Dilek'in ilaç savaşı

Dilek'in ilaç savaşı
Dilek'in ilaç savaşı

Dilek Özçelik, ilaç bulma konusunda yardım istediği Bakan Bayraktar ın kendisine para vermesi üzerine tepki göstermişti.

Dilek Özçelik, İngilizce öğretmeni olmaya hazırlanırken üç hafta önce 'lenfoma' teşhisiyle kendisini bir anda ölüm-kalım savaşının içinde buldu. Hastalığının tedavisi vardı ama ilacı ortada yoktu. Hastalar ilaç için rekabet ediyordu...
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye , Dilek Özçelik’i iki gün önce tanıdı. Edirne’ye gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a, kanser tedavisi için ilaç bulamadığını anlatmaya çalışırken cebine para sıkıştırıldı. Genç kadın parayı bakana geri verip ağlayarak uzaklaşırken kendisi gibi ilaç bulamayan tüm kanser hastalarının da çığlığı oldu.
Dilek Özçelik, Trakya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi. 22 yaşında. Aylardır şikâyetleri vardı ve nedenini bulmak için test ve tahlillerle uğraşıyordu. Üç hafta önce lenf kanseri olduğunu öğrendi. Aslında hastalığının çaresi var. Ancak tedavi için gerekli ilaçları bulmak zor. Bu zorluğu üç haftalık mücadelesi sonrasında anlayan Özçelik, önceki gün Bakan Erdoğan Bayraktar’a derdini anlatmaya çalıştı. Sonrasında yaşadıklarını tüm Türkiye öğrendi. 

Hastaneye yatırıldı 

Görüntülerin ekranlara gelmesinin ardından Edirne Valiliği dün harekete geçerek Özçelik’in Trakya Üniversitesi’nde tedavi olabilmesi için yatışına yardım etti. Özçelik’i hastanede bulduk. Basının yoğun ilgisinden çekinse de yaptığı açıklamaların ilaç bulamayan hastalara katkısı olacağını düşündüğü için kimseyi geri çevirmedi. Bir yandan hastalığı bir yandan da yaşadığı iki günlük yoğun tempo nedeniyle yorgundu. Hikâyesini şöyle anlattı:
“Tekirdağ’da yaşıyoruz. Ailem 22 yıl önce Sivas’tan göçmüş. Üniversiteyi kazanınca Edirne’ye geldim. Bir yıldır bağışıklık sistemimle alakalı sorunlar başladı. Hafif nezle olsam üç hafta yataktan çıkamıyordum. Doktora üşüttüğüm için gittim. Boynumun altında da bir kitle vardı. Doktora gösterdim. Ekim-kasım gibi tedavi süreçlerine başladım. O kitlenin alınması gerekiyordu. Ameliyat oldum. Aklıma ciddi bir sorun olacağı gelmiyordu. Üç hafta önce kitle ile ilgili sonuçları aldım.”
Özçelik, kanser olduğunu öğrendikten sonra “Nasılsa o saçlar bana ait olmayacak” diyerek önce saçlarını kestirmiş. Henüz kemoterapiye başlamamış çünkü gerekli ilaçlara ulaşamamış. Özçelik, teşhisi ilk öğrendiği anı şöyle anlattı:
“İlk öğrendiğimde küçük bir kriz yaşadım. Ancak birçok insan gibi ‘Neden ben’ diye sormadım. Ailemi çok düşündüm. Annem-babam çok duygusal. İlaç konusunda hiçbir şey yapamayacaklarını bildikleri için yaşadıkları çaresizlik, bana karşı boyunlarının bükük oluşu beni bir çıkmaza soktu. Babam işçi emeklisi. Annem ise ev hanımı. Babam Türkiye’de açlık sınırının altındaki bir maaşla 5 kişilik bir aileyi geçindirdi. Ancak biz her zaman kendi kendimize yeten bir aile olduk.” 

‘Hastalar bile söylemiyor’ 

Dilek’i Bakan Bayraktar’la ağlatan o diyaloğa sürükleyen asıl neden kanser tedavisindeki gerekli ilaçların bulunamamasıydı. Saçlarını nasılsa tedavi sırasında dökülecekler diye önceden kestirse de henüz kemoterapiye başlayamamış. Çünkü ilaçlarına ulaşamamış. Yaşadıkları, kanser hastalarının ilaç sıkıntılarına tercüman oluyor:
“Hastalığın tedavi sürecinin normal şartlarda 8-10 ay olduğu söyleniyor. İlaçlara ulaşmak çok zor. Eczanelerde yok. İlaç depolarında, serbest piyasada bulunuyor. Karaborsa. Doktor, ilacı bulmam konusunda beni diğer hastalara yönlendirdi. Ancak ilacı bulma konusunda rekabet var. Hastalar bile yardım etmiyor. Çünkü ilaç bulmak büyük bir savaş. Ve bu herkesin kendi savaşı. Bir hasta arkadaşım kimseye güvenmemem gerektiğini söyleyerek bana ‘İlacımı kimseye vermiyorum, ancak kemoterapi sırasında kullanılacağı an ilacı doktora ya da görevliye teslim ediyorum’ dedi.”
Özçelik’in bulmaya çalıştığı ilaçların isimleri Dakarbazin ve Blemicin. Doktorun Dilek’e verdiği bilgiye göre hastalığı boyunca kullanacağı ilaçların maliyeti 15-20 bin arasında değişecek. Ancak tedavi uzadıkça maliyet de katlanacak.
Dilek, “Hastane o kadar yoğun ki, teşhis sırasında doktora fazladan soru soramıyordum. Sanki başka bir hastanın hakkını alıyorum gibi geliyordu” diyor:
“İlaçları bulmak için sürekli telefon halindeyim. Nerede bulursak oraya koşuyoruz. Yurtdışında tanıdığım yok. Arkadaşlarımın yurtdışındaki tanıdıkları üzerinden getirmeye çalıştık. İlacın birini hayırsever bir vatandaş sayesinde buldum. Ancak diğerine hâlâ ulaşamadım. Hastaları tanıdıkça gözüm korkuyor, demoralize oluyorum.”

İlk rica Sağlık Bakanı’naydı

Özçelik, Bakan Erdoğan Bayraktar’la karşı karşıya gelişini şöyle anlattı:
“Otobüs durağında bekliyordum. Merkezden yurduma gidecektim. Bakanı görünce önce ablamı aradım. Çünkü bir hafta önce Sağlık Bakanı, ailemin yaşadığı Saray’a gitmişti. Ablam benim hastalığımı, ilacı bulamadığını, teşhisimi anlatan mektubu ve evrakları hazırlayıp Sağlık Bakanı’nın korumalarına ve eşine verdi. Ancak cevap gelmedi. Erdoğan Bayraktar’ı önce Sağlık Bakanı sandım. Ablamı arayıp ‘Konuşayım mı?’ diye sordum. Ablam ‘Konuş tabii’ dedi. Ben de derdimi anlatmak için yanına gittim. ‘İlacı bulamıyorum’ dedim. ‘İlaç kaç para tutuyor onu söyle’ dedi. Ben tekrar ısrarla ‘Bakanım ilaca ulaşamıyorum’ dedim. Bir demet parayı elime vermek istedi. Almayınca cebime koydu. Sonra da ‘Cebinde çok para var, dikkat et düşürme’ dedi. Ben paraya dokunmadım bile. Daha sonra çıkarıp hepsini verdim. Caminin önüne gittim, iki çift söz söylemek istedim. Ben yaygaracı değilim. Ancak gururum kırıldı. Ağlayarak uzaklaştım.”

Ağlayınca ilaç listeye girdi!

Dilek Özçelik’in dramı, Türkiye’deki ilaç sistemi tartışmalarını da yeniden başlattı. Hayati önemdeki ilaçlarda kamunun fiyatlandırma politikası nedeniyle kriz yaşanabiliyor. Türkiye’nin ilaç fiyatlarında son yıllarda arka arkaya yaptığı indirimler nedeniyle bazı firmalar zarar gerekçesiyle kritik önemdeki ilaçlarının bir kısmını Türkiye pazarına sokmuyor. Bu ilaçlar ancak ithalat yoluyla hastalara ulaştırılabiliyor. Dilek’in ilaçlarından ‘Blemicin’ dün Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme listesine alındı. Geri ödeme listesine alınan ilaçlar eczanelerden ücretsiz temin edilebiliyor. ‘Dekarbazin’ ise temininde yaşanan güçlük nedeniyle Türk Eczacıları Birliği (TEB) tarafından yurtdışından getiriliyor. SGK yetkilileri, bu ilacın temininde sıkıntı yaşandığı için 1-1.5 aydır TEB tarafından getirildiğini söyledi.