Dink bir çocuğa vurdurulmuş

Babası ihbar etti
Hrant Dink suikastının zanlısı olaydan 32 saat sonra yakalandı. Failin görüntülerinin yayımlanmasının ardından Trabzon'dan bir vatandaş polisi arayıp, "Dink'i vuran benim oğlum" dedi; zanlı 17 yaşındaki Ogün Samast'tı.
Başbakan açıkladı
Polis akşam saat 23.00'te Samsun Otogarı'nda Samast'ı operasyonla yakaladı. Zanlının yakalandığını ve adını resmi olarak ilk önce Başbakan Erdoğan, Kızılcahamam'daki AKP kampında bir basın toplantısı düzenleyerek açıkladı.
Altı kişi daha gözaltında
İkinci açıklama İstanbul Valisi Güler'den geldi: "Üzerinden suikastta kullandığı silah ve beyaz beresi çıktı." Trabzon'da da altı kişi yakalandı. Zanlıların Alperen Ocakları üyesi olduğu öğrenildi.

İSTANBUL/ANKARA - Hrant Dink cinayetinin zanlısı babasının ihbarıyla yakalandı. Cinayetin üzerinden 32 saat geçtikten sonra yakalanan zanlı
Ogün Samast 1990 doğumlu. Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) gençlik örgütü olan Alperen Ocaklarına kayıtlı olduğu belirtilen Trabzonlu Samast'ın ortaokul mezunu ve işsiz olduğu açıklandı. Samast suçunu savcıya itiraf etti.

Samast, Pelitlispor'da bir dönem futbol oynamış. Zanlının yakalandığını Erdoğan açıkladı.
FOTOĞRAF: ŞENOL ÇAKIR / DHA


AKP'nin Kızılcahamam'daki toplantısında Dışişleri, İçişleri ve Adalet Bakanı ile birlikte gece yarısı açıklama yapan Başbakan Tayyip Erdoğan, cinayet zanlısı Ogün Samast'ın Samsun'da yakalandığını açıkladı. Erdoğan, Samast'la birlikte hareket eden diğer şahısların da daha önce Trabzon'da yakalandığını bildirdi. Olayda kullanıldığı zannedilen silahın da Samast'ın üzerinden çıktığını belirten Erdoğan, kameralarda zanlı üzerinde görülen beyaz renkli berenin de çıktığını söyledi. Erdoğan, kısa zamanda failin yakalanması nedeniyle güvenlik güçlerini tebrik ederken, "Ülke, demokrasi ve özgürlük mücadelesi adına teşekkür ediyorum. Bundan sonra konuyla ilgili izlenecek yollar emniyet ve yargı teşkilatlarımız tarafından takip edilecektir. Salı günündeki cenaze töreninden önce failin ortaya çıkması memnuniyet verici olmuştur" diye konuştu.
Saldırganın bireysel mi örgütsel mi hareket ettiğinin emniyet güçlerinin çalışması ve yargı sürecinde ortaya çıkacağını kaydeden Erdoğan, "Bugünden söylemek yanlış olur" dedi. Erdoğan, cinayetin Rahip Santora bağlantısı olup olmadığına ilişkin araştırmanın da derinlemesine araştırıldığını kaydetti. Erdoğan, İtalya Başbakan'ı Prdodi ile Bolu Tüneli'nin açılışına katılacak olması ve TBMM'deki gizli oturumu nedeniyle cenazaye katılamayacağını bildirirken, kendisinin yerine bir Başbakan Yardımcısı, İçişleri Bakanı ve İstanbul milletvekillerini katılacağını söyledi.
Kamera görüntüleri
Samast'ın yakalanmasını sağlayan süreç, İstanbul Valisi Muammer Güler'in sabah saatlerinde Dink'in katil zanlısının kamera kayıtlarını basına dağıtmasıyla başladı. Bu görüntülerin televizyonlarda yayınlanmasının ardından yaklaşık üç saat içinde valiliğin verdiği telefon numaraları ile mail adreslerine 230'un üzerinde ihbar geldi ve bu ihbarlar polis tarafından tek tek değerlendirildi.
Verilen telefonlara yapılan aramaların bir kısmı İstanbul dışından hatta Türkiye dışından yapılmıştı. Telefonların bazıları da protesto içerikliydi. Akşam tekrar toplantı düzenleyen Vali Güler kendilerine gelen 20 ciddi ihbarı değerlendirdiklerini açıkladı.
Babası ihbar etti
Bu açıklamanın yapılmasının üzerinden iki saat bile geçmemişken katil zanlısının kimliği babasının yaptığı ihbar sonucunda belirlendi. Baba Ahmet Samast, katil zanlısının görüntülerini televizyonda izleyince, Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne giderek, "Evet bu benim oğlum Ogün" demişti. Kimliğin kesin olarak belirlenmesinin ardından operasyonu yoğunlaştıran polis ekipleri, Ogün Samast'ı, akşam saat 23.00 sıralarında Samsun Otogarı'nda, Trabzon'a gitmek üzere bindiği otobüste gözaltına aldı. Yakınları, psikolojik problemleri olduğunu iddia ettikleri Ogün Samast'ın internet kafelere sık gittiğini de öne sürdü. AKP'nin Trabzon milletvekilleri de Dink'e suikast düzenleyen kişinin Trabzonlu olduğunun ortaya çıkmasını ardından Başbakan Erdoğan'la bir toplantı düzenledi. Vekiller Erdoğan'a, saldırganın ailesini tanıdıklarını belirterek, "Babası bir belediyede çalışıyor. Çocuk uyuşturucu bağımlısı. Dört gün önce üç arkadaşıyla birlikte İstanbul'a gitmiş. Günlerini de dayısının kahvesinde geçirmiş" bilgisini verdiler. Operasyon, İstanbul Emniyeti ile koordineli sürdürülmüştü. Katil zanlısının yakalanmasına ilişkin ilk bilgiler başta Erdoğan olmak üzere hızla yetkili birimlere iletildi. Erdoğan'ın Kızılcahamam'daki basın toplantısının ardından kameraların karşısına geçme sırası, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile birlikte İstanbul Valisi Güler'deydi.
Silah ve bere üzerinde
Güler, Samsun Otogarı'ndan Trabzon'a hareket etmekte olan Samast'ın özerinde cinayet silahı ve cinayetin simgesi haline gelen beyaz beresi bulunduğunu da açıkladı. Güler olayla ilgisi olan altı kişinin daha Trabzon'da gözaltında olduğunu, bu kişilerin de İstanbul'da sorgulanacağı bilgisini verdi. Bu kişiler, Ogün Samast'ın Trabzon'da aynı Pelitli mahallesinde oturan arkadaşlarıydı. Gözaltına alınanlar arasında 2004 yılında Trabzon'da Mc Donalds'ın bombalanması olayına adı karışan Yasin Hayal de bulunuyor. Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir, İstanbul'a gönderileceğini açıkladığı diğer zanlıların, katil zanlısına yardım edip etmediklerinin araştırıldığını söyledi. Bu arada Trabzon Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nde gözaltında bulunan kişilerden birinin pencereye çıkarak, "Komplo var. Bunlar bir oyun" diye bağırdığı görüldü. Bu kişi daha sonra güvenlik görevlilerince içeri alınarak, ışıklar söndürüldü.
Öte yandan katil zanlısı Ogün Samast'ın, Ermeni sorununa ilişkin "Ermeni Sorunu - İddialar ve Gerçekler" adlı bir CD hazırlayan Forsnet Bilgi Teknolojileri Şirketi'nin Genel Müdürü Orhan Samast'la olan soyadı benzerliği de dikkat çekti.
BBP'den yalanlama
Katil zanlısı olarak gözaltına alınan Samast'ın Alperen Ocakları üyesi olduğu yönündeki bilgiler, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu tarafından yalanlandı. Yazıcıoğlu, "Bizim arkadaşlarımız böyle birini tanımadıklarını ve Ocak ile bir ilgisinin olmadığını aktardı" dedi. Yazıcıoğlu, Türkiye'nin büyük bir provokasyonla karşı karşıya olduğunu, Büyük Birlik Partisi'nin de bu provokasyonun içine çekilmeye çalışıldığını savundu.