Din dersi öğretmenleri Alevilik konusuna ikiye bölündü

Din dersi öğretmenlerinin yüzde 95.8'i zorunlu din dersinin sürmesini istiyor. Yüzde 93,5'i "Gerçek hakikat yalnızca benim dinimdedir" görüşünü benimsiyor. Yüzde 45.7'si derslerde Aleviliğin öğretimine yeterince yer verildiğini savunuyor. Yüzde 39,3'ünün bu görüşe katılmıyor


ANKARA - Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Kaymakcan’ın, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri arasında yaptığı araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 45,7’si derslerde Aleviliğin öğretimine yeterince yer verildiğini savunuyor.
"Öğretmenlerine göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri-Yeni Eğilimler: Çoğulculuk ve Yapılandırmacılık" isimli araştırma, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin, dersi ve onunla ilgili konulardaki görüşlerini bilimsel olarak tespit etmeyi amaçlıyor. Araştırmada, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki 30 ilden gelen 774 anket değerlendirildi.
Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 82,5’inin erkek, yüzde 17,5’inin de kadın olduğu belirtilen araştırmada, öğretmenlerin yüzde 71,2’si ilahiyat fakültesinden, yüzde 11,3’ü din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümünden, yüzde 9,9’u Yüksek İslam Enstitüsü’nden, yüzde 7,6’sı ise ilahiyat tezsiz yüksek lisans mezunlarından seçildi.
Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 76,9’u, "seçme şansları olsa başka bir branşta öğretmenliği tercih edeceğini" ifade ederken, yüzde 65,9’u "daha avantajlı bir mesleği seçme şansım olsa öğretmenliği bırakırdım" görüşünü dile getirdi.
Devlet okullarında zorunlu din dersinin verilmesi gerektiğini düşünen öğretmenlerin oranının yüzde 95,8 olduğu belirtilen araştırmada, öğretmenlerin yüzde 74,4’ü din dersi saatlerini yeterli görmüyor, yüzde 95,8’i de mevcut din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden başka, isteğe bağlı bir "İslam din dersi" olması gerektiğini kaydediyor.


-AİLEDEKİ DİN ANLAYIŞIYLA OKULDA ÖĞRETİLEN BİR DEĞİL-


Anketi cevaplandıran öğretmenlerin yüzde 97,9’u, dersin programı oluşturulurken Diyanet İşleri Başkanlığından görüş alınması gerektiğini düşünüyor. Bu görüşü yüzde 72,1 ile "eğitimle ilgilenen sivil toplum örgütleri", yüzde 64,9’la "diğer din temsilcileri", yüzde 57,2 ile "Alevi sivil toplum örgütleri" ve yüzde 49 ile "eğitim sendikaları" izliyor.
Katılımcıların yarısı öğrencilerin aileden getirdikleri din anlayışı ile okulda öğrendikleri dinin birbirleriyle uyumlu olmadığı görüşünde. Öğretmenlerin yüzde 56,6 oranındaki derslerin İslam’ın ilmihal kitaplarındaki gibi öğretilmesi" anlayışına karşı çıkarken, yüzde 73,4’ü diğer Müslüman ülkelerin İslam’ı nasıl yaşadığının da ders programına eklenmesi gerektiğini ifade ediyor.
"Dinler arasında bir fark yoktur ve dinler aynı gerçeğin farklı yansımalarıdır" görüşüne katılmayan öğretmenlerin oranının yüzde 65,1 olduğu araştırma, öğretmenlerin yüzde 93,5’inin "Gerçek hakikat yalnızca benim dinimdedir" görüşünü benimsediğini ortaya koyuyor.
Öğretmenlerin büyük bir kısmı, "arkadaşlarının dini bütün bir Müslüman olması gerektiğini", "başka dinden olanlar arasında da iyiler olabileceğini", "dinleri farklı olanlarla kültürel ilişkilerin devam ettirilmesi gerektiğini" ve "farklı dini inanışların olmasının Türkiye için zenginlik olduğunu" belirtirken, yarıdan fazlası farklı dinlere ait kitap ve broşürlerin serbestçe dağıtılmasına karşı çıkıyor.


-DERSLERDE ALEVİLİK HAKKINDA DA BİLGİ VERİLMELİ-


Araştırmaya katılanlara, "Din dersinde Alevilik hakkında bilgi verilmeli mi?" ve "Din derslerinde diğer dinler hakkında bilgi verilmesini destekler misiniz?" şeklinde soru da yöneltildi. Öğretmenlerin sadece yüzde 12,2’si, derslerde Alevilik hakkında bilgi verilmesini doğru bulmazken, diğer dinler hakkında bilgi verilmesini desteklemeyenlerin oranının ise yüzde 7,7 olduğu kaydedildi.
Derslerde Aleviliğin öğretimine yeterince yer verildiğini düşünen öğretmenlerin oranının yüzde 45,7 olduğu ifade edilen araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 39,3’ünün bu görüşe katılmadı. "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Aleviliğe daha fazla yer verilmeli" düşüncesine, öğretmenlerin yüzde 43,7’i katılmazken, 36,8’si bu düşünceyi savunuyor.
Öğretmenlerin yüzde 48,5’i, derslerde Aleviliğe fazlaca yer verildiği takdirde, bunun ileride müstakil Alevilik dersine yol açabileceğini düşünüyor. Bu görüşe öğretmenlerin yüzde 32,1’i katılmazken, bu tür konularda kararsız olduğunu belirtenlerin oranı da yüzde 20’lere ulaşıyor.
Katılımcıların yüzde 59,4’ü, bu dersi veren meslektaşlarının Alevilikle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları görüşünü taşıyor.
Alevilik tanımının da sorulduğu araştırmada, öğretmenler soruya farklı yanıtlar veriyor. Katılımcıların yüzde 23,8’i Aleviliği "Yaşam Biçimi" olarak nitelendirirken, yüzde 21,6’sı Aleviliğin "Siyasi Oluşum" olduğunu belirtiyor. Bu tanımlamaları yüzde 19,1 ile "Şia’nın bir kolu", yüzde 15,3 "Mezhep", yüzde 11,2 "Tarikat", yüzde 0,8 oranıyla "Din" izliyor.


-MATERYAL DESTEĞİ VERİLMELİ-


Araştırmacı Prof. Dr. Recep Kaymakcan, sonuçlarla ilgili yorumlarında, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerine, programı ve yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı konusunda nitelikli hizmet içi eğitim verilmesinin önemine değinerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlere konuyla ilgili materyal desteği vermesinin gerektiğini belirtti.
Kaymakcan, sonuçların, öğretmenlerin derste Alevilik öğretimine yer verilmesi konusunda oldukça üst seviyede fikir birliğine sahip olmalarına karşın Aleviliğe ne kadar yer verilebileceği konusunda genel bir kanaatin oluşmadığı ve bir kararsızlığın olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Çalışma bulgularından, Aleviliğin tanımı ve algılaması konusunda öğretmenlerin bir zihin karışıklığı içerisinde olduğunun anlaşıldığını ifade eden Kaymakcan, şunları kaydetti:
"Öğretmenlerin çoğunun Alevilik konusunda kendilerini yeterli görmemesi de bizlere din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni yetiştirme ve hizmet içi programlarının Alevilik öğretimi bakımından yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.
Bu kapsamda yapılacak önerilerden birisi de Alevi sivil toplum örgütlerinin, Alevi gençleri din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümünü tercih edip, ileride bu dersin öğretmeni olmaları konusunda teşvik etmeleri olabilir. Türkiye’de mevcut üniversiteye giriş sistemindeki temel kriter giriş sınavında başarılı olmaktır. İlahiyat, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğinde öğrenci olmak için hangi inanca mensup olduğu veya inançlı olup olmadığı bir değerlendirme ölçütü değildir."
Kaymakcan, araştırma bulgularına göre, din kültürü ve ahlak Bilgisi öğretmenlerinin, "değişime açık ancak ihtiyatlı muhafazakar bir anlayışı benimsediklerini" ifade etti. (aa)