DEP kararı bozuldu

Yargıtay, eski DEP'li Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak'a yeniden yargılamada 15'er yıl hapis veren DGM kararını bozdu. Gerekçede, Anayasa dahil, uyum yasalarının gözetilmediği belirtilerek, "AİHM'de saptanan adil yargılanmaya ilişkin hak ihlalleri giderilmedi" denildi.
Özetle bozma gerekçeleri: Yeniden yargılama, eskisinden bağımsız olur, sorgular tekrar edilmedi. Kanıtlara karşı diyecekleri sorulmadı. Sedat Bucak dinlenmedi. Tarafsız bilirkişi şarttı. Orhan Doğan'ın konuşması, Hatip Dicle'yi mahkûm ettirmez.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Eski DEP milletvekillerini 10 yıl üç aylık hapisten sonra geçen ay tahliye eden Yargıtay, dün de kendilerini yeniden yargılamada 15'er yıl hapse mahkûm eden DGM kararını 8 önemli gerekçeyle bozdu.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, temel hak ve özgürlüklerle ilgili uluslararası sözleşmelerin iç hukukun üzerinde sonuç doğuracağına ilişkin Anayasa 90. madde değişikliğini de bozma gerekçesi yaptı, mahkemelerden de Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) adil yargılama istediği karar gereklerine uyulmasını istedi. Bozma kararı uyarınca, DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak, üçüncü kez ancak bu kez DGM'ler kaldırıldığı için ağır ceza mahkemesinde yargılanacak.
1994'te dokunulmazlıkları kaldırılarak tutuklanan DEP'liler ilk yargılamada Ankara 1 No'lu DGM'ce 15'er yıl ağır hapse mahkûm edilmiş, bu karar Yargıtay'ın 9. Ceza Dairesi'nce onanınca kesinleşmişti. Ancak AİHM, yargılamanın adil yapılmadığını belirterek Türkiye'yi tazminata mahkûm
edince, DEP'liler yeniden yargılanmıştı. 1 No'lu DGM yargılamayı 21 Nisan 2004'te, 15'er yıllık ilk cezaları onaylayarak bitirmişti. Bu karar temyiz edilmiş, 9. Ceza Dairesi 9 Haziran'da dört DEP'liyi sürpriz kararla tahliye etmişti. Nitekim aynı daire dün de, yeniden yargılamada verilen cezalara onama kararını oybirliğiyle bozdu.
İşte gerekçeler...
Karar oturumuna eski DEP'liler katılmazken, kendilerini avukat Hamit Geylani temsil etti. Daire Başkanı Hasan Gerçeker, cezayı bozarken neleri dikkate aldıklarını şöyle anlattı: "21 Nisan 2004'te onanan 8 Aralık 1994 tarihli önceki hükümden sonra, ulusal mevzuatta, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM içtihatları doğrultusunda uyum paketleri ile köklü değişiklikler yapılmıştır. Son yasa değişiklikleriyle DGM'ler tamamen kaldırılarak, yerine ihtisas mahkemesi niteliğinde ağır ceza mahkemeleri kuruldu. Çıkarılan yasayla Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasına eklenen cümle ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde anlaşma hükümlerinin esas alınacağına ilişkin hüküm getirildi."
Gerçeker, kararı, usulden neden bozduklarına ilişkin sekiz gerekçeyi şöyle sıraladı:
Başkanın reddine ret geçersiz: Anayasa, CMUK hükümlerine aykırı olarak mahkeme başkanına yönelik reddi hâkim talebinin reddine ilişkin yasal gerekçe yoktu.
Yeniden yargılama yanlıştı: Yeniden yargılamanın eskisinden bağımsız olması ilkesine uygun biçimde duruşmaya ilişkin yasal kuralların uygulanmaması, sorguların tekrar yapılması gereğinin gözetilmemesi.
Belgeler okunup sorulmalıydı: Hükme esas kaset çözüm tutanakları, basın açıklamaları, olay tutanakları, dilekçeler gibi kanıt niteliğindeki belgelerin duruşmada okunup, diyeceklerinin sorulmaması.
Bucak'ı neden bulmadınız: Gösterilen savunma tanıklarının bir kısmının dinlenilmemesi, duruşmada dinlenemeyip hazırlıktaki ifadelerinin okunması ile yetinilen ve beyanları hükme dayanak yapılan Sedat Edip Bucak ile Halit Aslan'ın duruşmada dinlenilmelerinin sağlanmaması.
Tarafsız bilirkişi zorunlu: Konuşmalara ilişkin kaset çözümlerinin tarafsız bir kişiye yaptırılması talebinin mümkün ise kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi.
Doğan'ın suçunu Dicle'ye de yazamazsınız: Doğan hakkındaki hükme esas alınan 24 Ekim 1993'te DEP Manisa İl Kongresi'nde bölücü-örgütsel içerikli konuşma yapma eyleminin, kendisine isnat edilen eylemler arasında bu eylem bulunmayan Dicle için de hükme esas alınarak CMUK maddesine aykırı davranılması.
Yasal kısıtlılık abartılmış: Kabul ve uygulamaya göre 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Yasası'nın 471. maddesi ile TCK'nın 33. maddesinde yapılan zımni değişiklik nedeniyle yasal kısıtlılık halinde bulundurulma, hapis halinin sona erdirilmesine kadar olabilir. Bu husus gözetilmemiştir.
AİHM'nin dediği olmadı: AİHM kararında belirtilen adil yargılanmaya ilişkin hak ihlalleri giderilmemiştir. Bu nedenlerle, yasaya aykırı olan hüküm bozulmalıdır.
DEP'lilerin avukatı Hamit Geylani, "Bozma kararı Türkiye için önemli bir kilometre taşı olacaktır" değerlendirmesini yaptı.
Parti kurabilecekler
Karar, DEP'lilere siyaset yapma özgürlüğü de getirdi. Bozma kararıyla
'hükümlü' sıfatları sona eren eski DEP'li milletvekilleri yargılaması süren ceza almamış sanık konumuna düştü. DEP'liler kararla tüm siyasi haklarına yeniden kavuştukları için parti kuruculuğu ve yöneticiliği de yapabilecek.



Mahkemenin adı değişti, ama hâkimler değişmedi
Yargıtay'ın bozma kararından sonra DEP davası üçüncü kez ve yeniden ele alınacak. Ancak bu kez yargılamayı 1 No'lu DGM yapmayacak. Onun yerine Zana ve arkadaşları bu DGM'nin yerine kurulan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yargılanacak. Ancak bir değişiklik olmadığı takdirde bu mahkeme de, eski cezada ısrarcı olan eski DGM başkan ve üyelerinden oluşacak. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma gerekçelerine katıldığında, eski ceza kararından ayrı bir ceza verebilecek. Yeni ceza, son cezadan daha az olduğunda ve bu Yargıtay tarafından onandığında, DEP'liler bu süreyi önceki hapislik süreleriyle tamamlamış iseler yeniden hapse girmeyecek.
Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay'ın gerekçelerine katılmayıp kararında direnirse, dosya bu sefer Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gelecek. Kurulun kararı bağlayıcı nitelik taşıyacak. Kurul da eski cezayı onaylarsa, Zana ve arkadaşları yaklaşık birer yıl daha hapis yatmak durumunda kalacak. DEP'lilere beraat çıkması da bir başka olasılık.