Diliyle, dizisiyle, eğlencesiyle TRT?Şeş sessizce ilerliyor

Diliyle, dizisiyle, eğlencesiyle TRT?Şeş sessizce ilerliyor
Diliyle, dizisiyle, eğlencesiyle TRT?Şeş sessizce ilerliyor

TRT Şeş?in en çok konuşulan programı, Rojîn?in sunduğu Rojîname. Hafta içi her sabah edebiyat, sinema, müzik ve kadın meseleleri tartışılıyor. Ancak temel sıkıntı, içeriğinin zayıflığı ve bazen konuklarının amatör olması. fotoğraf: afp

*Her kanalda olan programlar iyi kötü TRT?Şeş'te de var. En ünlüsü 'Rojîname'. Ancak ünlü Kürtler, TRT?Şeş'e çıkmayı seçim sonrasına bırakmış gibi
*Spor programı şaşırtıcı derecede iyi. Yakında 'Kürtstar' da başlayacak. En bıçak sırtı saat ise haberler. Sunucu yok, haberler kısa ve objektif...
Haber: ABİDİN PARILTI - abidin@abidinparilti.com / Arşivi

Yaklaşık iki buçuk ay önce Türkiye’de ezber bozan bir gelişme oldu. Malumunuz TRT Şeş açılmayacak, açılacak, haklı olarak yine bir kandırmaca var ortada, böyle bir adım atılamaz denirken birden bire açıldı ve hayatımızdaki mühim, tartışmayı hak eden, geçmişi yeniden gözden geçirmemizi gerektiren bilumum sebeplerle yerini aldı.
Başlangıçta TRT Şeş’in açılması Kürt sorununu çözmek açısından bir adım olarak değerlendirildiği için ( bu durum Kürtlerin bütün taleplerinin karşılandığı anlamına kesinlikle gelmemektedir). içeriği de merak konusuydu. Ancak unutulmaması gerekir ki bu kanal daha iki buçuk aylıktır ve test yayını olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda kanalın genel gelişimine bakıldığında biraz insaflı ve iyi niyetli davranılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu ülkede neredeyse cumhuriyetle yaşıt olabilecek bir yasaklama, yok sayma süreci vardı. Hâlâ da önemli oranda devam etmekte. Resmi argümanlarla dillendirirsek, Kürtler yoktu, dolayısıyla dilleri, edebiyatları, müzikleri yoktu. Kürtçe konuşanlar cezalandırılıyordu, bu dili yaşatmak isteyenler sürgüne gidiyordu, ölüyordu, öldürüyordu. Bütün bu sorunlar ne yazık ki hâlâ devam ediyor. Dolayısıyla Kürt toplumu üzerinde müthiş bir baskının olduğu herkesin malumu. Kürtler bile siyasetlerini Türkçe yapmak zorunda kaldılar. Kürtçe, köylerde mahpus bırakıldı. Şehirli dili olamadı, oldurulmadı. (Bakınız kıro ve keko kelimelerine ve manasından ne kadar uzaklaştırıldığına. Kıro: Oğul, keko ise kardeş demek).
TRT Şeş 24 saat yayın yapıyor. Bunun 12 saati günün belli saatlerinde, özellikle geceleyin, tekrarlardan oluşuyor. Kanalda yerli ve yabancı diziler (şu ana kadar sadece dublajlı diziler), kadın programı, eğlence programları, çizgi filmler, sinema, gezi, sohbet, toplumsal yaşam sorunlarını ele alan programlar, haberler, hava durumu, ağırlıklı olarak BBC belgeselleri, parodiler, Kürt geleneklerine, müziğine dair belgeseller, Kürt dünyasından portreler, kitap tanıtım programları, gençlik programları, spor, çevre ve ekoloji programları yer alıyor. Aslında bir televizyon kanalında olabilecek her programın iyi kötü burada da olduğu görülür. Bu programların tamamı Kürtçe.
TRT Şeş’te en çok gündeme getirilen, en çok konuşulan program kuşkusuz Rojîn’in sunduğu Rojîname’dir. Bu program hafta içi her gün sabah saat 11.05’te çeşitli alanlardaki konuklarıyla ekrana geliyor. Edebiyat, sinema, müzik, kadın meseleleri tartışılıyor. Buradaki temel sıkıntının içeriğinin zayıflığı ve bazen konuklarının oldukça amatör olmasıdır. Bu konuda dışarıdan aldığım duyumlar ise tanınmış birçok Kürt sanatçının programlara katılmaya gönülsüz oldukları, en azından bu meseleyi seçim sonrasına bıraktıklarına dairdir. Bu sıkıntı Nilüfer Akbal’ın programı için de geçerli.
Nilüfer Akbal’ın sunduğu ‘Bûka Baranê’ kanalın dikkat çeken bir diğer müzik eğlence programı. Başlangıçta Kurmanci lehçesini pek konuşamayan Akbal belli ki çok çaba harcıyor ve son zamanlarda bazen yanlış kelimeler söylese de dile hâkimiyetinin gittikçe arttığını söyleyebilirim. ‘Bûka Baranê’ çok gündeme gelmese de, bence dikkat edilmesi ve üstünde durulması gereken eğlenceli bir program. ‘Bûka Baranê’ cuma akşamları saat 20.20’de yayınlanıyor. 

İkinci Bahar, Ekmek Teknesi
Dizilere dönülüp bakıldığında bugünlerde en dikkati çeken iki dizinin ‘İkinci Bahar’ ve ‘Ekmek Teknesi’ olduğu rahatlıkla söylenebilir. Yayınlandığı dönemde Türk televizyonlarında reyting rekorları kıran, insanları ekranlara kilitleyen bu diziler daha önce TRT’de yayınlanmamasına rağmen Kürtçe dublajıyla bu haftadan itibaren yayınlanmaya başlandı. Bu dizileri Kürtçe izlemek hakikaten güzel. ‘İkinci Bahar’ ve ‘Ekmek Teknesi’ cumartesi hariç her gün saat 14.20 ve 16.10’da yayınlanıyor.
Diğer dizileri ise şöyle sıralayabiliriz: ‘Sarayın Rüzgârı’, ‘Selahaddin Eyyubi’, ‘Aşk Yeniden’, ‘Karanlıkta Koşanlar’, ‘Şeytan Ayrıntıda Gizlidir’...
Yayınlanan bazı sinema filmleri ise: ‘Eşkıya’, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’, ‘Her şey Çok Güzel Olacak’, ‘Esaretin Bedeli’, ‘16.Blok’...
Sözü edilen dizi ve sinema filmi dublajlarının bazılarında oldukça başarılıyken bazılarında hâlâ eksiklikler taşıdığı, seslerin bazen uymadığı söylenebilir. Ancak yayın hayatına başladığından beri TRT Şeş’in bu konuda da oldukça ilerlediğini söyleyebiliriz. İlk günlerde ellerindeki metni bile okumaktan yoksun sesler artık yok. Dublaj gittikçe daha ehil seslerle daha profesyonelleşiyor. 

Hepsinde aynı renklilik yok
Kültür, sanat ve toplumsal yaşamı ilgilendiren programlarda ise aynı renkliliğin bazı programlarda görülmediğini söyleyebiliriz. Bu programlardan bazılarını mercek altına alırsak cumartesi günleri saat 12.30’da yayınlanan Rengê Şêwrê’nin başarılı olduğu söylenebilir. Bu programda daha entelektüel ve toplumsal yaşama duyarlı sohbetler, tartışmalar gerçekleştiriliyor. Pazartesi saat 20.25’te yayınlanan ‘Mirovek û Jiyanek’te ise daha çok toplum önderleri, entelektüeller, alimlerin hayatları bizzat kendi ağızlarından işleniyor. Bence bu iki program kanalın en başarılı sohbet programları. Diğer yandan pazar günleri 21.15’te yayınlanan ‘Jiyana Civakî’ programı ise başlangıcından itibaren zaten zayıfken şimdi de gittikçe amatörleşiyor. Bu programın daha dikkatli sunulması, konuklarını seçmekteki yelpazeyi genişletmesi, bütün konularını ve konuklarını dinsel meselelere dayandırmaması gerekiyor. 

Bir ilk daha, Kürtçe mevlit
9 Mart’ta ise TRT Şeş bir ilki daha gerçekleştirdi ve Kürtçe mevlit okuttu. Diyarbakır Ulu Cami’de çekilen ve banttan verilen mevlit öncesi vaazda kardeşlik teması öne çıkarıldı.
Cumartesi saat 15.00’te yayınlanan ‘Weşanxane’, bir kitap tanıtım programı. Bu programda Kürtçe-Türkçe kitaplar, dergiler, yazarlar ve yayınevleri tanıtılıyor. Ancak burada Kürtçe yayınlara daha çok yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum. ‘Gulên Edebîyatê’ ise daha çok yazarların konuk olduğu ve edebiyatın konuşulduğu bir program. 

Kürt yönetmenler yer almalı
‘Perda Spî’ ise perşembe 18.35, cuma 18.40, cumartesi 13.30’da yayınlanan bir sinema programı. Bu programda gündemde olan filmler, yönetmenlerle söyleşi, çıkan DVD’ler tanıtılıyor. Gayet düzeyli ve de bilgilendirici bir program. Ancak bu programın da temel eksiği Kürt filmlerinin ve yönetmenlerinin görülmemesidir. Oysa bu programda şu an vizyonda değilse bile Kürt yönetmenlere özel bir bölüm açılmalı ve onlar tanıtılmalıdır. Örneğin Hiner Selim, Behman Qubadî gibi dünya çapında nam salmış, çeşitli festivallerde çokça ödüller almış yönetmenler burada muhakkak yer almalı; ‘Votka Limon’, ‘Sıfır Kilometre’, ‘Kaplumbağalar da Uçar’, ‘Sarhoş Atlar Zamanı’ bu kanalın ekranlarında mutlaka görülmelidir. 

Tek parodi programı
‘Tewlo’, TRT Şeş’in tek parodi programı. Perşembe 21.50’de yayınlanan ‘Tewlo’ başlangıçta oldukça amatördü. Ki hâlâ amatörlükleri birçok bakımdan sürse de umut vericidir.  Mizahının ise yerelleşmesi ve bazı oyuncuların Kürtçenin ruhunu taşıması gerekiyor.
Pazartesi 21.25’te yayınlanan Spor programı ise şaşırtıcı derecede iyi gidiyor. Üç kişinin sunduğu bu programda bir yandan süper lig maçları anlatılıp, tartışılırken bir yandan bölgeyi ilgilendiren takımlara da ayrıca yer veriliyor. Maçların özetleri heyecanlı ve son derece güzel bir Kürtçeyle veriliyor.
Hafta içi her gün 17.00’de ekrana gelen ‘Şevbêrk’ ve pazar 23.05’te yayınlanan ‘Kerwanê Şevê’, kanalın en zayıf programları. ‘Şevbêrk’ birkaç dengbêjin ve şarkıcının özensizce programa alındığı bir program. ‘Kerwanê Şevê’ ise bir dengbêjin, yanındaki birkaç kişi eşliğinde ekran karşısında hikâye anlatmasından ibaret. Aynı keyifsizlik orada da var. Her iki program için de dengbêjliğin bu programları yapanlarca anlaşılmadığı, işin kolayına kaçıldığı söylenebilir.
Çarşamba 18.30’da yayınlanan ‘Rêwî’ bir belgesel programı. İyi bir program. Doğu’nun bütün kentleri geziliyor bu programda ve oranın renkli, çokkültürlü yapısı ekrana taşınıyor. 
Haberler ise saat 20.00’de sunucusuz yayınlanıyor. En bıçak sırtı konu olarak durmakta haberler. Ama bu iki buçuk aylık dönemde haberlerin son derece düzeyli, kısa ve objektif verildiği söylenebilir. Herkesin kolaylıkla anlayabileceği, arasına Türkçe kelimeler karıştırılmadan, Kürtçeyi doğru kullanan bir sunucu tarafından veriliyor. Akşam saat sekizde Kurmanci lehçesiyle verilen haberlerin tekrarı gece Zazaki lehçesinde verilmekte.  

Şehir Türkçe, bölge Kürtçe
Hava durumu ise TRT 1’de nasıl veriliyorsa aynı kısalıkla, sözsüz olarak veriliyor. Burada şehir isimleri Türkçe’de yazıldığı gibi, bütün bölge isimleri ise Kürtçe veriliyor. 
Gel gelelim TRT Şeş’in yeni yayın döneminde koyacağı programlarla ilgili aldığım duyumlara. Yeni dönemde iddialı birkaç program var. Ressam Ahmet Güneştekin’in yönetiminde ‘Sazbend ve Güneşin İzinde’nin Kürtçe dublajı yeni yayın döneminin favorilerinden. ‘Sazbend’ özelde Kürtleri genelde Türkiye’deki çalgıcıları, kültürlerini, yaşam biçimlerini ele alıyor. Aydın Aydın’ın kanalda yeni bir müzik programı yapacağı duyumları var. Kürtstar yarışması da başlayacakmış. TRT Şeş’te Kürtçe dizilerin de yakın zamanda çekilmeye başlanacağı aldığım duyumlar arasında. Reklam konusu da ilgi çekici. Daha önce Radikal gazetesi Kürtçe-Türkçe reklam vermişti. Yakında bazı cep telefonu şirketlerinin Kürtçe reklam vermeye hazırlandıkları da söyleniyor. 

Siyasileşmemiş kelimeler
Genel olarak kanalda kullanılan dil ile ilgili bir şeyler söylemek gerekirse, kanalın siyasileşmemiş kelimelerin kullanılmasına dikkat ettiği söylenebilir. Örneğin haberlerde şehit kelimesinin yerine şehidin Kürtçe karşılığı olan ‘pakrewan’ (tam karşılığı olmasa da temiz, ak pak giden demek) kelimesi kullanılıyor ki bence çok da iyi bir seçim olmuş. Sunuculu programlarda ise Kürtçenin kullanım biçimi konusunda bir sorun gözlenmiyor. Ancak bazı konukların Kürtçesi oldukça zayıf. Altyazıların bazı programlarda gramatik anlamda sorunlar taşıdığı görülüyorsa da şehirler dışındaki yazılı bütün görsellerde Kürt alfabesi kullanılıyor. Yani X,W,Q kullanılıyor. Kanalın standartlaşması gereken bir dili olmalı. Ancak bütün bunlar için de sanırım zamana ihtiyaç var.