtaş, bu süre içinde en ufak bir şiddet eylemi yapılmadığını, ancak Başbakan’ın müdahale talimatıyla gündemin değiştiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“O saatten beri Türkiye isyan günlerini yaşıyor. Hani diyorlar ya iç ve dış mihraklar karıştırmıştır. Bütün bu ülkenin karışmasına neden olan kıvılcımı yakan Başbakan'dır. Başbakan ‘Biz ne olursa olsun orada AVM yapacağız' dedikten sonra isyanın fitilini ateşlemiştir. Gezi Parkı direnişi olduğunda bizim dediklerimiz dikkate alınmadı. Milletvekilimize verilen cevapların tamamı kibirli olmuştur. Bütün bunlara rağmen arkadaşlarımız orada ısrarla durmuşlardır. Sanki Yavuz Sultan Selim'in askerleri gibi şiddete başvurmuşlardır. İnsanlığın değerlerine hakaret edilmiştir. Bu kadar aşırı orantısız şiddet görüntüleri aslında herkesin aynı hakarete maruz kalmasına neden olmuştur. Her yerde zaten günlük yaşamıma karışılıyor. Yıllardır yapılan hakaretler halk öfkesinin dışa vurulmasının bir vesilesidir.”

“Bir ağaçtan şaheser yaratmak sadece marangozların değil devrimcilerin de işiymiş. Hükümetin ortaya çıkan bu yangına körükle gitme tutumu meseleyi anlamaktan uzak olduğunu gösterdi ve 7 gündür devam eden isyana neden oldu. Halktan özür dileyerek oradaki topluluktan özür dileyerek bu mesele konuşuluyor olsaydı, bugün başka şeyler konuşulabilirdi. Öfkeyi hiçbir anketin veremez. Halkla iç içe değilseniz, halkın öfkesini böyle anlarsınız. Halkın öfkesi anketlerle anlaşılmaz."


‘YÜZDE 50'Yİ YOK SAYAN ANLAYIŞ’ 
Türkiye'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayan bir anlayışla Türkiye'nin yönetilemeyeceğini belirten Demirtaş, "Türkiye'nin sadece yüzde 50'sini temsil ettiniz. Şimdi Türkiye'nin yarısından çok daha fazlası size karşı tepki içindedir. Alevilere yönelik hakaretlerin, Kürtlere yapılan uygulamaların, medyaya yapılan yasakların yarattığı tahribatların, başbakanın kibrinin bulaştığı bir durum yaşanıyor. Bu öfke hükümet tarafından okunmamıştır" dedi.


‘ALEVİ VERGİSİYLE YAVUZ KÖPRÜSÜ YAPAMAZSIN’ 
“Alevinin vergisiyle Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapamazsın. Kendi evinde yapabilirsin; ama bunu Alevilerin vergisiyle, parasıyla yapamazsın” diyen Demirtaş, Başbakan'ın kritik günlerde yurtdışına çıkmayı tercih ettiğini öne sürerek şöyle devam etti:

“Havaalanında giderayak, 'Bana oy veren yüzde 50 sabırsızlanıyor' demesi kelimenin tam anlamıyla bir faciadır. Sana oy verenler sana bağlı güvenlik güçleri mi? Senin zabıtan çevik kuvvetin mi olmuş sabırsızlanıyormuş. Bu söz için derhal özür dilenmesi ve düzeltilmesi ve geri alınması gerekiyor. Yıllardır bu mekanizmaların kapatılmış olması nedeniyle meydana çıkan direnişin görülmesi gerekiyor. Önemli bir direniş ve isyana son derece saygılı olduğumu belirtmek istiyorum. Bütün eylemcilerin dikkate alması gereken ana çizgidir. Ama örgütsüz ve anlık bir öfkenin dışa vurumu olarak çıkmıştır. Siyasi bir programdan yoksun olduğu için amacından sapan durumlar yapmıştır. Taksim'den başımızı kaldırıp İzmir, Ankara ve Adana sokaklarına bakalım. Etnik ve mezhep gerilimi yaratılmaya çalışılıyor. Bu uyarıyı yapmak bu direnişi mahkum etmek değildir. Amaç dışı ırkçı gösterilere dönüşmesini önlemek için bu uyarıları yapıyoruz. Şiddete başvurulmaması gerekiyor.”

“Bu direniş hiçbir siyasi partinin öncülüğünde gelişmedi. Tamamen bir halk hareketi olarak gelişti. Biz de buna saygı duyduk. Bütün bu olup bitenler doğru okunursa, Türkiye'nin de demokrasiyi istediğini iddia edenlerin yararına olur.”


ÇÖZÜM SÜRECİ 
Şu anda devam eden demokrasi ve barış sürecinin ve bu yönlü müzakerelerin tümüyle Türkiye için yapılan müzakereler olduğunu belirten Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Silahlar geri çekiliyorsa meydanlar özgür olsun diyedir. İnsanlar düşüncelerini alanlarda meydanlarda özgürce ifade etmelidir. Sokaklarda, meydanlarda olan gençler, gruplar küçük de olsa bazı siyasi partiler müzakere karşıtıdır. Hükümetin baskıcı tutumunun karşısındayız. Türkiye'nin önüne çok önemli bir fırsat geçmiştir. Birincisi, ikincisi şu anda sokaklarda olan insanlar şimdi bir değişim dönüşüm yaşıyorlar. Hükümet eğer buna kapı aralamak istiyorsa halkın biriken bu öfkesini bir demokratik sürece evirmelidir. Demokratik reform paketiyle çıkarsa her iki konuda da polis meydanlardan geri çekilmelidir. Başbakan kibirli dilinden vazgeçmelidir. İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü görevden alınmalıdır. Gözaltına alınan herkes serbest bırakılmalıdır. Hükümet bu süreç için özür dilemelidir. Bütün demokratik ülkelerde olması gereken budur. Hatada ısrar daha büyük hatalara yol açar. Geri dönülmesi zor tablolar ve sonuçlar ortaya çıkar. Türkiye'de barışa ve çözüme bu kadar yakın olduğumuz bu dönemde herkesin sokakta barışa ve çözüme destek vermesini istiyoruz.”