Devlete çete faturası

Susurluk Çetesi'yle ilişkili 'Kayıp Silahlar' davasının suç tipi değiştirilerek affa sokulması bir yandan ağır suç...
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Susurluk Çetesi'yle ilişkili 'Kayıp Silahlar' davasının suç tipi değiştirilerek affa sokulması bir yandan ağır suç iddialarının ortada kalmasına yol açarken, diğer yandan devlete maddi olarak da pahalıya patladı. Afla birlikte, devletin 25 milyon doları kaybedilmiş oldu, iddiaya göre çeteye bırakılmış ve yargılanamayan milletvekili Mehmet Ağar da gıyabında affedildi, silahların bir kısmının firari katliam hükümlüsü Abdullah Çatlı'ya verildiği yolundaki ciddi kanıtların da sanıkları cezalandırmaya yetmediği görüldü.
Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin geçen temmuz, 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ise önceki gün kayıp silahlarla ilgili davalarda verdikleri af kararları, dava dosyalarındaki onlarca önemli bulgu ve ifadelerin önemini bir anda sıfıra indirdi. Ağır Ceza'nın
'beraat' yerine 'suç vardır, ancak nitelikli zimmet değil görevi ihmal suçu olur'
gerekçesiyle davayı af kapsamında ertelemesi yalnızca özel timci İbrahim Şahin ve emekli yarbay Korkut Eken dahil 10 üst düzey emniyetçiyi cezadan kurtarmadı.
Eksik ödeme
Aynı zamanda dosyadaki diğer önemli iddiaların daha fazla irdelenerek sorumluların cezalandırılmasının da önü tıkanmış oldu. İşte yakında gerekçesi açıklanacak olan mahkeme kararıyla, artık tozlu raflara kaldırılacak tespitler ve bunların sahipleri:
Hospro firmasının Türkiye temsilciliğini yapan Ertaç Tinar'ın iddianameye giren ifadesinden: "Silah alımı için 50 milyon dolar tutarında bir anlaşma yapıldı, bu paranın 12.5 milyon dolarlık 4 taksit halinde ödenmesi kararlaştırıldı, ilk taksit nakit olarak ödendi, ikinci taksit Ağar tarafından bana çek olarak ödendi. Paranın 3. ve 4. taksitleri ise ödenmedi.
Ağar MOSSAD'la görüştü
Silah ve malzemelerin seçimi ve Türkiye'ye getirilmeleri için 1993 yılı eylül ayında Mehmet Ağar, Korkut Eken, İbrahim Şahin iki kez İsrail'e gitti. Her iki ziyarette de Ağar, İsrail İstihbarat Teşkilatı'nın (MOSSAD) üst düzey yöneticileriyle görüştü.
Kırcı'nın anlattıkları
Halen katliam hükümlüsü olarak cezaevinde bulunan ülkücü Haluk Kırcı'nın tanık sıfatıyla verdiği ifadeden:
"Eken, Çatlı'ya 'yurtdışı görevi' önerdi, Çatlı da bunu kabul etti. Bu görevlendirmeden
Ağar bilgi sahibiydi. Çatlı, 1994, 1995 ve 1996'da birçok kez yurtdışına çıktı. Buralarda Ethem Kıstas, Kürşat Poyraz ve Rıfat Yıldırım'dan yardım aldı. Korkut Eken'e rapor veriyordu. Silahları Eken, Çatlı'ya verdi, Çatlı da yurtdışında kullanmak üzere dışarı gönderdi, bir kısmını da evinde sakladı. Ancak Eken'in silahların iadesini istemesiyle aralarında sorun çıktı."
Talimat Ağar'dan
Af ile cezadan kurtulan Korkut Eken'in ifadesinden: "Silahlar Ağar'ın talimatıyla Özel Harekât Dairesi Başkanlığı'ndan teslim alındı ve belirli operasyonlarda kullanılmak üzere bazı ülkelere gönderildi."
Mehmet Ağar ise Korkut Eken'e gizli görev verdiğini kabul etti, ancak konunun 'devlet sırrı'na girdiği gerekçesiyle bilgi vermekten kaçındı.
Para cezası isteniyordu
Savcı Hüseyin Yalçın, tüm bu ifadelerden yararlandığı iddianamesinin sonuç bölümünde Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Ağar'ın danışmanı Korkut Eken, Ertuğrul Ogan, Antalya Kurs Eğitim Müdürü Lütfi Eraslan, başkomiser Şemsettin Canpolat ve Bakım İkmal Dairesi Müdürü Necmettin Ercan'ı "Devlete ait silahları, aranan ve yasadışı oluşumun mensupları olan kişilere teslim etmekle" suçlamıştı.
Savcı, 'eylemlerini gizlemek için memuriyet nüfuzlarını kullanıp resmi kayıtların
usulüne uygun tutulmasını engellemek ve nitelikli zimmet suçu işlemekten' 10 sanığın 18'er yıla kadar hapislerini, zimmetlerine geçirdikleri silah bedellerinin üç katı tutarında da para cezasına mahkûm edilmelerini istemişti. Sanıklar, af ile bu yüklü ağır para cezasından da kurtulmuş oldu.