Dine yenilikçi bakış

Yenilikçi Abdülla
tif Şener, 'din adına siyasetin sağlıksız olduğunu' belirtirken,
"Demokratik devlet anlayışının gerekliliği ortaya çıktı" dedi.
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

Size 'yenilikçi' deniyor. Yenilikçi misiniz gerçekten?
Evet yenilikçiyiz.
Eski partiden size katılmayanlar 'gelenekçiler' grubunu oluşturdu. Onlardan sizi ayıran görüş farklılıkları neydi peki?
Türkiye'de partilerin söyledikleriyle yaptıkları arasında bağlantı yok. Seçim zamanları siyasetçiler, genel başkanlar, toplumdaki her şeyi ve bütün kurumsal yapıları mutlak anlamda dönüştürme gücüne sahiplermiş gibi ortaya çıkarlar. Şunu, bunu yapacağız diyerek reel zeminle ilgisi olmayan çok şey söylerler. Oysa Türkiye'de değişebilirler ve değişemezler vardır. Bu hem toplum hem siyasetçiler tarafından iyi kavranmalı. Bir siyasi parti reel zeminde siyaset yapmalı. Ama Türkiye'de reel zeminde siyaset yapılmıyor. Artık bu siyaset anlayışı tıkandı. Kamuoyu yoklamalarında hiçbir parti yüzde 5'i bile aşamıyor. Bu partilerin devirleri bitti. Siyaset yenilenmek zorunda. Ayrıca partilerde belli yerleri yakalayanlar ölünceye kadar orada kalmamalılar. Biz, genel başkanlık, milletvekilliği süresini sınırlayacağız. Adayları mümkün olduğunca önseçimle belirleyeceğiz. Mesela üç dönemlik milletvekilliği makul.
Bağışlayın ama farkınızın ne olduğunu tam anlayamadım.
Gelenekçilerle aramızda Türkiye'nin geleceğine yönelik temel farklılıklar var. Biz, aydınlardan vatandaşlara kadar herkesin görüşüne açığız. Biz vatandaşın mutluluğunu istiyoruz. Bunu gerçekleştirecek olan da zenginleşme ve demokratikleşmedir. İnsan hak ve özgürlüklerinin sağlanmasıdır. İnsanları horlayarak, aşağılayarak, sürekli birbiriyle didişen gruplar oluşturarak, insanların potansiyelini iç meselelerle harcayarak, geleceğe umutla bakma şevkini kırarak bir toplumun mesafe alması mümkün değil. Kurumsal yapıda hoşgörü ve rekabetin olması lazım.
Kurumsal yapı, devlet mi?
Tabii. Hoşgörü ve özgürlükleri temel almayan kurumsal yapılar zenginleşmeyi ve insanların mutluluğunu sağlayamaz. Hak ve özgürlükleri temel almayan bir yapıdan insanlar için umut çıkmaz. Ömrüm Türkiye'deki gerginlikleri izlemekle geçti. Bu toplum sürekli iç tehdit ve tehlike algılamalarıyla meşgul. Üretken enerjisini kısır çekişmelere harcadı. 1980 öncesinde sağ sol çatışması, daha sonra Kürt-Türk, laik-antilaik çekişmeleri gündemi işgal etti. Bu korku ve evham ortamı, demokratikleşmeyi ve yapısal düzenlemeleri engelledi. Özellikle birkaç yıldır vurgulanan bazı tehlike algılamaları var ki, herhalde bana bakan biri böyle bir tehlike algılaması içinde olamaz.
Size bakan bazıları şeriat tehlikesi mi algılıyor diyorsunuz?
Bir kesimde var bu. Toplumun belli bir kesimi bu korkuyla kendisine yer belirliyor ve bazı yapısal dönüşümlere karşı çıkıyor. Bu evham ortamı Türkiye'yi gerileten ana unsurlardan biridir.
Bu korku ve evhamda payınızın olmadığını söyleyebilir misiniz? Dine çok fazla vurgu yapan siyasi çizgi, karşısında laikliğe çok fazla vurgu yapan siyasi hareketi geliştirdi. İki hareket de demokrasiye hiç vurgu yapmadı. Dine vurgu yapmayı sürdürecek misiniz?
Biz, dini özgürlükleri, diğer özgürlüklerin bir parçası olarak ortaya atacağız. Din adına siyaset sağlıklı bir hadise değildir. Belli bir inancı ve siyaset anlayışını belli kalıplar içinda algılayıp ve bunun mutlak doğru olduğuna inanıp, bütün sorunları çözeceğini düşünmek, sizin dışınızdaki insanlara kendi mutlak doğrunuzu dayatmaya çalışmak, insanlığın felaketi olur. Çünkü bu anlayış tartışmaya kapalıdır. Biz yenilikçiler, diyalaoğa açık olacağız.
Gelenekçiler de, yenilikçiler de Refah'ın tabanından oy almak istiyor. Tabanın eğilimi ne? Tabanındaki görüşler de değişti mi?
Refah-Fazilet tabanının değişmiş olması yukarıyı zorladı zaten. Araştırmalar, bu seçmenin yüzde 80'inin yenilikçilerden yana olduğunu gösteriyor.
Dinci kesimin önde gelen isimlerinden Ali Bulaç kendisiyle yaptığım konuşmada 'İslami devlet projesi' çöktü demişti. Kapatılan Fazilet'in eski başkan yardımcısı şimdiki Saadet Partisi'nin kurucusuMehmet Bekaroğlu da benzer bir görüşü dile getirmişti. Taban İslami devlet projesinden vaz mı geçti?
İslami devlet projesiyle ilgili yazılanlar çizilenler var ama halkın da günlük dertleri var. İnsanlar aş ve iş istiyor. İnancını da serbestçe yaşamak istiyor. Artık kimse laik-antilaik çatışma, karşılıklı cebelleşme istemiyor. Dinin, devletle ilgili talebinde bir dönüşüm var. İslami hareketler dünyada ve Türkiye'de yeni bir bakışa yöneliyor. Ali Bulaç'ı on sene önce dinleseydiniz, çok farklı bir çizgi koyacaktı. Refah Fazilet çizgisindeki seçmenin tamamının talebi din devleti değil. Seçmenin yüzde 80'inin kabul ettiği çizgi, hoşgörüye, uzlaşmaya, diyaloğa dayalı olan bizim çizgimiz. Anketlerdeki oy potansiyelimiz yüzde 40'ın üzerinde görülüyor.
Saadet kimden oy alacak sizce?
Eski oyların küçük kısmını alacaklar. Yüzde 2-3 oyları olduğunu sanıyorum.
Bugüne kadar kimse açıkça Erbakan'a karşı çıkmadı sizin geleneğinizde. Hangi politikaları sizi onun çizgisinden ayrılmaya zorladı?
Biz Refah çizgisinden değil, ülkedeki tüm siyaset anlayışından ayrılıyoruz.
Erbakan'ın 28 Şubat kararlarını imzalaması ayrılmanızın nedenleri arasında mı?
Ülke bazında doğrular bir kere belirlendikten sonra o doğruların mücadelesi verilmeli. Zikzaklar tabanda hoş karşılanmaz. 28 Şubat kararlarının imzalanmasında, Türk siyasi hayatının genel bir zaafı var. 1961 Anayasası'yla siyasi hayata girdiğinden beri, Milli Güvenlik Kurulu kararlarını, hoşlansa da hoşlanmasa da imzalamamış hiçbir başbakan yoktur. Bütün başbakanlar MGK kararlarını imzaladı. Hadise sadece Erbakan hadisesi değildir. Bütünü sorgulamamız gerekir burada.
Peki siz 28 Şubat kararlarını imzalar mıydınız?
İnsan kendisine uymayan şeye rahatlıkla muhalefet şerhi koyabilir.
28 Şubat sürecinde maliye bakanıydınız. Muhalefet ettiniz mi?
Benim 28 Şubat sürecinde ilkelerimi bozacak herhangi bir davranışımı, onayımı, konuşmamı gördünüz mü?
Eleştirdiğinizi de duymadım ben.
Biz değerlendirmelerimizi çok değişik zeminlerde yaptık.
Konuşmanızın başında 'Türkiye için değişmezler ve değişebilirler' var dediniz. Türkiye'de neler değişemez sizin için?
Laik, demokratik, hukuk devleti çok net bir değişmezdir. Bunun dışında bir arayış içinde olamayız. Bunun değişmez oluduğunu bilmek lazım. Bunu değiştireceğim diyen bir parti yoluna devam edemez.
MGK'nın varlığı demokratik hukuk devletine uygun mu sizce?
Bizim programımız, seçilmişlerin üzerinde politika belirleyen kurumları uygun görmüyor. Hatta yasalaşma süreçlerinde seçilmiş olmak da yeterli değil bizim için. Bu süreç de sivil toplum örgütleriyle birlikte oluşturulmalı.
Erbakan başbakanken Susurluk skandalı için 'faso fiso' demişti. 'Devletin içinden birilerinin çete kurması sizce de faso fiso mu?
Susurluk çok önemli bir hadise. Devletin kanunsuzluk yapması, hukuk ve anayasal kuruluşlar dışı bazı kurumlaşmalara gitmesi ülke için felaket olur. Bu, Türkiye'nin çözmesi gereken en temel konulardan biridir.
Siz, yenilikçi olduğunuzu söylüyorsunuz ama adı Susurluk'la sıkı bir biçimde irtibatlandırılan Mehmet Ağar'a yeni partinin üyeliğini teklif ettiğinizi okudum. Ağar'ı yeni partinize çağırdınız mı?
Bizden hiçbir isim Sayın Ağar'la görüşmedi, kendisine bir teklifte bulunulmadı. Ağar'la çizgimiz çok farklı. Biz şeffaf, derinliği olmayan, insanların görünce anladığı bir siyasi parti kurmaya çalışıyoruz. Bu görüntüyü bozacak yapılanmaya gitmeyiz.
Kuracağınız partinin lideri olacağı anlaşılan Tayyip Erdoğan, 'Bizim referansımız İslam' demişti. Sizin referansınız ne?
Belki bireysel anlamda söylemiştir. Benim de günlük hayatımda pek çok davranışımda referansım İslam'dır.
Erdoğan 1996 Eylül'ünde kendisiyle yaptığım röportajda söyledi bunu. Devletin yönetimiyle ilgili olarak, "Bizim getirmek istediğimiz sistem Allah'ın hükümlerine ters olamaz. Bizim referansımız İslam'dır. Bizim getireceğimiz sistem bir defa bu referansa ters düşmeyecek... Devletin yönetimi bu hükümlere ters olmayacak. Yapacağımız şey budur"dedi.
Devlet yönetimiyle ilgili siyasi hareket olarak benim referansım 'demokrasi, temel insan hak ve hürriyetleri'dir. Bu da hukuk devleti zemininde, Anayasa ve yasalar çerçevesinde yürütülür.
Henüz Tayyip Erdoğan'dan ve bu hareketin ileri gelenlerinden Türkiye'nin ciddi sorunları hakkında ciddi projeler duymadık. Türkiye'nin ciddi sorunları hakkında ciddi çözüm önerileriniz var mı?
Var. Demokrasi ve insan hakları Türkiye'nin önemli sorunu. Biz çağdaş standartları getireceğiz. Temel hedefimiz zenginleşme ve demokratikleşme.
İktidar olursanız IMF ile ilişkileriniz nasıl olacak?
IMF, Dünya Bankası uluslararası kuruluşlardır. Bunlarla ve diğer uluslararası kuruluşlarla da ilişki içinde olunacak. Dünyaya kapanarak iş yapamazsınız. Biz piyasa ekonomisinden, tam rekabetten yanayız. Devletin ekonomideki rolünün düzenliyici, denetleyici, yönlendirici olduğuna inanıyoruz.
Kıbrıs konusunun çözümüyle ilgili bir fikriniz, projeniz var mı?
Kıbrıs'ta yaşayan vatandaşlarımızın kendi kaderlerini ve geleceklerini tayin etme hakkına saygı duymak lazım.
Eğer oradaki insanlar Avrupa Birliği'ne Rumlarla birlikte, Türkiye'den önce girmek istiyorlarsa, girebilmeliler demek mi bu?
Kendi kaderini tayin hakkını içeriyor bu.
Kürt sorunuyla ilgili çözümleriniz var mı? Anadilde yayın ve eğitim hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu konudaki çağdaş ölçüler neyse doğru olan odur. Belki devlet yayını
olarak değil de, özel yayın ve eğitim girişimi olarak bu hakları kullanabilmeliler. Bu sorun, Türkiye'nin içinde bulunduğu zemin dolayısıyla bizimle, siyasetle bağlantılı olmaktan bir noktada çıkıyor tabii. Burada reel politikayla, reel gerçeklikle karşı karşıya kalıyorsunuz. Çünkü belli bir kesim tarafından bir tehdit ve bölünme algılaması var. Bu tehdit ve bölünme algılaması, özgürlüklerle ilgili diğer konularda da zaman zaman karşımıza geliyor. Bir siyasi parti açısından en temel faktör ülkede normalleşmenin sağlanmasıdır.
Reel politika dendiğinde irkiliyorum artık. Ne zaman bir siyasetçi bir sorunun çözümünde lafa reel politika diye başlasa, bu statükonun, mevcut yapının aynen süreceği anlamına geliyor. Siz, 'Kürt sorunu siyaseti aşan bir zemin, burada reel politika devreye giriyor' dediniz. Eğer Türkiye'nin en temel sorunlarından birine siyasetçi çözüm bulamayacaksa, siz siyasetçi olarak hangi sorunu çözeceksiniz? Gene ayrıntılarla mı uğraşacaksınız?
Biz her şeyi çözeceğiz. Dünyanın hiç bir yerinde hiçbir parti reel zemini yok sayarak politika yapmaz. Siz dönüşümleri sağlamak için ilkelerinizi ortaya koyarsınız ama reel zeminden kaynaklanan bazı tıkanmalar olabilir. Sizin bu olumsuzlukları, bir kavga, gerginlik ortamına dönüştürmeniz yanlıştır.
Siz, topluma kendinizi bir hediye paketi gibi sunuyorsunuz. Bu paketin içinde ne var hâlâ bilmiyoruz. Eğer bir siyasi parti olacaksanız, bu paketten hangi politikalar çıkacak söyler misiniz?
Temel hak ve özgürlükler çıkacak.
Dinin altını fazlasıyla çizen partilerin özellikle şehirli kadınları tedirgin ettiğini, din adı altında erkeklerin kadınları baskı altına alacağından çekindiklerini herhalde biliyorsunuz. Kuracağınız parti, kadınların yaşamlarına karışmayı düşünüyor mu?
Biz kadınların da, erkeklerin de istediği gibi yaşamasından yanayız. Yaşam tanzim etmek bizim işimiz değil.
Sizin çizginizin mayolu kadınları aşağılaması eski zamanların olayı değil.
'94 belediye seçimlerinde Bartın'da sahilde, çocuk, bayan ve erkeklere Refah yazılı deniz topları dağıttık biz. Kadınların bizden korkması için haklı bir zemin yok. Üstelik yeni harekete en çok ilgi duyanlar modern bayanlar.
Seçime giren yenilikçilerin, yeni bir hareketi özlemiş olan çevrelerin de oyunu aldıktan sonra Saadet Partisi ile birleşeceğine ya da iktidar ortaklığı kuracağına dair söylentiler var. Seçimlerden sonra Saadet ile birleşme planlarınız var mı?
Bizim siyaset anlayışımız farklı, hiçbir partiyle birleşemeyiz.
Seçimlere kadar, Türkiye'nin sorunlarını çözmeye yönelik büyük bir proje hazırlayabilecek misiniz? Yoksa seçmenin diğer partilerden bıkmasından yararlanıp iktidara gelmeyi mi düşünüyorsunuz sadece?
Biz kendi tezlerimizle ortaya çıkacağız. Diğer partilerin başarısızlıklarıyla kendimizi rahatlatmayacağız.
Abdüllatif Şener NEDEN?
Türkiye'deki bütün siyasi partiler hızla seçmenini kaybederken, siyasi hayatımızda yeni bir oluşum belirdi. Kapatılan Fazilet Partisi'nden ayrılanların Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde oluşturduğu bu yeni hareket, kamuoyu araştırmalarına göre halkın ilgisini çekiyor. Ancak bu hareketin niteliği, amaçları, sorunlar karşısındaki çözümleri ve projeleri konusunda hiçbir bilgimiz yok. Hangi sorunu nasıl çözeceğini bilemediğimiz bir siyasi partinin halkın böylesine ilgisini çekmesi de bir başka sorun, ama biz bu yeni partinin kurucularından Abdüllatif Şener ile görüşerek partilerinin net tavrını ve sorunlara getireceği çözümleri öğrenmeye çalıştık. 1991'de Meclis'e giren ve üç dönemdir kapatılan Refah-Fazilet çizgisinin Sivas milletvekilliğini yapan Doç. Dr. Abdüllatif Şener, Refahyol koalisyon hükümeti döneminde bir yıl maliye bakanlığı yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yapan Abdüllatif Şener, Hacettepe Üniversitesi'nde maliye doçenti oldu. Abdüllatif Şener'in 'Tanzimat Döneminde Osmanlı Vergi Sistemi' isimli bir kitabı var.