Dev-Yol davasında 'final'e doğru

1982'den bu yana eklenen sanıklar, kaybolan klasörler, değişen yasalar ve bozulan kararlarla bir türlü bitirilemeyen Dev-Yol davasında Yargıtay perşembe günü 'son sözü' söyleyecek. Cezalar onanırsa dedeler hapse girecek

ANKARA - Yaklaşık 30 yıldır süren ‘Ana Devrimci-Yol davası’, üçüncü kez gittiği Yargıtay’da ‘son karar’ı bekliyor.  Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde perşembe günü yapılacak incelemede yerel mahkemenin kararı onanırsa ortalama yaşları 55 olan 14 sanık, üç aydan üç yıla kadar hapis yatacak.
Türk hukuk tarihinin en uzun yargılamalarından olan Devrimci-Yol davasının sanıkları için ilk iddianame 1982’de hazırlandı. 574 sanık hakkında ‘Anayasal düzeni zorla değiştirmek’ suçlamasıyla Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde başlayan davada verilen ek iddianamelerle sanık sayısı 723’e çıktı. İlk açıldığında davaya ilişkin belgeler 475 klasörden oluşurken, yargılama sürecinde klasör sayısı da 750’ye yükseldi. 
Mahkeme  yargılamanın ardından ilk kararını 1989 yılında verdi. Yedi sanığa idam, 39 sanığa ise müebbet çıktı. Dosya, itiraz sonucu 1995 tarihinde  Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin gündemine geldi. Daire yerel mahkemenin 22 sanık için verdiği cezayı az bularak idam istemiyle kararı bozdu. 

Savcı onama istemişti
Bozma kararının ardından dosya Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 Mayıs 1996 tarihinde tekrar görülmeye başlandı. Yargıtay’ın bozma kararı doğrultusunda mahkeme 22 sanık için eski TCK’nın 146/1. maddesi gereğince önce idam cezası verdi. Mahkeme sanıkların iyi hal ve yaş küçüklüğü gerekçesiyle bazı indirimler uyguladı. 20 sanığın idam cezası müebbet hapse, iki sanığın cezası da 16 yıl sekiz aya indirildi. Bu karardan 17 gün sonra 3 Ağustos 2002 tarihinde, AB uyum yasaları çerçevesinde Türk ceza hukukunda idam cezası kaldırıldı.
İdam cezasının kaldırılması nedeniyle Yargıtay, yerel mahkemenin kararını yeniden bozdu. Bu sırada Devrimci Yol sanıklarının avukatları dosyadaki klasör sayısında ciddi bir azalma olduğunu tespit etti. Avukatlar, 750 klasör belge olması gereken dosyanın mahkemece Yargıtay’a 465 klasör şeklinde teslim edildiğini belgeledi. Yargıtay’da avukat Ömer Kavili klasörler üzerinde yeniden sayım yaptı ve beş klasörün daha burada kaybolduğunu ve toplam 460 klasör belge kaldığını saptadı. 
Ancak dosyaların kaybolmasıyla ortaya çıkan yeni duruma ilişkin talepler mahkeme tarafından her defasında rededildi. Bunun üzerine sanıklar, mahkeme heyetinin ‘kendilerine karşı düşmanca tutum içinde bulunduğunu ve bu nedenle de adil bir karar verebileceğine inanmadıkları’ gerekçesiyle heyetin davadan çekilmesini talep etti. Bu talep de 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedildi.
3 Ekim 2006’da kararını açıklayan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın talebi doğrultusunda bozmaya uydu, 20 sanığı müeebbet hapis cezasına çarptırdı. İki sanık ise önce müebbet hapse çaptırıldı anca yaş küçüklüğü nedeniyle cezaları 16 yıla indirildi. Bu karar verildikten iki yıl sonra da sanıklardan Osman Nuri Ramazanoğlu kalp krizi sonucu öldü.
Yılan hikâyesine dönen yargılama sürecini Yargıtay 11. Ceza Dairesi, perşembe günü karara bağlayacak. Başsavcının tebliğnamesi doğrultusunda karar verilirse en son 1989 yılında tahliye olmuş olan ve yaş ortalamaları 55’i bulan  21 sanıktan 14’ü, daha önce hapis yattıkları süre göz önüne alınarak, üç aydan üç yıla kadar sürelerle yatacak şekilde yeniden cezaevine girecekler. (Radikal)