'Devrimci' işçilerin mücadelesi 40 yıldır sürüyor

DİSK'e 40 kere maşallah!

Türkiye'deki sendikal harekete damgasını vuran Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 1967'de Türk-İş'in içinden ve Türk-İş'e tepki olarak doğmuştu. DİSK, 26 Şubat'ta Lütfi Kırdar'da 40 yıllık dostlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.
Haber: NAZMİ BELGE / Arşivi

İSTANBUL - 13 Şubat 1967'de İstanbul Valiliği'ne giden beş kişinin elinde bir kuruluş dilekçesi ve tüzük vardı. Kurulan bir işçi konfederasyonuydu, adı bir süredir konuşuluyor, gazetelerde haberlere konu oluyordu. Dilekçe sahibi beş kişi; T.Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler, Lastik-İş Genel Başkanı ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ankara Milletvekili Rıza Kuas, Basın-İş Genel Başkanı İbrahim Güzelce, T. Gıda-İş Genel Başkanı ve TİP Tekirdağ Milletvekili Kemal Nebioğlu ile T. Maden-İş (Zonguldak) Genel Başkanı Mehmet Alpdündar'dı. Kurulan Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu yani kısaca DİSK'ti.
Türkiye işçi hareketinde önemli izler bırakan DİSK'in kuruluşu böyle oldu. Ancak bunun öncesi de vardı. 1946'da, 'işçi meslek derneklerinin salim yolda gelişmesi ve 'siyasi cereyan' dışında kalmalarını sağlamak' üzere tasarı hazırlandı. 1947'de yasa çıkınca CHP eliyle örgütlenen sendikalar İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nde buluştu. 1950'de, Demokrat Parti'yle (DP) 'çok partili dönem' başladı. CHP'nin sendikalarına 'DP'ninkiler de eklendi.
Türk-İş kuruluyor
CHP ve DP güdümündeki sendikalar, 6 Eylül 1952'de kendisini 'partiler üstü' olarak tanımlayacak Türk-İş'i kurdu. Türk-İş, hakların hükümetle iyi geçinerek elde edilebileceğini savunuyordu. 'Ücret sendikacılığı'nı hedeflemişti. 1960 askeri darbesiyle Türk-İş içinde önemli siyasal ve sendikal anlayış ayrımı ortaya çıktı. Maden-İş, Lastik-İş ve Gıda-İş'ten yöneticilerin de içinde yer aldığı bir grup işçi, 13 Şubat 1961'de Marksist görüşteki TİP'i kurdu. Türk-İş oluşuma şiddetle karşı çıktı.
Kırılma noktası Kavel direnişi
1963'te Maden-İş'in örgütlü olduğu Kavel Kablo Fabrikası işçileri, ücretlerinin azaltılmak istenmesi üzerine 1961 Anayasası'ndaki grev hakkını ilk kez kullandı. Grevin beşinci gününde fabrika polis zoruyla boşaltıldı, lokavt ilan edildi. Yine de fabrikaya mal giriş ve çıkışına izin verilmedi. İşveren istekleri kabul edince grev sonuçlandı. Bu grev sonrasında 'Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Yasası' çıkarılmasıyla tutuklanan işçiler serbest bırakıldı.
1964'ten itibaren, Türk-İş'te Adalet Partisi (AP) eğilimli sendikacılar güç kazandı. Türk-İş'te grevleri desteklememe yaklaşımı yaygınlaştı. Bu, bazı sendikalarda gerginliğe yol açtı. Aynı yıl, Türkiye Maden-İş ile MESS arasındaki toplusözleşme uyuşmazlıkla sonuçlandı. Sungurlar Kazan fabrikasında grev başladı. Türk-İş, sendikadan grevi sona erdirmesini istedi. 1965'te, Zonguldak Karadon kömür ocaklarındaki işçiler liyakat zammı dağıtımında işverenle sendika arasındaki işbirliğini protesto etti. Direniş başlayınca bölgeye savaş uçakları gönderildi. Türk-İş, 'kanunsuz olaylarda komünistlerin parmağı' bulunduğunu savunuyordu.
Türk-İş içindeki gerginlik, 1966'daki Paşabahçe greviyle kopma noktasına geldi. Paşabahçe Cam Fabrikaları'nda çalışan işçiler uyuşmazlık nedeniyle 1 Şubat'ta greve çıktı. İşçilere rağmen grevi bitirmek isteyen Türk-İş, 22 Şubat'ta Kristal-İş'in bilgisi dışında toplusözleşmeyi imzaladı ve 138 işçi işten atıldı. Türk-İş'e karşın işçiler grevi sürdürdü.
Önce SADA sonra DİSK kuruluyor
Grevi destekleyen sendikalar, kısa adı SADA olan 'Sendikalar Arası Dayanışma Ajansı'nı kurdu.Teksif Genel Sekreteri, TİP'in 12 kurucusundan biri olan Şaban Yıldız, kuruluş çalışmalarını Tarih Vakfı'nın 1992'daki Kuşaklar Buluşması'nda şöyle anlattı: "Görevim, Maden-İş Başkanı Kemal Türkler, Lastik-İş Başkanı Rıza Kuas ve Basın-İş Başkanı İbrahim Güzelce'nin daveti üzerine SADA sekreteri sıfatıyla, Türk-İş'e alternatif konfederasyonu örgütlemekti. 12 Şubat 1967'de T.Maden-İş, T.Lastik-İş, Gıda-İş ve Türk Maden-İş sendikaları olağanüstü kongreleri yaparak DİSK'i kurmaya karar verdi. 13 Şubat 1967'de Çemberlitaş, Şafak Sineması'nda DİSK kuruldu."
Bakanlar Kurulu Paşabahçe grevini bir ay erteledi. Kemal Türkler DİSK'e başkan seçilirken 1969 seçimleri, TİP'in DİSK tarafından desteklendiği son seçim oldu. DİSK yönünü CHP'ye çevirirken, iktidar partisi AP harekete geçti. 1970'te hazırlanan tasarıyla, 'bir sendikanın ülke çapında faaliyeti için o iş kolunda işçilerin üçte birini temsili' şart koşuldu. DİSK'i devre dışı bırakacak tasarı parlamentodan geçti.
15-16 Haziran olayları
İşçiler Kavel ve Paşabahçe'den sonra üçüncü kez sokaklara çıktı. 15 Haziran 1970'de İstanbul sanayi bölgesi işçilerle doldu. Eyleme Türk-İş'e bağlı işçiler de katıldı. Sıkıyönetim ilan edildi. Çatışmalarda üç işçi bir polis yaşamını yitirdi. Binlerce kişi işten atıldı. 162 işçi tutuklandı. Sendikalar Yasası'nın direnişe yol açan maddeleri, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildi. Bu sonuç DİSK'i daha da büyüttü. 1970'te sendikalı işçi sayısı 800 binlere ulaştı. 1972'de grev, direniş ve toplantılar yasaklandı. Savcılık, DİSK'e, 1973 genel seçimlerinde CHP'yi destekleyen çağrısı nedeniyle soruşturma açtı. Seçimler sonrasında CHP-MSP koalisyonu kurulurken DİSK 1974'teki 'Kıbrıs Barış Harekâtı'nı destekledi. 1975'te AP-MHP-MSP'den oluşan birinci milliyetçi cephe (MC) hükümetinin kurulmasıyla sendikaya saldırılar arttı.
Taksim meydanında ilk 1 Mayıs
İlk kitlesel 1 Mayıs kutlaması DİSK'in öncülüğünde 1976'da İstanbul, Taksim Meydanı'nda yapıldı. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen DGM Yasası, MC hükümeti tarafından yeniden çıkarılmak isteniyordu. DİSK 16 Eylül'de bir günlük 'genel yas' eylemi yapınca yüz binlerce işçi çalışmayı bıraktı.
1 Mayıs 1977'de yapılan kutlamalara yüz binlerce kişi katıldı. Ancak, 'kimliği belirsiz kişilerin' açtığı ateş sonucu Taksim'de 36 kişi yaşamını yitirdi. '1 Mayıs katliamı'nın kontrgerilla eylemi olduğu yönünde onlarca kanıt ve ifadeye rağmen failler meçhul kaldı. DİSK, 1977 seçimlerinde yine CHP'ye destek verdi. CHP, birinci parti olmasına karşın ancak azınlık hükümeti kurabildi. Güvenoyu alamıyınca ikinci Milliyetçi Cephe hükümeti kuruldu. DİSK'in 6. Genel Kurulu'ndaysa DİSK Başkanı Abdullah Baştürk oldu. İkinci MC hükümeti döneminde saldırılar arttı. 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi'nden çıkan öğrencilerin üzerine bomba atıldı, yedi öğrenci öldü.
DİSK'in saldırıyı protesto için düzenlediği 'faşizme ihtar eylemi'nde 600 bini aşkın çalışan bir saat iş bıraktı. 26-27 Aralık tarihlerinde 'Maraş katliamı' yaşandı. DİSK'in, katliamı kınamak amacıyla beş dakikalık saygı duruşu eylemine 5 Ocak 1979'da yüz binlerce kişi katıldı. DİSK Genel Merkezi basıldı. Genel Başkan Baştürk ve yöneticiler gözaltına alındı. Bu arada, Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, Prof. Dr. Ümit Doğanay, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil öldürüldü.
1980'de MC hükümeti iktidardayken saldırıya uğrayan DİSK üyesi işçiler Tariş Fabrikaları'nda direnişe geçti. Fabrika polis ve askerlerce kuşatıldı. Halk sokaklara döküldü. IMF patentli 24 Ocak ekonomik kararları açıklandı. Sıkıyönetim, grevler ve 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı. DİSK'e bağlı sendikalar mühürlendi, sendikacılar gözaltına alındı. 22 Temmuz'da DİSK'in kurucusu Kemal Türkler Merter'deki evinin önünde vurularak öldürüldü.
1477 sanıklı DİSK davası
12 Eylül'de askeri darbe yapıldı. Faaliyetine izin verilen Türk-İş, askeri yönetimin desteklenmesini istedi. Sendikal faaliyetler yasaklanırken DİSK'in malvarlığına el konuldu.
1981'de aralarında 52 DİSK yönetici hakkında idam istemiyle dava açılacağı açıklandı. DİSK'e bağlı Deri-İş Başkanı Kenan Budak, 25 Temmuz'da polis tarafından sokakta öldürüldü. DİSK Davası 24 Aralık'ta başladı. 160 dosya birleştirildi, toplam sanık 1477, idamı istenilenlerin sayısı 78'di. Askeri savcılar 15 Ocak 1986'da mütalaayı okudu. Mahkeme, 23 Aralık'ta 264 sendikacı ve sendika uzmanı hakkında 5 yıl 6 ay 20 gün ile 15 yıl 8 ay arasında hapis cezaları verdi. Hukuk skandalına dönüşen dava 10 yıl 10 ay sürdü. DİSK yöneticileri yaklaşık dört yıl tutuklu kaldı. Askeri Yargıtay, 16 Temmuz 1991'de davayı beraatla sonuçlandırdı. Yasaklı dönemden sonra Aralık 1991'de DİSK Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı. DİSK Başkanı Baştürk geçirdiği ani rahatsızlık sonucu 21 Aralık 1991'de yaşamını yitirdi. 1992'de Genel Başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.
1994'te 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda yapılması için yapılan başvuru reddedildi. Sonraki yıllarda da Taksim'de kutlamaya izin çıkmadı. 1994'te DİSK Başkanlığı'na Tekstil Sendikası Başkanı Rıdvan Budak getirildi. Budak'ın 1999'da milletvekili seçilmesinden sonra başkanlığı bir süre Vahdettin Karabay yürüttü ardından Süleyman Çelebi Genel Başkan oldu.
Dostlar buluşuyor
Bu süreçten geçen DİSK, 40 yıllık dostlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Lütfü Kırdar Kültür Merkezi'nde 26 Şubat saat 19.00'da yapılacak kutlamada, Arif Sağ, Ataol Behramoğlu, Edip Akbayram, Ferhat Tunç, Genco Erkal, Mazlum Çimen, Mehmet Ali Alabora, Meral Okay, Moğollar, Mustafa Alabora, Onur Akın, Rahmi Saltuk, Ruhi Su Dostlar Korosu, Sadık Gürbüz, Selda Bağcan, Suavi, Timur Selçuk, Yavuz Bingöl, Yavuz Top ve Zülfü Livaneli sahne alacak.



Çelebi: DİSK Türkiye'nin bugünü ve yarını
İSTANBUL - DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK tarihinin, "Tek tek Türkiye'deki her emekçinin tarihi" olduğunu söylüyor. 40 yıldan bu yana ve-rilen mücadelenin sadece ekonomik olmadığını belirten Çelebi, geçen yılları şöyle özetliyor: "DİSK, Türkiye'nin bugünü ve yarınıdır. Sadece ekonomik mücadele ve-rilmedi. Bugün, siyasal hayatta, demokraside, işçi sınıfının bütün kazanımlarında DİSK'in izleri var. Ancak, bıraktığı bu izlerin bedelini de ödedi. Kemal Türkler ile ödedi. Kenan Budak'la ödedi. 1 Mayıs 1977'deki katliamlarda ödedi. Hapisanelerle ödedi. DİSK, 40 yıllık mücadele tarihinde doğru önderlik yapmıştır. Bizler, Kavel direnişinde, 15-16 Haziran direnişlerinde Türk-İş yöneticilerini yanımızda görmedik ama Türk-İş üyesi işçiler oradaydı. Emek dünyasının kazanımlarının olmadığı dönemler DİSK'in yasaklandığı dönemlerdir. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasıdır. Bu nedenle, DİSK tarihi, sofradaki ekmeğin mücadelesinin tarihidir. Makinelerin başında geçen saatlerin tarihidir. Demokrasinin mücadele tarihidir..."
'Hakları kullanacağız'
Süleyman Çelebi, yeni dönemde izlenecek politikanın ne olacağı sorusu üzerine şunları söylüyor: "Artık çarık ayağı sıkıyor. 40 yıllık buluşma bizim için sadece nostalji toplantısı değil. İşverenlerin talepleriyle oluşan 2821 sayılı Sendikalar, 2822 sayılı Toplusözleşme Grev ve Lokavt Yasası'nın değişeceğine inanmıyoruz.
Anayasa'nın 90'ıncı maddesinin ve uluslararası sözleşmelerin bize tanıdığı bütün hakları kullanacağımızı vurgulamak istiyorum."
Dev Maden Sen Başkanı ve eski DİSK Eğitim Sekreteri Çetin Uygur ise, DİSK'in kuruluşunda imzası bulunan kişilerin TİP'in de kurucuları olduğuna dikkat çekiyor. "Sendika kurulurken işçi sınıfının yol göstericisi 'sosyalizmdir" denildiğini belirten Çetin Uygur, verilen mücadeleyle işçinin siyasi plaformlarda da söz sahibi olduğunu, 1 Mayıs'ın ülke gündemine oturtulduğunu, bu nedenle de sermayenin hedefi haline geldiğini belirtiyor.