DGM Savcısı Kızılarslan hakkında inceleme başlatıldı

Adalet Bakanı, 10 Kasım'da 'çeteleşmeyi' eleştiren Ankara DGM Savcısı Hakan Kızılarslan hakkında inceleme başlattı.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Ankara DGM Savcısı Hakan Kızılarslan hakkında, Ankara DGM'deki 10 Kasım töreninde yaptığı konuşma dolayısıyla, Teftiş Kurulu'na inceleme başlatılması talimatı verdi.
Türk'ün, Kızılarslan hakkındaki talimatı, 'inceleme ve gerektiğinde soruşturmaya dönüştürülmesini' içeriyor. Türk'ün talimatı üzerine, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun incelemeyi yürütmek için görevlendirdiği başmüfettiş, Ankara DGM'ye gelerek çalışmaya başladı. Başmüfettiş, inceleme sonunda, soruşturmaya gerek görürse, Savcı Kızılarslan'ın ifadesini de alacak. Soruşturma sonucunda, suç tespit edilirse, düzenlenecek rapor gereği için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na gönderilecek, Kızılarslan hakkında cezaya gerek olup olmadığına kurul karar verecek.

BAHÇELİ'Yİ KIZDIRMIŞTI

Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin "O savcıyı gözden geçirmek" diye tepki gösterdiği Kızılarslan, hakim ve savcılarca ayakta alkışlanan konuşmasında, özetle şunları kaydetti:
"Günümüz konjonktüründe birtakım iç ve dış güçlerin tüm hırs ve güçleriyle Yüce Önder'in 1919 yılında milli mücadeleyi başlattığı dönemdeki Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu hastalıklı yapıyı ülkemiz ve milletimiz üzerinde yaratmaya çalıştıkları bu günlerde, Atatürk'ün bize 80 sene öncesinden çizdiği yolda yürümeye daha çok ihtiyacımız vardır. Bu güçlerin pek çok konuda kısmen başarılı oldukları ve Cumhuriyet öncesi dönemin birtakım hastalıklı unsurlarının halen günümüz Türkiye'sinde ana sorunları oluşturmaya başladığı da bir gerçektir. Yüce Önder'in Türk gençliğine yaptığı konuşmasında da öngördüğü konular birer realite olarak karşımızda belirmiştir.
Ülke yoğun bir ekonomik bunalıma sokulmuş, devletle ilgili pek çok karar birtakım emperyalist ülkelerce dikte ettirilir hale getirilmiş, ülkeyi yönetenler aldıkları kararlarda milli düşünceleri ve ülkenin ihtiyaçlarından öte kendilerini bağlı gördükleri iç ve dış oluşumların değerlerini esas alır olmuş ve bu amaçla pek çok milli değeri ve Türk insanının emeğini, ekmeğini ve geleceğini ipotek altına almaktan kaçınmaz hale gelmişlerdir. Bu konuda kastı olmayanlarsa gaflet ve delalet içine düşmüşlerdir.
Ülke içinde oluşturulan çıkar amaçlı suç örgütleri, gelişen teknoloji ile ekonominin ve devletin hukuki yapısındaki eksiklikler ve karmaşıklıklardan da faydalanıp bazı kamu görevlileriyle de işbirliği suretiyle, tatminsiz bir şekilde haksız kazanç sağlamaya yönelmiş ve bunu meslek edinmiş, bu hal devletin kaynaklarının ve vatandaşlarının sistemli bir şekilde soyulması halini almıştır."