DEP davasında yine karar çıkmadı

Eski DEP milletvekillerinin yeniden yargılandığı davanın 13. duruşmasında da karar çıkmadı. Dosyayı incelemeye alan DGM, duruşmayı 21 Nisan'a erteledi.

Eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Orhan Doğan, Selim Sadak ve Hatip Dicle'nin AİHM kararıyla yeniden yargılandığı davanın 13'üncü duruşmasında da karar çıkmadı. Ankara 1 No'lu DGM heyeti, dosyayı karar için incelemeye aldı. DGM, kararını 21 Nisan'da verecek.
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde bulunan eski DEP milletvekillerinin katılmadığı 13. duruşma sona erdi. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde esas hakkında savunma yapmaya devam eden avukat Yusuf Alataş, ceza hukukçularının görüşlerinden de alıntılar yaparak cumhuriyet savcısının konumunu eleştirdi. Müvekkillerine yönelik dosyada somut suçlama olmadığını ileri süren Alataş, mahkumiyete, kamu tanıklarının beyanlarının dayanak yapıldığını, ancak yeniden yargılamada ifadelerine başvurulan 20 kamu tanığının bir şey hatırlayamadıklarını söylediklerini kaydetti. Alataş, tanıkların bir şey hatırlayamamaları dolayısıyla soru sorma haklarını kullanamadıklarını, 1994 yılındaki yargılamaya göre tanık anlatımları yönünden bir değişiklik olmadığını iddia etti.
Dosya kapsamına göre, yasadışı örgüt üyeliği suçunun unsurlarının olmadığını öne süren Alataş, mahkeme heyetinden kişisel yargılarını bir yana bırakarak karar vermelerini istedi. Alataş, kararın, Türkiye'deki siyasi muhalifler yönünden hukuk sisteminin ve demokrasinin işleyip işlemediğini göstereceğini idda ederek, bu nedenle çok önemli olduğunu belirtti.
Alataş, 1994'e göre Türkiye'de çok şeyin değiştiğini, belirterek, artık Kürtçe dil öğretimi ve yayınının gündemde olduğunu anımsattı. Alataş, "Müvekkillerim 10 yıl 1 ayı aşkın süredir cezaevinde. Lütfen bunları göz önünde tutarak karar verin" dedi. Alataş, müvekkillerinin beraatını istedi.
Daha sonra söz alan avukat Mustafa Özer de yeniden yargılamanın adil yapılmadığını, bu nedenle savunma tarafının sancılı olduğunu savundu. İlk yargılamadan farklı bir yargılama yapılmadığını, davanın Türkiye'nin AB ve demokratikleşme sürecine katkı sunamadığını ileri süren Özer, "Müvekkillerimizin kamu vicdanında aklandığına inanıyoruz" diye konuştu. Duruşmada söz alan diğer savunma avukatları da beraat ve infazının durdurulması isteminde bulundu. Cumhuriyet Savcısı Dilaver Kahveci ise, infazın durdurulması taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.
Duruşmaya verilen kısa aradan sonra kararı açıklayan Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, iddia ve savunma yönünden dosyanın tetkike alındığını açıkladı. Karadeniz, suçun niteliği ve delil durumuna göre infazın durdurulması taleplerinin reddine, esas hakkındaki savunmaları ve son sözlerinin sorulması için eski DEP milletvekillerine meşruatlı davetiye çıkarılarak, gelmedikleri takdirde yokluklarında karar verileceğinin ihtar edilmesinin kararlaştırıldığını bildirerek, duruşmanın 21 Nisan'a ertelendiğini açıkladı.

'AB KARŞITLARI İSTİSMAR EDER'

Duruşmanın ardından DGM önünde gazetecilere açıklama yapan AP Karma Parlamentosu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Avrupa'dan delegasyon olarak davanın biteceği ümidiyle Türkiye'ye geldiklerini söyledi. Davada verilecek kararın, Türkiye'de son aylarda yapılan değişiklikleri yansıtacağını umduklarını ifade eden Lagendijk, yeniden yargılamanın son dönemdeki değişikliklerin iyi bir örneği olmadığını kaydetti.
Lagendijk, DGM Cumhuriyet Savcısı'nın ilk kararın tekrarlanmasını istediğini anımsatarak, yargıçların böyle düşünmemelerini temenni ettiğini belirtti. Davanın Türkiye'nin AB'ye üyeliğine etkisi hakkında kesin yorum yapmaktan kaçınan Lagendijk, 1994 yılındaki kararın çıkmasının, Türkiye'deki AB karşıtlarının işine yarayacağını ve bu çevreler tarafından istismar edilebileceğini ifade etti.