Devletin ilgisizliği acıyı artırıyor

Devletin ilgisizliği acıyı artırıyor
Devletin ilgisizliği acıyı artırıyor

Güngören saldırısının yıldönümünde yüzlerce kişi patlamanın olduğu Menderes Çıkmazı?nda toplandı. Yaralananlardan Selahattin Arslan da oradaydı. fotoğraflar: ERTAN KILIÇ

18 kişinin öldüğü Güngören saldırılarının yıldönümünde yaralananlar ve ölenlerin yakınları sokaktaydı. Adalet isteyen terör mağdurları devletin ilgisizliğinden yakındı
Haber: ERTAN KILIÇ / Arşivi

İSTANBUL - Güngören’de biri doğmamış bebek olan 18 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının üzerinden bir yıl geçti. Patlamada yakınlarını kaybedenler ve patlamadan yaralı olarak kurtulanların acısı ilk günkü gibi taze. Kimi yaralılara yardım etmek için evden çıkan eşini, kimi dondurma aldığı çocuğunu yitirmişti... “Burada Türk ya da Kürt değil, Türkiye’ can verdi” diyen mağdurlar, yargı sürecinin bir an önce tamamlanmasını ve devletin kendilerini yalnız bırakmamasını istiyor.
Tam bir yıl önce Güngören’de Menderes Çıkmazı’nda insanlar güzel bir yaz akşamı yaşarken, 10 dakika arayla gelen iki patlamayla tüm sokak darmadağın oldu. Çoğu ilk patlamada yaralananlara yardım eden 18 kişi yaşamını yitirdi, 154 kişi yaralandı... Ve bu acının üzerinden tam bir yıl geçti. Olayın mağdurları, önceki akşam patlamanın meydana geldiği Menderes Çıkmazı’nda buluştu. Saldırıda sol ayağı bileğinden kopma noktasına gelen 18 yaşındaki Selahattin Arslan, patlamanın ardından 10 ay hastanede yattığını ve 11 ameliyat geçirdiğini belirterek, patlama anını anlattı: “Tam sokağın köşesine geldiğimde büyük bir patlama oldu ve beni 10 metre kadar fırlattı. Gözlerimi açtığımda önümde bir adam ölmüştü. Önümde adeta siper olmuştu. Bana gelebilecek şarapnel parçaları adamın vücudunda kalmıştı. Şu an buradan her geçtiğimde o günü yeniden yaşıyorum.”

‘Yardım edene bomba’
Bağcılar Galatasaray Futbol Okulu antrenörü olan ilk patlamada yaralananlara yardım ederken ikinci patlamada ölen  Hayrettin Güler’in eşi Bengü Güler’se hiç destek görmemekten şikâyet ediyor. Eşinin terör saldırısında hayatını kaybetmesine rağmen şehit sayılmadığını ve hiçbir haktan faydalanamadıklarını belirten Bengü Güler, “Eşim öldükten sonra dört yaşındaki çocuğum astım hastası oldu. Faillerin bir an önce bulunmasını ve adalet önünde bir an önce hesap vermelerini istiyoruz” dedi.
Kızı Aleyna’yı alarak annesini ziyarete gelen Melike Çelik, hem yeğeni Taha Yıldız’ı hemde kızı Aleyna Çelik’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor: “Burada can veren sadece Türk ya da Kürt değildi. Burada tüm Türkiye can verdi” derken en büyük sorunlarının ise patlama sırasında can verenlerin şehit kabul edilmeme olduğunu söylüyor.  Melike Çelik “Bizi destekleyin. Burada benim yerimde siz olabilirsiniz. 30 Temmuz’da kızımın doğum günüydü.”
İlk patlamanın duyulması ile birlikte eşi Sadiye Güller’e, “Dışarı çıkıyorum insanların yardıma ihtiyacı var” diyen 62 yaşındaki Abdullah Güller de ikinci patlamada yaşamını yitirenlerdi. Sadiye Güller, acısının her geçen gün daha da derinleştiğini söylüyor: “Olaydan sonra bize karşı duyarsız kalındı.” Oğlu Ferdi Güller ise “Babamın ve burada ölenlerin mezar taşında şehit yazıyor. Ama hiçbir resmi kurumda şehit yakını muamelesi görmedik” diye konuşuyor.

Sanıklar suçu kabul etmedi
Saldırıyla ilgili dokuz sanık yargılanıyor. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada sanıklar hakkında istenen cezalar şöyle: Hüseyin Türeli ve Nusret Tebiş’in ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya kalkışmak’ ve 17 kere uygulanmak üzere ‘kasten adam öldürmek’ suçlarından 18’er kez ağırlaştırılmış müebbet, ‘Örgüt üyesi olmak’, ‘bomba patlatmak”, 90 kez uygulanmak suretiyle ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’, 95 kez uygulanmak üzere ‘bomba patlaması sonucu ev, işyeri ve araçlara zarar vermek’ suçlarından da 1962 ile 4 bin  455’er yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor. Davanın ilk duruşmasında sanıklar suçlamaları kabul etmemişti. Mağdur aileler 14 Ekim’deki ikinci duruşmada kendilerine destek vermesini istiyor.