Deprem yarası kanıyor

Marmara ve Düzce depremlerinin üzerinden iki yıl geçerken, bölgedeki yaşam koşulları bir türlü normale dönmedi.

ANKARA - Marmara ve Düzce depremlerinin üzerinden iki yıl geçerken, bölgedeki yaşam koşulları bir türlü normale dönmedi. Devletin, bölgedeki 'organizasyonsuzluğu' sorunları büyütüyor.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kocaeli, Gölcük, Sakarya, Yalova, Bolu ve Düzce'de oluşturulan prefabrik, konteynır ve çadır tipi geçici yerleşim alanları incelendi. 41 bin 425 geçici konutta yaşayan 161 bin 994 kişiye ulaşıldı. Ve bölgedeki temel sorunlar şöyle sıralandı:
Barınma

  • Deprem bölgesindeki altı kentte bulunan geçici konutların büyük bir kısmı (yüzde 70.6) prefabrik. İkinci sırada yüzde 20.6'yla konteynırlar geliyor. yüzde 7.6
    oranında olsa da, çadırkentler-
    de hâlâ ailelerin yaşıyor olması
    önemli bir barınma sorunu.
  • Konutların ortalama büyüklüklerinin 30.9 metrekare olması barınma açısından büyük sıkıntı.
  • Geçici yerleşim alanlarının yüzde 35.3'ünde güvenlik önleminin olmaması dikkat çekici. Yalnız yaşayan kadınların ve tek ebeveynli çocukların bu sorunla karşı karşıya olmaları sorunun vahametini ortaya koymaktadır.
  • Yerleşim alanlarının yüzde 54.4'ünde ortak kullanılan bir telefon bulunmamaktadır.
    Su ve sağlık
  • Geçici yerleşim alanlarının yüzde 83.8'inde şebeke ile sağlanan su kullanılıyor. Ancak kuruluş aşamasında devlet dışı kaynaklardan önemli sayıda kaynak alındığı için bu alanlarda sağlıklı suya ulaşma koşullarının yüzde 100 oranında sağlanmış olması bekleniyordu. Kaynak yetersizliği mazeret olamaz. Ayrıca, 30 metrekare büyüklükte bir konutta yaşayan ve dokuz kişiye varabilen büyüklükteki ailelerin sağlık açısından zaten bir risk taşımakta olduğu düşünülürse, sağlıklı su şebekesi ya da kanalizasyon gibi sistemlerin eksikliği daha çok önem taşıyor.
  • Geçici yerleşim alanlarının yüzde 75'inde kesintisiz su sağlanmaktayken yüzde 7.4'ünde düzenli su sağlanan bir kaynağın olmadığı, yüzde 17.6'sında ise kaynak olsa bile kesintili su sağlanabildiği görülüyor. Su kesintileri özellikle şebeke suyunun kirlenmesinde risk oluşturduğu unutulmamalı.
  • Bu alanların yüzde 36.8'inde çeşitli sağlık hizmet kurumları ve olanakları var. Yüzde 25'inde sağlık ocağı, yüzde 5.9'unda revir, yüzde 50.9'unda sağlık evi, yüzde 4.4'ünde çeşitli kurumlar var. Ancak hiçbirinde dispanser, ana-çocuk sağlığı merkezi, özel doktor muayenehanesi ve eczane yok. Bu alanlarda yaşayanların yüzde 33.4'ünün sağlık güvencesi de yok.
    İşsizlik ve nüfus
  • 14 yaş ve üzeri nüfustan öğrenciler, ev hanımları ve emekliler çıkarıldığında, geçici konutlarda yaşayanlarda işsizlik oranı yüzde 30.1'dir. Zamanını evde geçiren ev kadınları, emekliler ve işsizler, 14 yaşından büyük nüfusun yüzde 62.35'ini oluşturuyor ve yaşamlarında üretkenliğin getirdiği bir doyum ve uğraş olmaksızın kötü yaşam koşullarıyla yüz yüze günlerini geçiriyor.
  • Geçici konutlarda çocuklarıyla yaşayan tek ebeveyn de dikkat çekiyor, bunların çok büyük bir çoğunluğunu anneler oluşturuyor. Yalnız yaşayan kadınlar da önemli bir risk grubu.
  • Geçici konutlarda yaşayan halkın nüfus piramidi, yaş grupları arasında düzensiz dalgalanmalar göstermektedir. Bölgede erkek nüfusu kadın nüfusundan neredeyse iki kat fazla. Aileler, deprem zamanında daha çok kız çocuklarını kaybetmiş olabilirler; ya da zor yaşam koşulları nedeniyle bölgeden uzaklaşma, dışarıda okuma gibi olanaklar doğrultusunda öncelik kız çocuklarına verilmiş olabilir.