Dersimiz: Ayşe çamaşır yıka

Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, ders kitaplarında kadının edilgen, evcil ve erkeklerden başarısız gösterildiğine dikkat çekti.
Haber: FATMA SİBEL YÜKSEK / Arşivi

ANKARA - Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, ders kitaplarında kadının edilgen, evcil ve erkeklerden başarısız gösterildiğine dikkat çekti. Bu çarpık yaklaşım, 'Eğitim Materyallerinde Cinsiyetçi Öğeler' adlı araştırmada örneklerle ortaya konuldu. Araştırmada, 1928-1945 yılları arasında okutulan ders kitaplarında annelerin 'vatanı ve medeniyeti öğrettikleri', 'öğretmen' olarak yansıtıldığı, 1945 yılından itibaren ise
'çorap söküğü dikmeye başladığı' belirtildi.
Cinsiyetçi yaklaşımların özellikle fen bilgisi kitaplarında yoğunlaştığına dikkat çekilen araştırmada, "1945' ten önce kız çocuklarına deney yaptırılırken fotoğraflar var, ancak 1945'ten sonra hava basıncı ölçme deneyi bile erkeklere yaptırılıyor" denildi.
2000'li yılların ders kitap-larında kadının konumunun gerilediği, babanın işe giden,
eve para getiren aile bireyi olarak, annenin ise çocukları uykudan uyandıran, kahvaltı hazırlayan bireyler olarak gösterildiği belirtildi.
'Çamaşır yıkıyorum, mutluyum'
Araştırmada, 'hayat bilgisi' kitaplarında 1970'li yılların ortalarına kadar kullanılan
'çamaşır günü' figürü örnek gösterildi. Çamaşır yıkamanın kadına 'mutluluk veren' bir olay gibi sunulduğu belirtilerek, şu örnek verildi:
"Annemin çamaşır günü, bugün evde çok iş var. Yardım etmeliyim. Boş geçecek hiç vaktim yok. Görülmeye değer köyde çamaşır yıkama günü, tokaç sesi, şen türküler, duyan sanır köy düğünü. Yıkananlar durulanır, onarılır sökük yırtık, ütülenir teker teker, sandıklara girer..."